En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Mert H
Takipçi
1.598 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
22 Ekim 2019 tarihinde eklendi
Tarkovski'nin "The Mirror" adlı filmini ayıla bayıla, sonunu zor getirerek izlemiştim. Bu filminin süresi ilgili filmin iki katı daha fazla olsa da bu kez daha hareketli ve en azından konusu belli bir yapım ile karşı karşıya kaldım. En azından dediğime bakmayın, gerçekten sağlam bir temel üzerine oturtulmuş felsefi noktaları bu filmde yakalayabildim. The Mirror'dan sonra çok ön yargılı yaklaşmıştım ama bu film başyapıta yakın oldukça sanatsal bir film.
Tarkovsky den hayatın ta kendisine yapılan bir yolculuk filmi dersek için yanlış mı olur acaba?Yaşam,ümit ve umutsuzluk üzerine son derece felsefik bir "bilim-kurgu" filmi.Özellikle ilk yarım saatindeki renkler çok etkileyici.
’’Bir adam doğduğunda zayıf ve esnektir.Ne zaman ölür,güzçlü ve duyarsızdır.Ağaç büyüyorken sevecen ve esnektir.Ama kuru ve sert olduğunda ölür.Sertlik ve güç ölümün yol arkadaşlarıdır.Esneklik ve zayıflık tazeliğin tanımlarıdır.Çünkü sert olan asla kazanamaz’’Büyük usta Tarkovski’nin bu lezziz sinemasını tatmak, asla unutamayacağı bir deneyim oluyor seyirci için.
EN özgün senaryolardan birini izledim. Süper bir konu, film bayağı etkileyici, ne olacağını merak ediyorsunuz. Bu yönetmen gerçekten çok iyi. Özgün görüntüler süper. Kamera arkasını ve filmin nasıl bütçe ile çekildiğini ve 1 yıllık çekimin yanlış banyo ile yanıp tekrar nasıl çekildiğini mutlaka izleyiniz.Stalker filme bakış açınıza genişlik ve perspektif katıyor. Mutlaka izleyin7 puan
Beynimin zincirlediği limanlar var, öğretiler kulağımda fısıldar Gördüğüm siluetler insan motifli bir dünya Benliğim çırpınır düşle anlatılan arasında
Benliğimin çırpındığını, varoluşun rahatsızlığını hissettiğim ender filmlerden biriydi Stalker. İmgelerin açtığı yolda cesurca yürümeyi unutan akıllara bir ilaçtır İz Sürücü aslında. Bölge denilen gizemli dünyaya yolculuğa çıkmadan önce. Günlük yaşamın hızlı temposundan sıyrılın, kendinizi uzun uzadıya ifade etmeye çalışacak karelere mağlup olmamak için derin bir nefes alın ve özümseme noktasında baksın gözleriniz. Gördükleriniz bir film karesi olmaktan öte sizi yansıtan bir ayna haline gelir Tarkovsky Sinemasında...
Stalker içinde barındırdığı imgeler ile bizi düşünmeye, toplumla bununda ötesinde kendimizle yüzleşmeye ve filmi izleyen herkesin farklı nitelendirebileceği bir hikayenin yolculuğuna çağırıyor.
Mutsuzluğun kasvetli bir odadan yansıdığı, ağır bir atmosfer içerisinde ki bu aileye hüzünlü bakışlarla şahit oluyoruz. İz Sürücünün hayalleri ise Bölge denilen gizemde. İz sürücünün aradığı umudun barınmadığı bu kop koyu renklerle tasvir edilen dünyada ruh gerçek hayatın varlığını reddedişte. Benliğinin çağrısına karşı koyamayan bu kayıp ruhu bir bar sahnesinde yolculuklarına hazırlanan karakterlerle bir arada ezliği alaycı tavrıyla hicveden yazarla tanışıyoruz ilk önce. Çıkacağı yolculuktan bir sebep arama telaşı içerisinde bulunmayan ikinci karakterimiz ise bir profesör. İsimsiz ama imge yüklenilecek kadar değerli karakterlerle böylece izleyici olarak buluşmuş oluyoruz. İsimlerinden öte kimliklerinin ve onun altında yatan varoluşlarına ihtiyacımız var demek için erken saatlerde hiç tanımadığımız 3 kişi ile bilinmeze yolculuğumuz başlıyor. A, B ve C kenarlı matematiksel ifadenin ötesine çıkacağımız bir metafizik yolculuğu bu..
