En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Hilda
Takipçi
125 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
4 Eylül 2022 tarihinde eklendi
Filmin orjinal bir konusu var lakin işleyiş açısından biraz eksik kalıyor. Filmin biraz daha derin ve gerçekçi olabilirdi. Olaylar biraz kolay gerçekleşiyor gibiydi. Filmin karanlık atmosferi mimarisiyle birlikte iyi yansıtılmıștı, matrix ve truman șov filmine nazaran daha basit kaçsada film kategorisine göre izlenilebilinir.
Kendi hikayesinden uyarlanılan senaryosunu da, Lem Dobbs ve David S. Goyer ile birlikte yazan Alex Proyas'ın yönetmen koltuğunda oturduğu “Dark City”; "neo - noir" tarzda kurgulanmış olan fantastik bir bilim - kurgu olarak geliyor karşımıza...
Gelin isterseniz, vizyona girdiği yıl 100 dakikalık versiyonu ile sinema salonunda izlediğimiz bu filme; 1080p formatındaki, yenilenerek pırıl pırıl hale getirilmiş 111 dakikalık "director's cut" Blu - ray kopyası üzerinden biraz daha yakından bakalım...
***
Hafıza kaybı yaşamakta olan John Murdoch (Rufus Sewell); çırıl çıplak bir vaziyette, 614 no.lu otel odasının banyo küvetinde uyanarak kendine gelir...
Bulduğu kıyafetleri üzerine geçiren John, K.H. isminin baş harflerini taşıyan bir bavulda gördüğü kartpostala bakarak, belli belirsiz bir şeyler anımsamaya çalışırken; çalan telefondaki Dr. Daniel Schreber (Kiefer Sutherland) kendisine, hemen oradan kaçmasını söyler...
Zira üzerinde uygulanan bir deney esnasında bellek yitimi yaşamış olan John'un peşinde olan trençkot giysili "Yabancılar" vardır ve onların kendisini bulmalarına asla izin vermemelidir...
Aldığı bu uyarı ve yerde gördüğü kanlı bıçak ile öldürüldüğü anlaşılan kadın cesedi (Tina Kobas) sonrasında iyice irkilerek panikleyen John, odasını anında terk eder...
Merdivenlerden hızlıca lobiye indiğinde de, resepsiyondaki görevliden (Ritchie Singer); tam üç haftadır, o otelde kalmakta olduğunu öğrenir...
***
Aynı esnada...
Üç hafta önce ihanete uğradığı gerekçesiyle, kızgınlıkla evi terk eden John'un; bir kulüpte şarkıcılık yapmakta olan karısı Emma Murdoch (Jennifer Connelly), kocasının psikoloğu olduğunu iddia eden Dr. Schreber ile görüşmektedir...
Ve...
Aynı Dr. Schreber Emma'dan, John'dan haber alır almaz; kendisini aramasını istemektedir...
Çünkü görünüşe göre hafıza kaybının yanı sıra ruhsal bir kırılma anı da yaşamakta olan John, bir yanılsama içinde olabileceği gibi saldırgan da davranabilecektir...
***
Evet...
Gerçekten de, kendi adını dahi anımsayamamaktadır John...
***
Derken...
Gelen telefonun ardından müfettiş Frank Bumstead (William Hurt), polis memuru Husselbeck (Mitchell Butel) ile beraber; John'un otel odasının ortasında cansız yatmakta olan telekızın, dövmeyi andıran birtakım düzenli işaretler bırakılarak doğranmış bedeninin başındadır...
Ki bu, aynı biçimde bulunan altıncı kadın cesedidir...
***
Sokaklarda şuursuzca dolanırken, cüzdanını unuttuğu Automat restorana uğrayan John, çıkışta; polis memurlarınca (Alan Cinis - Bill Highfield) engellenirken imdadına, May (Melissa George) yetişiverir...
***
Bu arada kocasının kayıp olduğunu bildirmek amacıyla karakola uğrayan Emma, müfettiş Bumstead'ten; John'un, altı kadının katil zanlısı olarak aranmakta olduğu bilgisini alır...
***
May'in evinden çıkan John:
Otel odasındaki bavulda bulduğu kartpostaldaki, terkedilmiş vaziyetteki "Deniz Kabuğu Plajı (Shell Beach)" isimli mekana girdiğinde; kendilerinden, sahip olduğu (kısaca "ayarlama" olarak da adlandırılan) gerçekliği değiştirebilen psikokinezi yeteneği sayesinde, aralarından Bay Hızlı'nın (Frederick Miragliotta) ölümüne de neden olarak kurtulacağı "Yabancılar" ile karşılaşır...
