En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
JeanClaudeVanDamme
Takipçi
1.209 değerlendirmeler
Takip Et!
4,5
13 Ağustos 2012 tarihinde eklendi
Bu filmi çekildikten otuz yıl sonra izledim ve doğal olarak yaşım gereği çocukluk korkularımdan arınmış,artık filmlerden korkmamayı öğrenmiş biri olarak ''Alien''a yaklaşım tarzım,çekildiği dönemde sıcağı sıcağına izlemiş biri gibi olmayacak hiçbir zaman.O yüzden sanki geçen sene çekilmiş bir film gibi yaklaşmanın yanlış olduğunu düşünüyorum.Alien çekildikten sonra uzayda geçsin ya da geçmesin,ona öykünen,onu temel alan,onun başarısını yakalamaya çalışan,hatta onu taklit eden o kadar çok film izledik ki,bilimkurgu-gerilim türünün kodlarını değiştiren ''Alien'' bizim için 'taze' bir film değil şu an için.Günümüzde vasatın biraz üstünde filmler çekebilen,kariyerinde monoton bir şekilde devam eden Ridley Scott'ın müthiş başarısı inkar edilemez.Özellikle ilk yarım saatte kurduğu atmosfer dillere destan.
Sinema açısından önemli bir seriyi izlemekte geç kaldım. Fakat bundan dolayı hiç mi hiç pişman değilim. "Alien"ı beğenmedim. Atmosfer güçlü, anlatılamaz bir dehşet duygusu var, heyecandan bayılıyoruz diyenleri de şahsım adına pek anlayabilmiş değilim. Tabii filmi 79 çerçevesinde değerlendirdiğimizde belki bu denilenlere biraz anlam verebilirim. Ya da en azından çocukluğu 80lerin ortalarında geçen ve bir şekilde bu filmi o yıllarda, o yaşlarda görmüş olanlara hak verebilirim. Ki bu da tamamen klasik çocukluk korkularından kaynaklanıyor bence. Fakat filmin çok güncel olduğu, geçen sene çekilmiş gibi durduğu gibi düşüncelere katılmıyorum. Bana kalırsa göz tırmalayan önemli eksiklikler var. Öncelikle, serinin geri kalanını izlemedim ama, bana çok basit bir film gibi geldi. Yeni bir form bulunuyor, ve final. Arada geçen her sahne birbirinin kopyası. Sizi sıkmıyor, süre çabuk geçiyor, fakat finalin ardından bir de bakıyorsunuz ki bu izlediklerimiz yalnızca 10 dakika içinde de anlatılabilirmiş. Bazılarınız bu şekilde gerilimin daha da arttığı, alttan alttan gelen müzik ve karanlık koridorlar, uzayın boşluğu, bilinmezlik vs. gibi ögeler ile bizleri daha da ekrana bağladığını savunacaktır. Bir yere kadar katılsam da, yine de benim açımdan doyurucu değil. Benim bakış açımdan en büyük hatalardan biri, karakterler. Kim kimdir, nereden gelir, nereye gider, nasıl bir ruh hali içindedir? Hiç ama hiçbir ipucu, bir karakter gelişimi, analizi yok. Saatlerce analiz yapılsın demiyorum, ama bir iki sığ ve boş diyalogdan oluşuyor bütün senaryo. Sahnelerin çoğu amatörce çekilmiş. "Gerçekçilik hissi" vs. diyenlere de katılmıyorum. Bana sorarsanız sinema tarihine geçmiş, kült diye bahsedilen bir filmden ziyade, klasik 80ler havasında (hatta B filmine yakın), gayet sıradan, derinliksiz, çerezlik bir film olarak görüyorum "Alien"ı. Daha kaliteli olmasını beklerdim ama maalesef büyük hayal kırıklığına uğradım. Beğenenlere, hastası olanlara da saygım var, ama beni hiç açmadı bu film. Umarım serinin geri kalanında daha düzgün bir şeyler izlerim. Bir iki sahnesi dışında akılda kalıcı değil bu ilki.
Bilimkurguyla korku sinemasının en iyi harmanlandığı her dakikasında gerilimi iliklerinizde hissettiğiniz birçok klasik sahnesi olan çok büyük bir başyapıt.