Bölgeye ulaşmanın önünde engel olmaya çalışan silahlı düzen koruyucularının hapsettikleri fakat bir vebanın insan yüreğindeki yarattığı korku gibi ürkek silah seslerinin arasından bir tren yolunun üstünde buluyoruz kendimizi. 3 ete kemiğe bürünmüş ama adsız insan ve uzayan raylar boyunca gözlerimizin seçmeye çalıştığı bölge. Kesif bir sessizliğin müziğini gerilim olarak kulaklarımız işite dursun yolculuk bölgeye ulaştığında merakımız ile geri dönülmez yolculuğa merhaba diyoruz.
Bölge ile benliği arasında mutluluk hazzı köprüsü kuran İz Sürücü, yolculuğun bu bölümünde yol gösterdiklerine bir samun çizgisiyle yardım edecek. En kısa mesafenin ölümle bitebileceğini ürkekleşen yazarın geri dönüşünde keşfettiğimizde daha uzun ve anlamlarla yüklenecek bir yola kavuşuyoruz. Bu yolculukta insanoğlunun acılı tarihiyle yüzleşiyoruz. Su altında kalan medeniyet silüetleri bize kıyamet sonrasında bulunduğumuzu anımsatıyor adeta. Her yer suyla kaplı tıpki dünya gibi. Gezinilen bölgenin mikro dünya olduğuna dair inancımız artarken kan ile yaşadığımız top, silah motifleriyle sonumuzun nedenini görüyoruz. Her şeyin su altında kalması, öfkenin dünyaya teslim olması mı? diye içimden geçirirken. Tarkovsky'nin yol boyunca kullandığı sembollerle yüklü kamera görüntülerinin anlatmak istediğine tanık oluyoruz. Gidilen yol mutluluğa ve umuda açılan kapıysa eğer bu iz sürücünün üzerine atıfta bulundurulacak kimliği peygamberlere atıfta bulunur bir şekildeydi.
Onların tutku diye adlandırdıkları şey, gerçek bir duygusal enerji değil. Dış dünyayla ruhları arasındaki çatışma. En önemlisi, kendilerine inanmalarını sağla. Onların, çocuklar gibi çaresiz kalmasına izin ver. Çünkü zayıflık harika bir şeydir ve güç hiçbir şey değildir.
Gücü reddediş ve teslimiyet gereklidir duruşunu final sahnesinde dendiği gibi odanın başucunda kendi muhasebeni yap ve öyle gir içeri ancak en derin dileklerinize ulaşırsınız sözlerinde bir kez daha görecektim. Bu ifadenin anlamı beynimde çağrışımlar kuradursun. Sinema tarihinin en çarpıcı diyaloglarından birine şahit oldum.
Bir insan yeni doğduğunda zayıf ve esnektir.Öldüğü zamansa kaskatı ve duygusuzdur. Bir ağaç büyürken körpe ve yumuşaktı kuru ve sert hale geldiğinde ölüp gider. Sertlik ve güç ölümün arkadaşlarıdır. Esneklik ve zayıflık varoluşun tazeliğinin ifadeleridir. Kendini sertleştiren hiçbir şey kazanmayı başaramaz.
Ruhumu inciten bu sözler ve kullandığı imgeler beni sorgulamaya, sanatla huzur bulan yüreklerin neden bundan vazgeçemediğini anlamaya sevketti. Yetişkinliğimizi sertlikle milim milim ölçmenin verdiği bu incinme unutulmamak üzere hafıza defterime kazındı.
