En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Turgay Buğdacigil
Takipçi
2.427 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
16 Nisan 2021 tarihinde eklendi
Senaryosu, Alan Moore ve David Lloyd'un aynı isimli DC patentli çizgi roman serisinden (1988) uyarlanarak trans kız kardeşler Lana (Larry) ve Lilly (Andy) Wachowski tarafından yazılan “V for Vendetta”, yönetmen koltuğunda James McTeigue'nin oturduğu distopik bir aksiyon...
Filmimiz:
"5 Kasım'daki barut ihaneti ve komployu unutma...
Peki o adam?
Yani adı Guy Fawkes olan ve 1605 yılında Parlamento Binasını havaya uçurmaya çalışan kişi..."
Söylemi ile başlıyor...
İşte bütün bunlar aklımızın bir köşesinde dursun ve biz 2005 yılına dönelim...
İngiltere, Adam Sutler'ın (John Hurt) Başbakan olduğu ırkçı ve neo - faşist bir dikta rejimince yönetilmektedir...
Tarihler 4 Kasım'ı gösterirken süslenerek, tam da sokağa çıkma yasağının başladığı esna da Deitrich'e (Stephen Fry) gitmek amacıyla kendini sokağa atan Evey Hammond'ın (Natalie Portman) önünü Willy (Mark Phoenix) ve Baldy (Alister Mazzotti) isimli, kötü niyetli oldukları her hallerinden belli olan iki gizli parti polisi keser...
Evey, imdat çığlığını basınca da yardımına anında, gerçek kimliğini yüzündeki Guy Fawkes maskesi ile gizleyen V (Hugo Weaving) yetişir...
Ve Evey'i davet ettiği; Tchaikovsky'nin, Napolyon ordularının Rusya'yı işgaline direnişin anısına bestelediği 1812 Uvertürünü çalacağı konserde V, havai fişeklerin eşlik edeceği müthiş bir patlama ile Old Bailey adalet binasını havaya uçuracaktır...
Ki bu, aslında bir 5 Kasım anması da olacaktır...
Elbette Sutler'ın ekibindeki Gestapo'yu anımsatan parti polisinin lideri Creedy (Tim Pigott-Smith), hükümetin "kulağı" olan Etheridge (Eddie Marsan), propaganda bölümünün başkanı Dascomb (Ben Miles), Heyer (Guy Henry) ve Yeni Scotland Yard'ın Baş Müfettişi Finch (Stephen Rea), iyice sertleştirilen önlemler ile soruşturmayı derinleştirmişlerdir...
Ancak her ne kadar görüntüleri kameralarca tespit edilmiş olsa da maskesi nedeniyle V'nin kimliği bir türlü saptanamamaktadır...
Yalnız Sutler'ın adamları BTN televizyonu çalışanı Evey'e çok kolay ulaşmışlar ve tutuklamak üzere de yola koyulmuşlardır...
Gerçi burnu iyi koku alan V'de aynı yere gelip, önce TV binasındaki rejiyi ele geçirecek ardından da önceden hazırladığı görüntülü bir CD ile tüm İngiltere'ye seslenecektir...
Bu sert çıkış, pek çok yurttaşının uyanmasına da sebep olacaktır...
Tam polislerce enselenirken de bu kez V'nin yardımına daha sonra yere düşerek bayılan Evey yetişir...
Evey kendine geldiğinde, V'nin yer altındaki evindedir ve bir sonraki 5 Kasım'a kadar orada beklemesi gerekecektir...
Zira bütün polis teşkilatı ikisinin de peşindedir...
Evey önce buna biraz sert bir tepki verse de çok geçmeden yatışarak kabullenir...
Derken V'de hesabını kesmek üzere BTN kanalında Sutler'ın korku imparatorluğunun tetikçiliğini yapan anchorman Lewis Prothero'nun (Roger Allam) ziyaretine gider...
Ölümle sonuçlanan bu küçük ziyaret, bundan sonraki "kırmızı bir gül" ile süslenen "intikam" cinayetleri serisinin ilk halkasıdır...
Ardından da V'nin beğenisi aracılığı ile "The Count of Monte Cristo" (1934) filmine bir saygı duruşu da gelir...
Dakika 36...
Geride V ve Evey'in gerçek kimliklerinin yanı sıra Larkhill toplama kampı ve "intikam" cinayetleri serisinin diğer maktulleri ile nedenini öğreneceğiniz 96 dakikalık bir heyecan fırtınası sizleri bekliyor...
54 milyon dolarlık bir bütçe ile çekilen ve Cinesite VFX teknisyenlerinin bütün hünerlerini ortaya koydukları bu filmi henüz izlememiş olanlara hararetle öneriyoruz...
