En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Ilknur K
Takipçi
1.255 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
8 Ekim 2008 tarihinde eklendi
İngiliz aşk romanının filme uyarlanmış hali. harika idi. sizi alıp götürüyor içine çekiyor bu film. zaten ben eski ingiliz hanedanlarının yaşamını konu alan filmleri hep sevmişimdir. oyuncular fevkulade. 10/8
bir jane austen eseri daha.filmin austenin hayatını anlatan becoming jane ile çokça örtüşen tarafları olduğunu fark etmek hiç de zor değil.kimi zaman aynı sahneleri ve diyalogları önceden izlemiş hissini veriyor size.ve ayrıca bridget jonesun günlüğünde helen fieldingin de jane austendan ne kadar fazla etkilendiğini,hatta ana karakterlerden birinin ismini de,darcy,ünlü kadın yazardan aldığını rahatlıkla görüyoruz.pride and prejudiceta oyuncu seçimi tek kelimeyle mükemmel.ki romantik filmlerde oyuncuların uyumu ne kadar önemlidir bilirsiniz.knightley ve macfadyen ve paralel ilerleyen pike ve woods ilişkilerinde bu uyumu fark ediyoruz ve bu çiftlere sempati besleyerek onların mutlu olmasını istiyoruz.ve romantik filmlerde eğer bu hava yakalanmışsa zaten o film başarılı olmuş demektir.bunlar dışında kostümleri,mekanları,çekimleri ile kaliteli bir dönem filmi de izlemiş oluyoruz.iki büyük usta gıcık anne ve mantıklı baba rollerinde harikalar,kısacası eksiği olmayan ve puanını hak eden üst düzey kaliteli bir yapım.
Güzel bir filmdi ama 10 numara bir aşk filmi olduğunuda söylemek yanlış olur diye düşünüyorum.Keira kinghtley başarılıydı.Türün meraklıları bir göz atsınlar derim.8/10
en katı kalpleri bile yumuşatacak kadar sıcak bir film...aşkı iliklerinize kadar hissettiriyor ve yer yer duygulandırıp gülümsetiyor.keira knightley’e bu filmde bir kez daha hayran kaldım...8/10
5 yıl önce sinemada izlemiştim ve gerçekten güzel bir dönem filmi.. masalsı bir anlatımı var bence ve en önemlisi de oyuncular çok doğaldı.. ama mükemmel diyebileceğim bir film değil çünkü yüzde yüz etki yaratmadı bende... kaliteli, naif, hoş bir film.. en fazla 9/10
kitabını okumuştum filmi de geçen gün izledim..çok beğeneceğimi ummuştum ama çok etkileyici gelmedi kitaptan sonra sanki film kesintiye uğramış izlenimi yarattı bende..yine de kitaba birebir sadık kalınmış eminim ilk önce filmi izleseydim daha farklı düşünürdüm..ama herşeye rağmen güzeldi..
aşk flmi deil diyen arkadaşlarm romantizim yok diyen arkadaşlarm okumadıgınz içn bilemezsiniz tabii aşk olması için öpüşmeleri ve cinsel birşey yaşamalrı gerek öyle degilmi siz aşktan ne anlarsınız ki !! filmde temiz ve masum bir aşk anlatılıyor gerçek aşktan anlayanlar(!) kaçırmayın bu filmi :)) özellikle kitabı okuyup ve büyü zevk alanlar filmdede çok şey bulacaktır..
film oldukça seviyeli. romantizmi gerçekten damağınızda kalıyor. konuşmalar o kadar etkileyici ki kendinizi birilerine müthiş iltifatlarla aşık edeceğinizi zannediyorsunuz.-romantik filmse -evet..
2.kez yine izledim, bu sefer izleme sebebim kitabı bitirdim ve birkez daha Darcynin buz gibi bakışlarında kaybolmak istedim :PKitap muhteşem, film muhteşem, izleyin ve filme aşık olun (L) ..***..
ağır ilerleyen konusuna rağmen ihtiraslı bir aşkın çekiciliğine kaptırıyor sizi film.ara ara eğlenceli ve komik de olabilen film oldukça başarılı ve izlenmesi keyifli.
güzel bir film.. özellikle görüntüler ve müzik son derece etkileyici ve şiirsel.. etkileyici olmasındaki en önemli unsurlardan biri de filmin tagline ı :'Sometimes the last person on earth you want to be with is the one person you can’t be without'
bu film şunu ispatlıyor ki; sevişme sahneleri olmadan hatta öpüşme sahnesi bile olmadan bile aşk istenirse çok güzel anlatılabiliyor.. hatta insanın o zamanlarda yaşayıp, bu zamanlarda yaşananlara, aşk denilen şeylere gülesi geliyor.
