En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
volkanick
Takipçi
683 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
30 Mart 2015 tarihinde eklendi
Sonlara doğru biraz bozsa da iş hayatının acımasızlığı üzerine ilham ve cesaret verici bir film.Anne Hathaway ve Emily Blunt da iyi ama oscar tarihinin en fazla teveccüh gören aktrislerinden Meryl Streep gerçek anlamda muhteşem.
The Devil Wears Prada, geçtiğimiz yılın en dikkat çekici yapımlarından biriydi. Özelliklede moda dünyasında büyük yankılar uyandırsada aslında film moda sektörü adı altında bir çok sektöre hitap ediyor. Burada modayı miranda nasıl yönlendiriyorsa hayatımızın bir çok alanında ister görelim ister farketmeyelim bizi bazı olaylara yönlendiren bir çok şeytan var diye düşünüyorum. Yine filmde mirandanın moda sektöründeki etkisi ve/veya insanları nasıl giyinmeleri konusunda yönlendirmesi onun şeytanlığımıdır? yoksa ona uyan insanların saflığı mı bunu biraz düşünmenizi isterim. Filmde asıl dikkat edilmesi gereken noktalar patron-personel ilişkilerindeki disiplin, ve aşkı ile kariyeri arasında sıkışmış genç kızımızın yaşadıkları. Olaya hem mantık hemde duygusal yönden bakacak olursak andy’nin verdiği kararı yargılamamız yanlış olacaktır. Kariyer, aşk, ego gibi insan hayatında olması gerekli en önemli bir takım kavramların kişiden kişiye değiştiğini göz önünde bulundurursak burada andy’nin verdiği karara saygı duymamız gerekir. Benim kişisel fikrimi soracak olursanız kesinlikle kariyer derim, bence insanlar ne istediğini biliyorsa hem aşkına hemde kariyerine yeterince vakit ayırabilir. Özelliklede bu yaşadığımız çağda aşkın sadece yeterli olmadığı apaçık ortada.Miranda rolündeki merly streep o büyüleyici kadın mimiklerinden söyleyeceği her kelimeye kadar usta oyunculuğunu bize her filminde hissettiren eşsiz kadın daha ne söylenebilirki. Bu yıl büyük bir ihtimalle 15 kez oscara aday gösterilerek kendi rekorunu kıracak. Anne hathaway ve stanley tucci çok sade ve hoş bir oyunculuk sergilemişler, emily rolündeki emily blunt filmde oldukça dikkatimi çeken kişilerden biri oldu hem güldürdü hemde oyunculuk yeteneğini gösterdi bu kızda iş var.Ve son olarak unutmayın ki hayatınızı yönlendirmek isteyen kişilere karşı tavır aldığınız zaman şeytanı alt etmiş olursunuz, ve daha sonra belkide en önemlisi hayattan ne istediğinizi, ne yapmak istediğinizi o zaman anlarsınız.
sevimli ve eğlenceli bir film diyebilirim.yalnız ara sıra gidip geliyor sanki film,bazı kısımlarda performans düşüyor,gereksiz olaylar var.ama genel olarak oyuncuların başarısı ve moda konusunun oldukça kaliteli işlenmesi sebebiyle bunlar pek de göze batmıyor.bazı konularda düşünmeye de teşvik eden,ben olsaydım ne yapardımsorusunu sorduran bir yapım olmuş.izlenebilir.
filmde herkezin bildiği fakat gerçek hayatta uygulamadığı mesajlar veriliyor... ve başındayken sonunu tahmin edebileceğiniz, marka ve moda meraklısı bayanların ilgi ile fakat tarz olarak uzak insanları sıkacak bir film... seyredilmesse büyük bir kayıp deği bence
Hep diyorum ya hani "Etiket Çağı" diye... Sınır budur işte arkadaşlar. Daha ötesi olamaz, mümkün değil çünkü. Anna Hathaway Ang Lee tarafından "Brookeback Dağı" kadrosuna neden dahil edildi diye soruyorsanız, bu filmde cevabınızı bir kere daha alırsınız canım... Yalnız Meryl Streep deyince duracaksınız. Bu kadın dünya sinemasının en iyilerinden biri ve oyunculuğunun yanısıra bana her zaman asla ölmeyecek bir erotizm havası taşıdığı izlenimi vermiştir.Gerçi ben 1000 yaşına da gelseler Meg Ryan, Jodie Foster, Susan Sarandon(yooo, hiç de yanlış okumadınız),Mandy Moore, Sophia Loren (ki, Pirelli'de gördük) Diana Lane ve Meryl Streep'in bu seksapelliklerini asla kaybetmeyeceklerine inanırım ya, neyse, durup dururken şahlanmanın lüzumu yok şimdi. Bu film "Etiket Çağı"nın insanlarını çok iyi bir şekilde göstermiş bizlere. Hala görmek istemeyen varsa onu bilemem. Ama bu "camia"nın insanlarının ruhlarını şeytana nasıl sattıklarını adım adım izliyorsunuz adeta. Yalnız Miranda'nın Andy'e şu kocasından ayrıldığını söylediği duygusal olmaya çalışan sahne biraz eğreti durmuş gibi geldi bana. Kulp işte, n'apıcaksın?
Yıllardır adını duyduğum, 2 Oscar'a aday olmuş olan The Devil Wears Prada'yı sonunda izledim. Peki aldığı bütün bu övgüyü hak ediyor mu? Pek değil aslında.
Film, oldukça ciddi olan Miranda Priestly'nin başında bulunduğu moda şirketinde bir asistan olarak iş bulan Andy ve onun Miranda adına yaptığı koşuşturmalar hakkında kısaca.
Filmi kafa dağıtmak için eğlenceli bir komedi filmi olarak gördüğümde aslında The Devil Wears Prada'yı izlerken eğlendim. Oldukça hızlı bir temposu ve oldukça ilginç sahneler var filmde.
Anne Hathaway çok iyiydi ama filmin parlayan yıldızı bence Emily Blunt'tı. Emily Blunt'ın yaklaşık 10 yıl önce bu filmde olduğuna inanabiliyor musunuz? Filmde komedi açısından çok başarılıydı. Meryl Streep ise bu filmde en farklı performansını göstermiş ve yine renkli bir karaktere imza atmış. Her ne kadar onun bu filmle Oscar'a aday olmasını abartı bulsam da, oyunculuğunu takdir etmeliyim.
Eğer filme bu noktadan bakarsanız, siz de eğleneceksiniz aslında. The Devil Wears Prada, kesinlikle kötü bir film değil ama aldığı övgünün abartılmış olduğunu düşünüyorum. Çünkü senaryo tam olarak bir yere varmıyor ve filmin neredeyse tamamı aynı konu üzerinde gelişiyor. Eğer bu umurunuzda değilse o zaman kafanızı dağıtacak eğlenceli bir film olmuş kısaca. İyi seyirler.
Bence bilindik bir konu üzerine güzel ve eğlenceli yansıtılmış bir film. Sonunu bile rahatlıkla tahmin edebilirsiniz ama yine de izlerken sıkılmıyorsunuz
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.