“Bu akşam ne izleyelim?” diye arşivimizi karıştırırken gözümüz, Amerikan hukuk sisteminin ipliğinin pazara çıkartıldığı en güzel filmlerden biri olan “Michael Clayton” a takıldı…
Dünya prömiyerini Venedik Film Festivalinde yapan ve Metacritic’in “Mutlaka İzlenmeli” dediği filmler listesinde yer alan “Michael Clayton”, The Bourne Legacy (2012) nin de senaristi ve yönetmeni olan Tony Gilroy’un ilk uzun metrajlı sinema filmi…
1 Academy ödülü dâhil toplam 27 ödülü artı olarak hanesine yazdıran filmin, Academy ve BAFTA dâhil toplam 18 ödül adaylığı olan özgün senaryosunu da Tony Gilroy yazmış…
25 milyon dolarlık bir bütçeyle çekilip 93 milyon dolarlık bir gişe yapan filmin, George Clooney, Tilda Swinton, Tom Wilkinson ve Sydney Pollack’lı oyuncu kadrosu da müthiş… O yıl, bu oyunculardan ilk üçü de pek çok ödüle aday olurlarken aralarından sadece Tilda Swinton, 1 Academy ve 1 BAFTA ödülü ile yetinmek zorunda kalmıştı…
Filmin, 7.3/10 (145.213 oy) ve 3.5/5 (299.845 oy) olan IMDB ve Rotten Tomatoes izleyici puan ortalamalarıyla 7.6/10 (198 yorum) ve 82/100 (36 yorum) olan Rotten Tomatoes ve Metacritic yorum ortalamaları da oldukça iyi…
Yani, en azından kâğıt üzerinde de olsa, nereden bakılırsa bakılsın karşımızda izleyicisine dört dörtlük bir seyir keyfi vadeden kaliteli bir sinema filmi var…
“Gerçekten öyle mi?” diyelim ve filmimize biraz daha yakından bakalım…
Her zamanki gibi işe yine oyuncu kadrosundan başlayalım…
George Clooney, Tilda Swinton, Tom Wilkinson, Sydney Pollack ve TRT’nin siyah beyaz olarak yayın yaptığı yıllarda ülke insanına basketbolu sevdiren “The White Shadow / Beyaz Gölge” (1978 – 1981) dizisindeki Coach / Koç Ken Reeves rolü ile gönüllerde taht kuran Ken Howard’lı kadro için söylenebilecek çok fazla bir şey yok…
Hepsi bu işin nasıl yapılması gerektiğini bilen oyuncular…
Kadrodaki oyunculardan George Clooney’in en büyük şanssızlığı, “There Will Be Blood” (2007) filminin de o yıl çekilmiş olmasıydı… Zira yılın en iyi erkek oyuncu kategorisindeki Academy ödülü, bu filmdeki performansı ile Daniel Day-Lewis’e gitmişti…
Aynı şekilde Tom Wilkinson’da, en iyi yardımcı erkek oyuncu Oscar’ını “No Country for Old Men” (2007) filmindeki performansı ile Javier Bardem’e kaptırmıştı…
Filmin bir diğer önemli kahramanı da, kameranın arkasındaki isim olan Robert Elswit… Aynı yıl çektiği “There Will Be Blood” (2007) ile en iyi kameraman kategorisindeki Academy ödülünü kazanan Elswit’in filmografisinde, “Magnolia” (1999), “Good Night, and Good Luck.” (2005) ve “Nightcrawler” (2014) gibi filmlerde mevcut…
Aslında filmin teknik ekibinde yer alan hemen herkes bu kadar değerli… Yaptıkları işlerle birlikte isim isim hepsini saymaya kalksak, eminiz yazma işi sabaha kadar sürer… Ama bizce hiç gerek yok… Zaten başta büyük usta Sydney Pollack olmak üzere George Clooney ve Steven Soderbergh gibi deneyimli sinemacılardan oluşan yapımcılardan da başka türlü bir kadro oluşturmaları beklenilemezdi deyip bu bahsi de burada kapatalım…
Sonuç olarak, arşivimizin nadide parçaları arasında yer alan bu filmi halen izlemediyseniz, mutlaka izleme listenize alın deriz… Eminiz sürpriz finali dâhil filmin tamamına bayılacaksınız…
Keyifli seyirler,
Son bir not: Tüm hakları bize ait olan bu yorumun orijinali; bir başka mecrada tarafımızca, 25 Temmuz 2018 günü saat 01.38’de yazılarak paylaşılmıştır...
