En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Turgay Buğdacigil
Takipçi
2.457 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
11 Eylül 2021 tarihinde eklendi
“Barton Fink”, Coen biraderlerin çoğu zaman yaptıkları gibi sadece yönetimini değil senaryosunun yazımını, yapımcılığını ve editörlüğünü de üstlenerek bir koltuğa dört karpuzu birden sığdırdıkları filmlerden biri…
“Miller's Crossing” (1990) tamamlanır tamamlanmaz çekimlerine başlanılan “Barton Fink” in dünya prömiyeri 18 Mayıs 1991’de, filme "Palme d'Or / Altın Palmiye" ve Joel Coen’e de "En İyi Yönetmen" ödüllerinin yanı sıra başrol oyuncusu John Turturro’ya da "En İyi Erkek Oyuncu" ödüllerini kazandıran Cannes Film Festivalinde yapılmış…
Tabii filmin aldığı ödüller sadece bunlarla sınırlı değil… 3 Academy ve 1 Golden Globe ödülü adaylığının dışında filmin, 12 ödülü daha mevcut…
Ancak 9 milyon dolarlık bir bütçeyle çekilen ve topu topu 6,2 milyon dolarlık bir hasılat yapabilen film, Coen biraderler ve onlara gönül verenler için neredeyse tam bir hayal kırıklığı olmuş…
Üstelik de; hiç de fena sayılmayacak 7.7/10 (100.346 oy) ve 3.9/5 (45.208 oy) olan IMDB ve Rotten Tomatoes izleyici puanı ortalamalarıyla 7.6/10 (57 yorum) ve 69/100 (19 yorum) olan Rotten Tomatoes ve Metacritic yorum ortalamalarına rağmen…
Gelin isterseniz Coen biraderler açısından, evdeki hesabın çarşıya uymadığı bu filme, her zamanki gibi önceliği yine oyuncu kadrosuna vermek suretiyle biraz daha yakından bakalım…
Senaryosu sadece üç haftalık bir sürede yazılan filmde başrolleri John Turturro ile (bu filmdeki performansı ile 20/20 En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü kazanan) John Goodman gibi iki değerli isim paylaşırken yine en az onlar kadar önemli olan Judy Davis, Michael Lerner ve John Mahoney gibi oyuncular da onlara en iyi şekilde eşlik etmişler…
Tabii bu arada, sadece birkaç sahnede görünüyor olsa da, Steve Buscemi’nin de filme ciddi renk kattığını söylemeden de geçmemek lazım…
Yani sonuç olarak, sahne usta oyunculara emanet edildiği için işin kamera önündeki kısmında her şey yolunda gibi duruyor…
Aslında işin teknik kısmında da herhangi bir sorun yok…
Zaten filmin editörlüğünü, başta da belirttiğimiz gibi, Coen biraderler bizzat kendileri yapmışlar…
Görüntü yönetmenliği koltuğunu da, “The Shawshank Redemption” (1994), “Fargo” (1996), “The Big Lebowski” (1998), “A Beautiful Mind” (2001), “The Village” (2004), “No Country for Old Men” (2007), “Prisoners” (2013), “Sicario” (2015) ve “Blade Runner 2049” (2017) gibi filmler dâhil toplam 79 projede aynı işi yapan Roger Deakins’a teslim etmişler…
Bütün bunlara, yine kariyeri büyük başarılarla dolu olan Carter Burwell’ın müzikleri de eklenince, ortaya arşivlik bir Coen biraderler filmi daha çıkmış…
Şimdi bu son "arşivlik film" yorumu üzerine, “İyi de o zaman bu 6,2 milyon dolarlık gişe hasılatı işi ne oluyor?” diye bir soru sorabilirsiniz…
Evet, maalesef nitelikli film demek her zaman çok iyi gişe yapan film demek olmadığı gibi çok iyi gişe yapan film demek de her zaman nitelikli film anlamına gelmeyebiliyor… Sinema tarihi, bunlara ilişkin pek çok somut örnekle doludur…
İşte tam da bu bağlamda, berbat gişesine rağmen “Barton Fink”, bizim her seferinde aynı keyifle izlediğimiz Coen biraderler imzalı filmlerden biridir… Eğer halen izlemediyseniz, kendinize bir iyilik yapın ve bu nadide filmi de mutlaka izleme listelerinize alın…
Keyifli seyirler,
Son bir not: Tüm hakları bize ait olan bu yorumun orijinali; bir başka mecrada tarafımızca, 30 Ağustos 2018 günü saat 01.04’de yazılarak paylaşılmıştır...
