uyuşturucu satıcıları var polisler var…ama olmamış bir şeyler eksik.. Kadro muhteşem olmasına rağmen İki seferdir yarım saatte bırakmak zorunda kalıyorum filmi… sıkıcı..
Amerikan Gangsteri bu kadar büyük bir prodüksiyon olmasına rağmen sorunlarla boğuşuyor. Denzel Washington ın filmi bir kere Amerikan Gangsteri , Ridley Scott ın Russell Crowe a rica ettim geldi demesini bekliyoruz. Washington iyi yolda orası gerçek. Aslında kadroda ilginç isimler var siyahi sinemadan : Joe Morton , Chiwetel Ejofor , Cuba Goodning ,jr Bu isimleri biraz daha iyi değerlendirilmesi güzel olurdu. Neyse Denzel Washington 9 Russell Crowe 6 Film 5
arkadaşlar kesinlikle ama kesinlikle filmden anlamayan insanlar gitmesin... oyunculuklar dehşetti heleki danzel washinton çok güzel oyunculuk yapmış. filmin gerçek olaydan alındığı apayrı bi güzellik çıkarmış ortaya olaylar gerçek... ama tavsiye filmden anlamayanlara filmi tavsiye etmem lütfen gidip saçma sapan yorumlar yapmayın... sinema anlamını yitiriyor...
American Gangster, gerçekten de başarılı çekilmiş bir mafya filmi.Başrollerde Denzel Washington ve Russell Crowe.Tabi ki başrollere bakıp birtakım beklentiler içine girebiliyor izleyici.Beklentileri bir ölçüde tatmin ettiğini de kabul etmek gerek...Ancaaak...Film beklentileri bir ölçüde tatmin ediyor etmesine de, filmle ilgili herşey çok da iyi sayılmaz o kadar.Öncelikle film çok uzun.Uzun olması bir filmi kötü yapmaz şüphesiz ama hikaye American Gangster’deki gibi anlatılıyorsa bir parça sıkıcı oluyor gerçekten.Dili çok 'tutuk' filmin.Kimi izleyicileri çok sıkacağını tahmin etmek güç olmasa gerek...Diğer bir konu filmle ilgili, başrol oyuncuları.Denzel Washington ve Russell Crowe’nin kaliteleri tartışılmaz elbette.Ancak Frank ve Richie karakterleri bir parça eğreti durmuş bana göre Washington ve Crowe’de. Bir arkadaşın yazdığı gibi, nedense ben de aynı şeyi düşündüm ve Washington’le Crowe’nin yerinde Pacino ve De Niro’nun daha iyi gideceğini düşündüm.Ayrıca yeri gelmişken, hapishanede Frank ve Richie’nin karşılıklı konuşması ve hatta masada bir de kahve olması eminim çoğu izleyiciye tanıdık gelecektir :)))American Gangster’in yukarıda olumsuz bulduğum yönlerini belirtmiş olsam da, filmi kötü yapmıyor elbette tüm bunlar.Sadece sinema tarihi açısından yerini ortaya koymak adına yazdım tümünü.Belki çok kalıcı bir film olmayacak ama, hayli sıkı bir film olduğu da tartışmasız filmin...İzleyin kararı kendiniz verin yine de :)))
Leş gibi Hollywood kokan 2008 Oscarlarının en favori filmi "American Gangster"...
Ocak ayında tüm Türkiye bu filmi konuşuyor olacak. Hollywood özentisi yazarlarımız filmi yere göğe sığdıramayacaklar...
Filme dönecek olursak film gerçekten güzel çekilmiş bir suç filmi. Kararlı, sert karakterler; bolca takip sahnesi; kokuşmuş polis teşkilatı; ekip olma duygusu; gerilim; kan; patlayan kafalar. Bir suç filmden bekleyeceğiniz her şey mevcut. Yalnız bunları fazla bariz yapıyor. "Bak, benim filmimde kan da var, şiddet de var, kadın da var. Hadi bana para ver." Sırf Heat'e özenmek için Crowe ile Washington'un bir masada karşılıklı oturduğu, ortada kahve bile olan bir sahne bile çekilmiş. Ama ne Crowe-Washington'un karizması ve parıltısı De Niro-Pacino'nun yanına yaklaşıyor, ne de oyunculukları, role yakışmaları. Çok eğrelti duruyorlar, resmen ben filmi kurtaran adamım diye bas bas bağırıyorlar. Birbirlerini tamamlayamıyorlar. Filmin her karesinden bir star fışkırıyor, kadro rüya gibi eywallah kabul ama sonuç hiç de tatmin edici değil...