Felsefe hocamız derdi ki 'vertov filmleriyle rocky arasında ne fark var?'aynı şekilde tarkovsky de bu eleştiriden nasibini alırdı. stalker özel bir olay...o kadar özel ki rocky ile vertov arasındaki farkı apaçık önümüze seriyor.bir tarkovsky daha gelir mi acaba?muhteşem bir film.
uzun süredir bu kadar güzel bir film seyretmemiştim... tarkovskinin filmlerinde dikkatimi çeken felsefik bir sorgulama ve seyirciyi filmin içine tam anlamıyla sokmak bu filmde de etkisini çok açık olarak gösteriyor... inanç ve umut kavramlarını insanın en karmaşık ve zayıf taraflarınıda göstererek, günümüz teknolojik gelişmelerinede inceden bir eleştiri getiren su gibi akıcı ve doğal bir mistizm ile kendini harmanlamış harika bir film...
Bir Tarkovsky basyapiti..Evet film için gerekli tabir bu olsa gerek, dünya sinemasinin bence önemli eserlerinden. Her sahnesi üniversitelerin ilgili bölümlerinde ders olarak gösterilebilir...
Tarkovski filmlerinin hep kendine özgü bir işleyişi vardır herkese hitap etmeyen bir işleyiş tarzı. Fakat insani duyguları uyandıran düşündüren bir film. Filmin müzikleri Tarkovski'nin diğer filmlerinde olduğu gibi akış ritmine uygun. İzlerken herkesin ayrı yorumlar çıkarabileceği bir film bana göre film gerçeklik algısı üzerine. Hakikati bulmak için değilde hakikati bulmak için araç niteliğinde. İz sürücü filmde “evimde kendimi hapis gibi hissediyorum bölgede huzurluyum”gibi bir şey söylemişti, insanlar kendilerini inandığı şeyler için uğraşırken özgür hisseder. 8.7/10
filmi az önce bitirdim ve birkaç satır bir şey yazmak istedim. öncelikle ilk defa tarkovski filmi izliyorum ve sanat filmlerine pek aşina değilim ama birkaç yorumda bulunmak istiyorum. film öncelikle ağır akan bir yer yer sıkabiliyor. bu gayet doğal filmle ilgili yorum yapmadan önce yönetmeni iyi tanımak lazım böylece daha tutarlı olmamız lazım yönetmen de bize bu film özelinde bundan daha fazlasını vadetmiyor zaten. filmin en kıymetli kısımları bana göre replikleri her bir replik üzerinde saatlerce konuşmaya değecek cinsten kaliteli ve anlamlı. film üzerine herkes farklı yorumlar yapabilir, konuşmaya ve tartışmaya çok açık. 2 saat 40 dakika boyunca sorguladıpımız ve kendimizi dünyadan soyutladığımız bir film. özellikle gerçek kavramının sürekli değişir olarak ele almak. ''oda'' ya giderkenki yolda birkaç defa geçen ''bölge''de geriye dönmek imkansız ve ileriye en uzun yoldan gitmeliyiz en az tehlikeli olan bu' repliği bana o yolun hayatı temsil ettiği izleniminu uyandırıyor. iz sürücü hayatını tamamen insanları oraya götürüp onlara umut vermek daha sonrasında bundan mutlu olmak üzerine kurmuş. oda ya yüklediği anlam diğer karakterlerden daha fazla bu yüzden vazgeçilemez olarak görüyor. diğer karakterler ise odanın onlara sadece içinde olanları verdiğini bundan daha fazlasını alamayacaklarını söylüyor ve bunun da insanı daha umutsuz durumlara sürükleyeceğinden bahsediyor. özellikle kapanış sekansı iz sürücünün çocuğunun filmdeki tek anlamlı sahnesiydi ve gayet güzel bir kapanıştı. genel olarak izlenmesi üzerinde araştırılma yapılması ve herkesin bir şeyler öğrenmeye çalışması gereken bir film olarak yoorumlayabiliriz. tavsiye edilir.
benim için bu filmin bir tek amacı vardı: yazar,prof. ve stalker...yolculuk sırasında bir yazara bir profa zaman zaman stalker a inandım,çatışmalırını hissetiim içimde yaşadım kafamdaki sesler gibi sonlara doğru şiddetle stalkerın haklı olması istenci sardı beni. film bunları bana verebildi açık olmuş olmamış bir önemi yok.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.