Konu yazar tıkanması. Bu konuyla ilgili gizem içerikli çokça film izledim. Bu film en iyisiydi. O tıkanmayı hep birlikte yaşadık . Filmde ki bütün karakterlerle ve mekanda bulunan bütün nesnelerle. Lavabonun su kanalıyla gürültüden korumayan duvarlarla vızır vızır sivrisinekler ile hiç konuşmayan asansör görevlisinin nefesiyle serinletmeyen eski usul pervanelerler ile. İzleyin yani coen kardeşler sonuçta
New Yorklu bir yazarın L.A. gelmesini olabilecek en abzürt ve en saçma şekilde anlatan tuhaflığın tavan yaptığı bir film;Milyoner bir yapımcının yazarın ayağını öptüğü, polislerin senatör edasıyla ortalıkta gezindiği, senaristlerin mazoşist olduğu, kadınların sadece erkeklerin malı olduğu, yangının bile doğa kanunlarına aykırı ilerlediği çok tuhaf bir coen dünyasında geçen çok çok kötü bir film.
Filmi izleyeli uzun zaman oldu ama yorum yazmak bugüne nasip oldu...Akıcı ve güzel bir filmdi. En iyi John Turturro performansı ve en iyi Coen filmlerinden biri diye düşünüyorum...10/8
Coen Kardeşler...Ne biliyim onlar bence sonsuza kadar yaşamasını isteyeceğim türden yönetmenler...Her yeni filminde delicesine merak ve takip ettiğim,sinemanın nasıl yapılması gerektiğini gürül gürül anlatan tek yönetmenler onlar olsa gerek e tabi bir de Hitchcock usta var...Barton Fink tıpkı diğer tüm Coen filmleri gibi türler arasında ustalıkla gezinen bir sinema şaheseri,filmle ilgili ne desem azdır;kusursuz,başyapıt ve kült bir film...Her filmlerinde onları ayakta alkışlıyorum,onlar iyi ki var ve iyi ki sinema yapıyorlar...
Coen Kardeşlerin en çok kafa karıştıran ve insanı düşünmeye sevkeden filmi belki de. Eğer bu filmi anlamak, algılamak ve irdeleyebimek istiyorsanız, ilk izleyişinizde çok dikkatli olmanız ve her olaydan sonra üzerinde düşünmeniz gerekmekte. Aksi taktirde ikinci defa izlemeniz gerekebilir.Bu adamlar bambaşka... Tarzları olağan üstü derecede absürt. Çekdikleri her filmde felsefi olgular yer alıyor ancak sanırım hiç birisi bu film gibi yoğun bir felsefi nitelik taşımıyor... Kafanız yerindeyken izleyin mutlaka... Ayak üstü izlenecek bir film değil...
Barton fink bastan sona mesaj verme hayatı yerden yere vurma niyetinde.Bu yer yerde basarılı olmuyor degil fakat joenlerin agdalı dili cok sıkıyor bazen filmin kendi halinde gitmesine izin vermiyorlar sürekli filmin yönlendirildigini hissediyorsunuz 6/10
bu filmi anlamayı çok isterdim ama ya anlatım dili biraz farklı yada ben coen lerin bu filmini anlayamadım aslında coen leri çok severim ama bu film bana biraz fasat geldi açıkçası doyurucu değildi hep bir beklenti içinde izledim tam haraket geliyor derken yetersiz bir çıkışla tekrar tek düzeliğine dönüyordu
Yaşayan en büyük film yapıcılarının, izlemekle birlikte kütük gibi mideye oturan, işin enteresan tarafı bu kütükten memnuniyet duyan aralarında benimde bulunduğum büyük bir kitle yaratabilmiş klasiklerinden biri.
coen lerin en iyi filmi hangisi diye anket yapılsın eminim 7 8 filmleri birbirine yakın oranlar alacaklar yani demek istediğim coenlerin her sinema severi tatmin edecek şekilde sinema yapmaları..
hak ettiği başarıyı yakalayamayan başyapıtlardan biri daha..içinden çıkarılacak bir planla bile çökebilecek, saniyesi saniyesine her planı mükemmel olan, her geçişi zekice olan, insanın izlerken zorla hata aradığı, bulamayınca coenlerden ayarı aldığı kusursuz bir film.
Yorumları okuyunca şaşırıyor insan,senaryo yazamama ve belli psikolojik öğeler üzerinde seyreden bu film,Coen’lerin orta derecede kültü olabilir,Orada olmayan adam varken!
Cannes film festivali tarihinde en önemli üç ödülü (en iyi film, yönetmen, baş oyuncu) alan tek filmdir. Katman katman, çözümlenmeyi bekleyen (her ne kadar coen biraderler kabul etmese de) sembolizmiyle ve en yaygını serbest bir faust uyarlaması olan binbir türlü okunabilirliği ile katıksız bir başyapıttır Barton Fink, fikrimce tüm zamanların en iyi filmlerinden biri...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.