Wachowski Kardesler'in yonetmen koltugunu Matrix uclemesinde yardimci yonetmenliklerini ustlenen James McTeigue'ye devrettikleri "V for Vendetta", farkini bizzat kardeslerin kaleme aldigi senaryosundaki tavriyla ortaya koyuyor. Ancak seyircisinin uzerine gumbur gumbur gelen senaryo bir yerden sonra seyircisini yormaya basliyor. Bu arada devreye girmesi beklenen hikaye akisindaki temponun yukselmesi ve final bir turlu tam anlamiyla seyircisini hareketlendiremiyor. Wachowski Kardesler belli ki gorsel numaralara ve hareketli bir tempoya sahip olmayan filmlerinin yonetmenlik koltugunu "bu kez gosterecek fazla birseyimiz yok" dercesine bizzat ustlenmemisler ve McTeigue'ye devretmisler. V rolunde karsimiza cikan Hugo "Agent Smith" Weaving, tek bir sahnede bile yuzunu gostermeyerek sadece sesiyle filmi suruklemeye calisiyor. Yan rollerde John Hurt (rolu bir nevi Hitler yorumuydu sanki), Stephen Fry ve Stephen Rea'yi da izlemek belli bir keyif veriyor. Ancak filmin yine de bende tam anlamiyla bekledigim etkiyi yarattigini soyleyemeyecegim.(6/10)
Alan Moore ustanın grafik romanının pek parlak olmayan ve yeterince tatmin etmeyen uyarlaması.Ancak sesini ve beden dilini mükemmel kullanan Hugo Weaving ve göz kamaştırıcı Natali Portman için izlemeye değer.7/10
hoş vakit geçirmek istiyorsanız izlenmeye değer.ama açıkçası ben o kadar hoşlanmadım.Natalie Portman vasattı ayrıca nerde o sevginin gücündeki natalie. biraz insanın içindeki isyan duygularını kabartıyor.O kadar kişi öldürmesinin sebebi kendisinin yanmasımı yoksa yanmasaydıda yine devrim yapacakmı gibi sorular sorduruyor ama film bize.10 üzerinden 6.5 hadi 7 olsun
Politik mesaj kaygısı taşıyan bir filmin bunu izleyicisinin kafasına vura vura,yüzüne bağıra bağıra söylemesi hoş değil tabii ki ama McTeigue ilk filmini bir şekilde çok iyi olmasa da iyi denilebilecek şekilde kotarmayı başarıyor.Ama yine de bazı şeyler (örneğin isyanın altında yatan fikirler ve oluşum koşulları...) daha detaylı anlatılabilirdi.
Sırf çizgi romanı bitirdikten sonra seyredeyim diye on üç gün bekledim, bugün müthiş bir heyecanla girdim salona ama aynı şekilde hissederek çıkamadım maalesef.Galiba biraz fazla takılıyorum ayrıntIlara fakat, Sin City nin o şahane uyarlamasını gördükten sonra V den de epey ümitliydim. Sin City çizgi romana inanılmaz derecede sadık kalınarak çekildi filme V nin de ancak bu biçimde iyi olacağını düşünüyordum ama yok, istediğim veya beklediğim gibi değil.Senaryonun gereksiz değişiklerle bezendiğini görünce filmi suratım asık bitirdim! İllaki aşk öyküsü sıkıştırmaları gerekiyordu sanki.Çizgi romanda Evey ve V arasında o tarz bir ilişki yok çünkü. Ama Parlemento binası patlamalarının ve V nin hükümet için çalışan kişilerle olan mücadele sahnelerinin çok iyi olduğunu söylemem gerek. Daha fazla çizgi roman-film kıyaslaması yapmayayım ama şu bir gerçek ki, çizgi romanın yaratıcısının film için ekibe yardımcı olması ile harikalar yaratılabileceğini kanıtlayan Sin City e defalarca kez övgüler yağdırmak istiyorum.Yaşasın Frank Miller! Buarada filmi beğenen ve V ile ilgilenen kişilere çizgi romanı şiddetle tavsiye ederim.Kitap bittiğinde Alan Moore ve David Lloyd un önünde diz çökmek istedim! Çok çok iyiydi kesinlikle...
Güzel bir film.Finaldeki bıçaklı sahne ve sonrası çok etkileyiciydi.Filmdeki sözler ve göndermeler filmi sıradanlıktan çıkaran ve tekrar seyretme isteği uyandıran güzellikler.Ama konu çizgiroman uyarlaması ve 2006 nın en iyi filmi olacaksa Sin City benim için açık ara önde.İçi dolu,kaliteli,zekice hazırlanmış bir macera filmi istiyorsanız kesinlikle kaçırmayın bu intikamı derim.
başarılı bir film olmuş ama insan daha fazla aksiyon bekliyor filmin tek eksiği bu. natalie portman’a hayran olmamak ise elde değil. izlemenizi tavsiye ederim...
İlginç bir senaryosu var,herşey tamamda,olan bitenler derin güçler,arka planda dönen iktidar savaşı bir ölçüde anlaşılır,alt bi konu var filmde,eşcinsellik! normal bir tonda anlatılıyor,tuhaf olan bu!
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.