Kanımca "American Gangster" salt ödül kaygısıyla ve ticari kaygılarla çekilmiş, geleceğe hiçbir şey bırakmayacak olan bir yapım. Filmi ilk izleyenler başyapıt izlediklerini sanıp (imdb ilk 250 listesine 95. sıradan girdi ve gittikçe düşüyor, şimdiden) allı pullu laflar söyleyecekler ama 2-3 yıl sonra TV'de gösterilen bir prime-time filmi olacak...
En çok beğendiğim 5 aktörden ikisi aynı filmde olunca, yönetmenlik koltuğunda da harika bir yönetmen bulununca ortaya bu denli harika bir yapım çıkması şüphesizdi. Uzun süresine rağmen izleyici bir an bile sıkmayan, Frank Lucasın yükselişi ve çöküşünü süper anlatan bir başyapıt. Denzel Washingtonın kesinlikle en iyi performansı.
2007 yapımı bir film olmasına rağmen 70-80 filmlerindeki aynı hava ve atmosferi bana hissettiren bir film oldu. Uyuşturucu satışlarının tavan yaptığı bir dönemde bir zenci çıkıp yavaş yavaş büyüyerek bütün bu sisteme hakim olma yolunda ilerliyor. Karşıda da sağlam duruşlu polis.
Bu film bana biraz, çok değil birazcık Heat filmini anımsattı. Al Pacino-De Niro karşılaşması gibi, Russell-Denzel karşılaşması oldu. Tabi genelde çok karşı karşıya değil gibi olsalar da aslında hep birbirleriyle mücadele eden iki adamın hikayesiydi. Özellikle Denzel o ağır abi tavırları ve duruşu ile hayran bıraktırdı kendine. Bazı yerlerdeki o duruşları, kendine has mimikleri çok bambaşka olmuş. Filmi sadece isimler için bile izlemek gerekir. Bir tarafta mükemmel oyuncu Denzel, diğer tarafta yine mükemmel bir oyuncu Russell. Yönetmeni de es geçmemek lazım. Ridley Scott usta bir yönetmen. Yani filmde her şey yerli yerinde. Ne eksik ne fazla. Hikaye gayet akıcı ve oturaklı. Süresine rağmen hiç yormuyor, akıyor gidiyor. Film başta dediğim gibi o tarihlere götürüyor insanı. O yıllarda çekilmiş gibi adeta. 3 saate yakın süren bu yolculuğa çıkmak isteyenleri güzel bir film bekliyor. İyi seyirler... (Criticker Puanım: 73/100 , IMDb: 7/10)
30lu yıllarda Harlemde İtalyanları mağlup edip Harlemin kontrolünü eline geçiren siyah gangster Bumpy Johnson yaklaşık 40 yıl bölgenin kontrolünü elinde tutar.Johnsonu Hoodlum filminde büyük aktör Laurence Fishburne oynar.1968 yılında Johnsonun ölümü üzerinde onun yetiştirdiği 15 yıl yanında çalışan şoförü Frank Lucas yükselerek Harlemin yönetimini eline geçirir.Vietnamdan askeri araçlarla getirdiği uyuşturucu sayesinde 6 yıl boyunca uyuşturucu trafiğini yönetir.Lucas rolünü diğer bir dev aktör olan Denzel Washington oynar.Son zamanlarda izlediğim en sürükleyici,kaliteli ve başarılı bir film.Mutlaka izlenmeli.
Scorsese tarzı mafya filmlerinden daha farklı, Heat filmine yakın duran bir tarzı var bu filmin. Dönemin müzikleri filme başarıyla yedirilmiş ve film sanki 70lerde çekilmiş gibi duruyor. Sokaklarda geçen sahnelerde özellikle arka planlarda olan bitenlere dikkat ederseniz ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Filmin mekan çekimlerinde az ışık kullanılmış ve genel olarak filmin bütünü de soluk renkler hakim. Sanırım Scottun bu tarzdaki ilk filmi ve bu filmin altından başarıyla kalkmış. Filmin sadece ilk 15-20 dk.sı aksıyor, geri kalanı, özellikle de final öncesi bölümleri son derece şık. Final sahnesine ?anlayan? için gerçekten çok etkileyiciydi. Ridley Scottın en iyi filmlerinden biri değil. Aslında bu film tarzı ve atmosferi nedeniyle kardeş Scottu çağıran bir projeymiş bence...
Film ustalıkla işlenmiş bir konuya sahip olmakla beraber gerçek yaşamdan alıntı olması ve filmde iki usta oyuncunun bir arada olamsı filmi seyredilir hale getiriyor...10/8
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.