film benim için 10 üzerinden 11 başka söze gerek yok 30 Kasım 1937de İngilterenin South Shields Tyne and Wear şehrinde dünyaya geldi. Çocukluk yılları Londrada geçen Scottın babası ve büyük erkek kardeşi askerdi. Bu yüzden yönetmen, o dönemlerde babasını tanıma fırsatını hiç bulamadı. Galler bölgesinde ve Almanyada bulunduktan sonra, ikinci dünya savaşının ardından ailece Londraya döndüler. 1954 yılında West Hartlepool Kolejine kaydoldu. 1958'de dizayn bölümünü bitirdiği okuldan mezun oldu. 1960-1962yılları arasında Londons Royal College of Art'ta grafik tasarımı üzerine master yaptı. Okul için hazırladığı ve aynı zamanda ilk kısa filmi olan, siyah beyaz olarak çektiği Boy and Bicycleda erkek kardeşi ve babası rol aldı. 1963te, BBCde set tasarımcısı olarak staj görmeye başladı. Uzun süreler eğitim alıp çalıştığı BBCden ayrıldığında, kanal için yönetmiş olduğu bir çok dizi ve TV showu bulunuyordu. 1968te reklam sektöründe çalışmak istediğine karar verip, kendi reklam ajansı olan 'Ridley Scott Associates'ı kurdu ve Alan Parkerla çalışmaya başladı. 10 sene boyunca toplam 2000 reklam filminin yönetmenliğini yaptıktan sonra 1977 yılında ilk uzun metrajlı filmi 'The Duellists'i çekti. Film, Cannes Film Festivalinde 'En İyi İlk Film' dalında Jüri Ödülünün sahibi oldu. 1979da geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan 'alien' filmi için kamera arkasına geçti. Korku ve bilimkurgu türünde başarılı bir çıkış yakalayan film, yönetmenin 3 yıl sonra çekeceği 1982 tarihli Blade Runner filmi için iyi bir temel oluşturdu. Philip K. Dickin romanından sinemaya uyarladığı, Harrison Fordun başrolde oynadığı film, kült filmler kategorisine girmek için tüm malzemelere, tekniğe ve anlatıma sahipti ve başarısı Sam Amcanın ülkesinde de yankılarını buldu. 1985te Legend Of Zorro, 1987de Someone to Watch Over Me ve 1989da Black Rain filmlerini yönettikten sonra, 1991'de özellikle Amerika'da geniş yankılar uyandıran oskarlı filmi 'Thelma & Louise'i çekti. Yönetmenin filmografisinde önemli bir yere sahip olan bu yol filmi, dolaylı bir sistem eleştirisi içeriyor, 2 sıradan kadının, hayatlarına sahip çıkma mücadelesini toplumsal bir eksende ele alıyordu. Thelma & Louise'den sonra yönetmen 1992'de 1492: Conquest of Paradise, 1996'da White Squall ve 1997'de G.I. Jane filmlerini yönetti. 2000 yılına damgasını vuracak ve ona tam beş dalda oskar kazandıracak Gladiator filminin başarısı da adı kadar görkemli ve destansı oldu. Ardından 2001 yıllarında art arda çektiği Black Hawk Down(Kara Şahin Düştü) ve Hannibal filmleri geldi. Bu iki film de Gladiator'ün büyük başarısına gölge düşürmeyen, iddalı yapımlardı. Gişe başarıları ve film eleştirileri açısından son 3 filmine bakıldığında, Ridley Scott kariyerinin doruğundaydı. Black Hawk Down 2 dalda oskar aldı ve Hannibal, film festivallerinin o yıl içinde en çok ödül verdiği filmlerden biri oldu. Yönetmen 2003 yılında, Nicholas Cage'in oyunculuğunun ön plana çıktığı ve senaryosuyla adından ilgiyle söz ettiren ?Matchstick Men'i çekti. Scott'ın epik filmlerdeki benzersiz stilini yansıttığı bir diğer filmi Kingdom of Heaven'ı(Cennet Krallığı) 2005'te çekildi. Haçlılarla ilgili olan filmiyle ilgili radikal İslam kanadından tehditler alan yönetmen ve ekibi, filmin çekimleri süresince Morokko hükümeti tarafından gönderilen askerlerce korundular. Yönetmen 2006yılında, daha önce Gladiator'de beraber çalıştığı oyuncu Russell Crowe'la son filmi A Good Year için bir araya geldi. Peter Mayle'in best-seller romanından sinemaya uyarladığı filmin müzikleri, Marc Stretenfield tarafından yazıldı. Ridley Scott, halen başrollerini Denzel Washington ve Russell Crowe'un paylaştığı post prodüksiyon aşamasında olan ve 2007'de vizyona girecek olan yeni filmi ?American Gangster'in çekimlerini gerçekleştirmektedir.
Nasıl desem çok ustaca bir yapım korku unsuru o kadar güzel kullanılmışki...mükemmeldi...Filmin ikinci yarısını izlerken kalbimin atışı bir an olsun durmadı kim ne derse desin tarihin en iyi korku filmlerinden...ama sapık herzaman birinci
Sinema tarihinin en iyi bilimkurgu-gerilim filmlerinden ? Ridley scott un usta yönetimi , karanlık atmosferi , konusu , olay örgüsü , efektleri , müzikleri , yaratık tasarımı , oyunculukları kısacası her şeyiyle 4/4 lük bir film ? Ayrıca izlediklerim içerisinde en iyi ridley scott filmiydi ? Türünün en başarılı örneklerinden ? 10/10 ?
Blimkurgu-fantastik-gerilim tarzında ilk 3 anlamında 1 numarada benim için. Sigourney Weaver ayrı bir konu zaten. Defalarca izlemişimdir. Seri olarak Dvd arşivimde bulunuyor. 10/10 Yapım yılına bakın ve halen o yıla bile yaklaşamadığımızı görün. Elalem 70 lerde yapmış biz 2010 dayız halen bu kategoride 40 yıllık bir geçikmişliğimiz var. Alın size milimkurgu:Büyü filmi. Kötü anlamda milim şaşmamış...:)
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.