Ama kentin dört bir yanına dağılan Bay El (Richard O'Brien), Bay Kitap (Ian Richardson), Bay Duvar (Bruce Spence), Bay Yağmur (Nicholas Bell) ve Bay Uyku (Satya Gumbert - Noah Gumbert) gibi karakterlerden oluşan "Yabancılar", John'un ele geçirmekte son derece kararlıdırlar...
Özellikle de onun, sadece kendileri ile Dr. Schreber'de bulunduğunu zannettikleri "ayarlama / psikokinezi" yeteneğini tespit etmeleri üzerine...
***
Çok geçmez...
Cebinde bulduğu anahtarın izini süren John, evine döner...
Ancak halen hiçbir şeyden, hatta Emma'nın; karısı olup olmadığından bile, net olarak emin değildir...
***
Karısı Emma'nın, kendisini bir başka erkekle aldatması neticesinde, psikolojisi büsbütün bozulmuş olan John'un; ısrarla vurguladığı tek husus, kesinlikle katil olmadığıdır...
Fakat buna rağmen müfettiş Bumstead, Emma'nın yardımı ve "ayarlama / psikokinezi" becerisi aracılığıyla; elinden kaçırdığı John'u yakalayarak içeriye tıkmakta, aynen "Yabancılar" kadar son derece kararlıdır...
Yani John'un peşinde artık bir değil iki takipçi birden bulunmaktadır...
Filmdeki bir diğer önemli karakterin de, dedektif Eddie Walenski (Colin Friels) olduğunu belirtmek suretiyle yorumumuzu burada noktalayacağız...
Dakika 35...
Geride sizleri, aksiyon ve gizem dozunun giderek artacağı; versiyonu göre 65 veya 76 dakikalık, bir bölüm daha bekliyor olacak...
Elbette bizim önerimiz, filmin 111 dakikalık "director's cut" versiyonunu izlemeniz şeklinde...
Konusu ve atmosferi itibariyle inanılmaz derecede kendine bağlayan bir film olduğunu söyleyebilirim. Ama sonunu bence bağlayamamışlar ve bu yüzden yavan kalmış. filmin son yarım saati daha güzel olabilirdi.
bilim kurgu bilmlerini normalde sevmem ama bu filmde gizem ve olayların akıcılığı çok iyi işlenmiş izlerken kendimi filmin içinde buldum film sizi kendine çekiyor çok iyi bir yapım 10 üz 8.2
Bazı filmlerden esinlendiği ve bazı filmlere ilham verdiği bahse konu olan seçkin bir bilim-kurgu filmi. Sözü geçen bu filmlerden 'matrix' ile ilgili bir kaç şey söylemek lazım.Bu film 1998 matrix 1999 yılında gösterime girmiş.Arada bazı benzerlikler var ancak matrix'in yapım sürecini araştırırsanız birebir bu filmden alıntı yapıldığı iddiasını kaale almazsınız.Sanırım bu düşüncenin altında Dark City'nin görsel efektlerinin Matrix'e nazaran onlarca yıl önce yapılmış gibi kalması yatıyor.Ama Dark City'e haksızlık etmeyelim bütçe meselesi bir yerde.Ama verilen mesaj ve felsefik altyapı bakımından hiç de Martix'ten geride kalır yanı yok.
Kesinlikle çok ama çok başarılı bir film.. Yansıtılmak istenen karanlık boğucu atmosfer mimari ile desteklenerek enfes bir şekilde anlatılmış.Türünün en başarılı örneklerinden kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim
Türünün en iyi örneklerinden mutlaka izlenmesi gerek. Kurgu çok iyi gerçekten ve hikaye sizi sürüklüyor adeta kendi dünyasına çekiyor. Filmden sonra yaşadığınız birçok gerçeği sorgulayabilirsiniz :)Matrix inception gibi filmlerle kıyaslama yapmaya çok gerek yok. Hepsinde ayrı bi hava var izleyip görün..
bazı arkadaşlar matrixe ön ayak olan bu filmin başyapıt olmadığını yazmış Matrix gibi bir fenomenin temelini oluşturan bir film nasıl oluyorda başyapıt olmuyor anlamayamadım Ayrıca tek bir konu üzerinden ilerlemektende bahsedilmiş.Bu yorumu yapan kişinin Kara Film türünü araştırmasını tavsiye ediyorum.Türünün yegane örneklerinden bu filme 10/7 nasıl oluyorda veriliyor anlayamıyorum. Emeğe saygı Lütfen, Filmi izlemeyen arkadaşları yanlış yönlendirmeyin
Bilimkurgu severler için favori filmleri statüsüne sokabilecekleri bir film olsada beni hiç etkilemedi desem yeridir yine de sıkılmadan izledim diyebilirim.10/7
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.