Delicesine yağan yağmur altında Mr. Darcy'nin aşkını itiraf ettiği ve karşılık beklediği sahne gördüğüm ve unutamadığım romantik sahnelerin başında gelir. Lizzie'nin bütün kızgınlığına, içinde duyduğu içten içe büyüyen nefretine rağmen Mr. Darcy'in yüzüne bakışını, aşkın çekimine karşı koymaya çalışmasına rağmen Mr. Darcy'nin tek bir hareketinde çözülüverecek gibi görünen ruh halini ve oluşan duygu atmosferini kaç filmde bulabilirsiniz ki...
Bu filmdeki romantik var oluşun temelinde sanat yönetmeninin bakış açısının çok etkili olduğunu düşünüyorum. Aklınıza filmin en can alıcı sahnelerini getirin, kendinizi oracıkta bulduğunuz filmin içine serpiştiriverilen o eşsiz sahneleri düşününüz, hayatta benzeri olmayan yaşayamadığınız bir duyguya dokunacak kadar yakınsınızdır. Romantik sinemanın büyüsüde buradan ileri gelir, günlük hayatın sıradan alışkanlıklarına esir düşen hayallerinizin çırpındığını, size birşeyler anlatmak istediğini sadece ve sadece bu kareler duyar. O anda karşınızda bir film yoktur artık çözümlenmesi gereken bir aşk ve ulaşılması gereken sonsuz bir mutluluk vardır. İzleyici karakterlerle özdeşim kurarak sanal bir birlikteliğe merhaba demiş ve en çarpıcı karelerin müzikle bezenmiş romantizm kapılarından geçmeye hazır hale gelmiştir.
Gurur yalnızlığımızın kalesidir.
Romantizmin drama ile iç içe geçtiği bir filmde aşık bir karakterseniz önyargılarla, yalanlarla ve sonu gelmeyen ayrılıklarla boğuşmak zorundasınız. Aşkın önyargılarımızla verilecek bir savaşı, sevdiğine ulaşmak için aldanmaması gereken yalanları ve dayanılması gereken yürek burkan ayrılıkları vardır. Hele de Bennet ailesinin bir ferdiyseniz işiniz daha zordur. Bennet kızları annelerinin elinde müstakbel bir eş adayına dönüşmeyi beklemekte ve en küçükleride bütün şımarıklığıyla toplumsal ayrımın sınırlarını hiçe saymayı kendinde bir hak olarak görmektedir. Bu Mr. Darcy'nin görgü kurallarına dikkat etmemek hususunda hatırlatıcı tavrını ön plana çıkaracak, Jane'nin duygularını belli edemeyişinde daha da belirgin hale gelerek bir tavsiyeye nihayetinde en yakın dostunun yaşaması gerektiği bir ayrılığa dönüşecektir. Lizzie'nin gururunun aşktan uzak bir yalnızlığa dönüşmesi için bir subayın varolmayan geçmişine, ablasının hazinli öyküsüne ihtiyacı vardır. Elindekiler bir aşkın itirafında hançere dönüşecek sevgi sözcüklerinin son nefesi olacaklardır. Aynanın karşısında gündüz geceye karışacak, karanlıkta uzatılan bir mektup büyük kederlerle aşkın yenilişini gururun zaferini dünyaya duyuracaktır.
Elizabeth'in geldiği bu noktada ayrılığın yalın gölgesi bedenini yormakta ailesinin yaptıklarına, kardeşlerinin bu duruma nasıl geldiğine bir anlam vermeye çalışmaktadır. Olan bitenlerden ve yaşanamamış bir aşktan başka gerçekliği göremeyen gözlerine, güneşin yakıcı ışıklarını, doğanın engin manzaralarını vaat etmiş ve akrabalarıyla çıkacağı kır gezisinde kaderine hüküm biçmiştir. Bu noktada yönetmen Jane Austen'in isteğine boyun eğmiş gibidir. Tesadüflerin aritmetiğinde gururu parçalara bölecek aşkı için her şeyi yapabileceğini ispatlayan Mr. Darcy'i yüceltecektir. Romantik erkeğin anatomisini sanata düşkünlüğüyle, nazikliğiyle ve sevdiği için yapabilecekleriyle şekillendirendirecek, bu da Mr. Darcy karakterine olan hayranlığımızın ne kadar doğru olduğunu gözler önüne serecektir.
Kendini beğenmişler komedyasının kraliçesi Lady Catherine yeğeninin gidişatını beğenmeyecek, gecenin geç saatlerinde kapıları vuracak ama dedikoduların doğru olmadığına dair sözü Lizzie'nin dudaklarından işitemeyecektir. Çünkü Lizzie'nin bu aşka vereceği bir cevap vardır o da değersiz insanların yüzüne sarfedilmeyecek kadar değerlidir.
Sabahın ilk ışıkları alacakaranlığı sona erdirmek için yol alırken, iki aşığın yolu ile kesişecek, seyirciyi bu eşsiz görüntüyle aşkın saflığına ve mutlu sona davet edecektir.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.