Bence bilindik bir konu üzerine güzel ve eğlenceli yansıtılmış bir film. Sonunu bile rahatlıkla tahmin edebilirsiniz ama yine de izlerken sıkılmıyorsunuz
The Devil Wears Prada, geçtiğimiz yılın en dikkat çekici yapımlarından biriydi. Özelliklede moda dünyasında büyük yankılar uyandırsada aslında film moda sektörü adı altında bir çok sektöre hitap ediyor. Burada modayı miranda nasıl yönlendiriyorsa hayatımızın bir çok alanında ister görelim ister farketmeyelim bizi bazı olaylara yönlendiren bir çok şeytan var diye düşünüyorum. Yine filmde mirandanın moda sektöründeki etkisi ve/veya insanları nasıl giyinmeleri konusunda yönlendirmesi onun şeytanlığımıdır? yoksa ona uyan insanların saflığı mı bunu biraz düşünmenizi isterim. Filmde asıl dikkat edilmesi gereken noktalar patron-personel ilişkilerindeki disiplin, ve aşkı ile kariyeri arasında sıkışmış genç kızımızın yaşadıkları. Olaya hem mantık hemde duygusal yönden bakacak olursak andy’nin verdiği kararı yargılamamız yanlış olacaktır. Kariyer, aşk, ego gibi insan hayatında olması gerekli en önemli bir takım kavramların kişiden kişiye değiştiğini göz önünde bulundurursak burada andy’nin verdiği karara saygı duymamız gerekir. Benim kişisel fikrimi soracak olursanız kesinlikle kariyer derim, bence insanlar ne istediğini biliyorsa hem aşkına hemde kariyerine yeterince vakit ayırabilir. Özelliklede bu yaşadığımız çağda aşkın sadece yeterli olmadığı apaçık ortada.Miranda rolündeki merly streep o büyüleyici kadın mimiklerinden söyleyeceği her kelimeye kadar usta oyunculuğunu bize her filminde hissettiren eşsiz kadın daha ne söylenebilirki. Bu yıl büyük bir ihtimalle 15 kez oscara aday gösterilerek kendi rekorunu kıracak. Anne hathaway ve stanley tucci çok sade ve hoş bir oyunculuk sergilemişler, emily rolündeki emily blunt filmde oldukça dikkatimi çeken kişilerden biri oldu hem güldürdü hemde oyunculuk yeteneğini gösterdi bu kızda iş var.Ve son olarak unutmayın ki hayatınızı yönlendirmek isteyen kişilere karşı tavır aldığınız zaman şeytanı alt etmiş olursunuz, ve daha sonra belkide en önemlisi hayattan ne istediğinizi, ne yapmak istediğinizi o zaman anlarsınız.
bugun 2 film seyrettim(bugun Allah icin ne yaptin gibi oldu:)biride buydu,begendim mi,ne diyeyim sanki daha cok bayanlara hitap eden sonu beni pekte sasirtmayan bir film olarak tarihime gecti:)
Hep diyorum ya hani "Etiket Çağı" diye... Sınır budur işte arkadaşlar. Daha ötesi olamaz, mümkün değil çünkü. Anna Hathaway Ang Lee tarafından "Brookeback Dağı" kadrosuna neden dahil edildi diye soruyorsanız, bu filmde cevabınızı bir kere daha alırsınız canım... Yalnız Meryl Streep deyince duracaksınız. Bu kadın dünya sinemasının en iyilerinden biri ve oyunculuğunun yanısıra bana her zaman asla ölmeyecek bir erotizm havası taşıdığı izlenimi vermiştir.Gerçi ben 1000 yaşına da gelseler Meg Ryan, Jodie Foster, Susan Sarandon(yooo, hiç de yanlış okumadınız),Mandy Moore, Sophia Loren (ki, Pirelli'de gördük) Diana Lane ve Meryl Streep'in bu seksapelliklerini asla kaybetmeyeceklerine inanırım ya, neyse, durup dururken şahlanmanın lüzumu yok şimdi. Bu film "Etiket Çağı"nın insanlarını çok iyi bir şekilde göstermiş bizlere. Hala görmek istemeyen varsa onu bilemem. Ama bu "camia"nın insanlarının ruhlarını şeytana nasıl sattıklarını adım adım izliyorsunuz adeta. Yalnız Miranda'nın Andy'e şu kocasından ayrıldığını söylediği duygusal olmaya çalışan sahne biraz eğreti durmuş gibi geldi bana. Kulp işte, n'apıcaksın?
filmde herkezin bildiği fakat gerçek hayatta uygulamadığı mesajlar veriliyor... ve başındayken sonunu tahmin edebileceğiniz, marka ve moda meraklısı bayanların ilgi ile fakat tarz olarak uzak insanları sıkacak bir film... seyredilmesse büyük bir kayıp deği bence
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.