Oyunculuklara bir lafım yok;ancak bunun bir dava filmi değilde bir insanın kendi iç savaşının filmi olduğunu düşünseniz bile şu gerçeği değiştiremiyorsunuz:Bu film çok sıkıcı...
ilk sıralar filme bir anlam veremedim.daha doğrusu filmin konusunu bile okumayarak filme gittiğim için kimin iyi kimin kötü olduğunu bile algılayamadım ilk başlarda. biraz ağır hatta sıkıcı ilerlediği bir gerçek ama benim hoşuma gitti. özellikle klişe olmasına rağmen filmin finalini de bayağı beğendim. herkese tavsiye edilebilecek nitelikte bir film olmamakla birlikte yılın en iyi filmi olmadığı da söylemeden geçemeyeceğim...
Filmi bitirdikten sonra 'bir arkadaşıma tavsiye etmek istesem,filmle ilgili olumlu ne söyleyebilirim?' diye düşündüm.Açıkçası elle tutulur hiçbirşey bulamadım...5/10
Benim için hayalkırıklığı yaratan filmlerden birtanesiydi.Filmde ivme kazanan yer sadece ilk giriş sahnesiydi fakat birşeyler olucak diye sabırla bekledikten sonra tahmin ettiğinz,beklediğiniz son gerçekleşiyor.Bazı eleştirmenlerimizn yılın en iyilerinden biri olarak seçtiği bu filme puanım 4/10 en fazla.
Tony Gilroy ilk filminde muhteşem bir iş çıkarmış.Oyunculuklar üst seviyede.Ağır anlatımından dolayı dikkat istiyor yalnız.Dikkatli izlediğinizde cezbedecek,kendinizi vermezseniz nefret edeceksiniz.
Tipik bir Amerikan Hukuk (Mahkeme) filmi var karşımızda. Hollywood'ta belli bir seyirci kitlesi olan bu tarz filmler, ne yazık ki hitap ettiği kitle haricinde pek beğenilmez hatta tutulmazlar. Bu tarz filmlerin en büyük dezavantajları çok ağır tempoda işleyisi, fazla aksiyon olmayışı ve çok fazla hukuki terminolojinin kullanımıdır. Ancak bu tarz filmlerden bazıları bu alanda sıradışı olup ön plana çıkmışlardır; ?Şirket?, ?Köstebek? ?Philadelphia (kısmen de olsa)? gibi. ?Michael Clayton? da bu alana giriyor bana göre. Üstelik te çok kötü bir senaryo ve kurgu olmasına rağmen (düşünün filmdeki olayların ve unsurların çoğunu ancak ikinci yarıda öğrenebiliyoruz). Filmi bana göre izlenebilir ve belki de sıradışı kılan, oyuncuların Oscar'a yakın performansları. Sadece George Clooney (ki Oscar'ı performansıyla hakikaten hakediyor) değil; Tilda Swinton, Sydney Pollack ve Tom Wilkinson da çok mükemmel oyunculuk sergilemişler. Filmde belki genel anlamda sıkılabilirsiniz hatta zaman zaman salonu terk etmek isteyebilirsiniz, ancak bu film sırf oyuncuların performansı için görülmeye değer.
bence gayet güzel bir filmdi ama herşey en sonunda belli olduğu için biraz sabırlı olmak lazım izlerken kafa karıştırıcı dikkatli izlemek lazım george clooney mükemmeldi her zamanki gibi:D
Bende büyük umutlarla gittim ama filmde çok sıkıldım bi an acaba ben mi anlamıyorum yaw dedim kendi kendime. Bir çok yerde soru işareti bıraktı bende sanırım 2. defa izlemeliyim (umarım yine sıkılmam) Filmde güzel olan tek şey Clooney in performansı. Herşeye rağmen keşke o alışıldık tarz sonlarla değil daha alışılmadık bir sonla bitseydi. 7,5/10
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.