En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
gokhankocgida
Takipçi
213 değerlendirmeler
Takip Et!
3,0
17 Temmuz 2008 tarihinde eklendi
yani böyle fılmler sanat fılmı oluyorlar ya sasırıyorum..oyunculuk ıyı ama senaryo cok saçma ne yani tum fılmın konusu 2 katılın savunulması mı-*??vede hıc bır haklı yanları yok..bunun fılm olabılıtesı nedırkı???6 dıyorum hoffman ıcın oda..muzıklerde ıyı ama senaryo saçma..
Capote, kabul etmek gerekir ki bu film herkese göre değil. Aslında bu biraz bu tarz filmlerden ne beklediğini bilmekle alakalı bişey. Bu ve bunun gibi biyografik filmlerde senaryodan öte ana karakter göze çarpar ve bencede öyle olmalıdır. Yani karakter bir anlamda senaryodur başlı başına senaryoyu o karakter yaratmıştır. Ama bazı filmlerde de olur ki bir senaryo vardır ve oyuncular o senaryo çerçevesinde ordan oraya savrulurlar...Yani anlatmak istediğim bu tarz filmlerden olağanüstü bir senaryo beklemek artık bana anlamsız geliyor. Çünkü ortada bir hayat hikayesi var sırf konu ilginç olsun diye yaşanmamış bir takım olayları o kişinin hayatına sokmak, öyleymiş gibi nitelendirmek yanlış olur. Bu filmde zaten truman capote’nun hayatında yeterince ilginçlikler yer alıyor zaten. Truman Capote gercektende dünyada gördüğüm en ilginç ve karmaşık insanlardan birisi. İnsanların kendisi sadece konuşma tarzından dolayı tanıdıklarını zannettiklerini söylüyor. Bu sözü beni çok etkiledi, gerçektende öyle değil mi bakın şöyle çevrenize sizi tanıdığını idda eden insanlara eminim sizden bir haberdir. Hatta bu konuda bay capote öyle ileri gidiyor ki zamanla çıkarları uğruna kendi kendini tanıyamaz hale geliyor. Hatta filmin sonlarında capote’ye harper lee(catherine keener) sanıkları kurtarmak istediğini ama bunun için hiç bir şey yapmadığını hatırlatıyor. İşte benim için filmin en can alıcı sahnesi buydu. Hayatımda duyduğum en manalı sözleri sarfetti catherine keener... Bu sözler üzerine uzunca düşündüm halada zaman zaman düşünmekteyim bir insan neden hem ister hemde yapmak istemez...Bütün bunlar bir yana film oldukça sade ve düz bir anlatım uslubuyla izleyiciyi zaman zaman sıksada yinede önemsenecek kadar başarılı bir film. Filmde kendimce eksik bulduğum tek şey özgün müziklerin son derece gelişigüzel ve çok az yerde çalmasıydı. Belirtmeden gecemeyeceğim philip seymour hoffman gerçekten muhteşemdi belki bu filmi bu kadar önemsememin sebebi o olsa gerek, harper lee rolündeki catherine keener de yılın en iyi yardımcı rollerinden birinı canlandırdı. Her ikiside bağımsız sinemadan gelmelerinin avantajını yaşadılar, çünkü bu rolleri sıradan bir oyuncunun kaldırması mümkün değil...
Film oldukça başarılı ve etkileyiciydi.Zaman zaman konusunda sapıyordu fakat Philip Seymour Hoffman ı izlemek o kadar harikaydı ki.Kusursuz bir performans.
Gerçekten ilginç bir film var karşımızda. İlk önce şunu belirteyim Phillip Hoffman çok mükkemel bir performans gösteriyor ve Oscar’ı da gerçekten hak etmiş. Bilindiği gibi genelde ve nedense hep yardımcı rollerde karakter oyuncusu olarak filmlerde boy gösteren Hoffman bu filmde resmen turnayı gözünden vurmuş. Bence bundan önce oynadığı 25th Hour filminde çok başarılı bir performans göstermişti ama kaale bile alınmadı, artık bu performansıyla sanırım yönetmenler Hoffman diğer filmlerde hak ettiği başrol oyunculuğunu verir. Üstelik Hoffman hiç te kendi karakterine uymayan çok zor ve egzantrik bir karakteri canlandırıyor. Ancak, ben maalesef filme bir türlü ısınamadım hatta vasat üstü buldum. Bu maalesef Hollywood tarzı otobiyografik filmlerde karşılaştığımız bir şey, yani yönetmen sizin konudaki karakteri bildiğinizi hatta senaryoda işleyen konuya da bildiğiniz varsayıp, hiçbir background bilgisi vermedeni konunun detayına giriyor. Nitekim, konudan bir haber olan seyirci içinde film çekilmez oluyor. Aslında, bütün otobiyografik tarzı film yapan yönetmenlerin Ray filmini örnek almaları gerekir, Ray filmi bu anlamda çok güzel bir örnek. Saygılar.
Truman Capote'nin; "ikimiz onla ayni evde buyumus gibiyiz. o arka kapidan kacmisş, ben ise on kapidan" repligi filmin ozetidir aslinda. Capote, Katilin problemli cocukluk cagiyla kendi cocuklugu arasinda bir paralellik kurar. Katil Perry ile yakinlasir. Fakat, bunun yani sira Capote bu cinayet hikayesini dillere destan bir kitaba tasimak istemektedir. Katil Perry ile yakinlasirsa olay gecesini Perry'nin agzindan dinleyebilecektir. Zira olay gecesi bolumune Capote kitabin ana damari gozuyle bakar. Capote; hem gercekten mutsuz cocukluk ortusmesiyle Katil Perry’e samimi bir dostluk beslerken öte yandan Perry’nin ağzından laf alabilme adına Ona iki yüzlü davranmaya başlar. Katil Perry'nin idamı sonrasi Capote kendi iki yüzlülüğüyle hesaplasir. Ruhi bunalima girer...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.