En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
ulas-erol7
Takipçi
43 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
10 Mart 2007 tarihinde eklendi
İzleyici ,röntgencidir.Film boyunca kaç daireyi röntgenlediniz farkında mısınız?James Stewart elinde dürbünü,ayağı kırılmış bir gazetenin fotografçısı..Çok meraklı bir kişilik..Tek tek merakımızı gideriyor karşı dairedekilerin perdelerini bize açarak..Filmin giriş sahnesinde zaten tepeden inmeye başlayan kamera sizi şöyle bir dolaştırıyor binaların üzerinde,pencereleri görüyorsunuz;açık perdeler,birbirine yakın balkonlar..Stewart da meraklı bir sakini o binaların ve de o koltukta kalması gerekiyor bir süre dinlenmesi..Zarif ve güzeller güzeli nişanlısı yanında ..O da en az kendisi kadar meraklı.Hitchcock'un vazgeçemediği sarışın başrol bayan karakteri..Akıllı,güzel,zarif..ve başlıyorsunuz merak etmeye,karakterle özdeşleşip olayları çözmeye,akıl yürütmeye..heyecanlanmaya .Hitchcock bunu her filminde o kadar iyi başarıyor ki;sizi filme dahil edebiliyor her zaman.Sanırım başarısı ve izleyiciyi "gerebilmesi" de buradan kaynaklı.
Dünya tarihinin en ünlü röntgencisi L.B. 'Jeff' Jefferies 'in hikayesi... Yukarıdaki fragmanda da görebileceğiniz:'Neden bir adam yağmurlu bir gecede elinde bir valizle üç defa evine girip çıkar?' sorusunun peşinden giden kuşkucu muhabir Jeff kırık ayağıyla mahkum olduğu sandalyesinden her biri en az kendisi kadar numunelik komşularını dikizlemektedir. Filmin konusu çok basit dursa da,Jeff'in Lisa ile olan ilişkisi,gayri ahlaki bir eylemin pozitif bir fayda sağlamasının tezatlığı,komşuluk ilişkileri ve bu kalabalık dünyanın içinde ki 'bizim büyük yalnızlığımız' gibi alt metinler senaryoyu güçlendiren etkenlerden. Bir gerilim filmi olmasına rağmen esprili ve sağlam diyaloglar ayrı bir lezzet katıyor tarihinin en büyük yönetmenlerinden birinin neredeyse hiç şiddet sahnesi göstermeden yarattığı gerilim filmin neden bir baş yapıt olduğunun en güzel ispatı..
film mükemmeldi ya! tam bir alfred hitchcock hayranı olarak, bu filmi bu kadar geç izlediğim için de kendime epey kızdım. siz de ileride kendinize benim gibi kızmamak için vakit kaybetmeden izleyin bence. filmin nadiren de olsa bazı yerlerinde sıkılıyorsunuz ama, filmin 1954 yapımı olduğunu da unutmamak gerekiyor film boyunca. sonuç olarak, alfred hitchcock yapmış yine yapacağını diyorum ve şiddetle tavsiye ediyorum.
trt 2de izlemiştim vakti zamanında film hakkında hiçbir fikrim yokken ve izledikten sonra bu neydi ya ne hoş bi filmm diyerek kalktım ekran başından. Devam et trt göster böyle filmleri harik valla.
rear window ilginç bir film. nedeni ise basit bir yapı üzerine oturtulan sıradan bir film gibi görünmesine rağmen ilk dakikasından itibaren sizi içine alıyor ve bırakmıyor. ilgi çekici diyaloglarıyla kendini daha da sevdiriyor. film ilerledikçe siz de delil topluyorsunuz ve adam gerçekten katil mi değil mi diye kafanızda muhakeme yapıyorsunuz. son dakikaya kadar bitmeyen heyecanıyla bir hitchcock klasiği.
İnsan ruhunun derinliklerindeki merak ile olayları algılayışımız arasındaki ince çizgide durmayı başaran Hitchcock tarzı bir gerilimin hikayesi...
Çevremizde olup biten olaylara duyarsız kalabilir miyiz? Komşularımızın dünyası bir pencere mesafesindeyken ahlaki kurallara sadakatimizi kaybetme ihtimalimiz var mıdır?
Bir Alfred Hitchcock klasiği olan Arka pencere ve baş kahramanı Jefferies'in yaşamından izleyeceğimiz bu kesit, aklımızda ki bu ve buna benzer bir çok sorunun cevabı gerilim filminde salt gerçeği arayan bir izleyici kitlesi için gizem avcılığı yapmak keyifli olabilir ama bu filmin bundan öte bir yanı olduğu da şımızda beliren apartman dairesini gözlerken dış dünyamıza açılan bir arka pencereden ziyade ruhumuzun derinliklerine dokunan ve insanı anlatan bir hikayeye tanık oluyoruz.
Kieslowski'nin hüzünlü bir aşk hikayesini ele aldığı Krótki film o milosci filminin baş karakteri Tomek'in hayata karşı savrulan duruşu ile Jefferies'in hayata kök salan duruşu arasında ki farkı bir kenara bırakırsak, iki karakterinde iç dünyalarındaki sorulara cevap arayışları Röntgencilik gibi toplumun hiç hoş karşılamadığı bir durumda ortaklık göstermekten hiç çekinmeyecektir.
Röntgencilik hastalıklı bir durumdur, cinsel istismarda bulunma yollarının en bilinenlerindendir ama bu filmde fotoğraf makinesinin merceği Röntgenciliğe açılmayacak insanın varoluşundan beri en temel duygularından biri olan "merak duygumuz" için uzağı yakın bu merak, sıkıntının sonucu gelişecektir bir araba yarışında en iyi kareyi yakalama telaşı fotoğrafçımızın ayağının kırılmasına bu durumda doğal ev hapsine neden olacaktır.
Hitchcock adeta mahkemede müvekkilini aklamaya çalışan bir avukat gibi Jefferies'in bu gözetleme işini zorunluluklara ve bu zorunluluğun sonucu her insanda oluşabilecek merak duygusuna bağlamaktadır dünyalar güzeli Lisa'yı en yakınındayken bile fark edemeyen ve çekimine kapılmayan bir karakterdir artık gerilim filminden beklenmeyecek kadar telaşsız olan Arka pencere, komşuların hayatına insani bir bakış atıyor yalnızlığa mahkum hayatları kimi zaman bir akşam yemeği masasında tek kişilik yemeklerde kimi zamanda piyanonun duygu telimize dokunan notalarında gözler önüne seriyor.Gözlerimiz ara sıra bir balerine, bazen de kapı eşiğinden geçen mutluluk adımlarına bakarken tam orta yerde beliren gizem ve gizemi araştıran minik çetemiz gerilimin yavaş yavaş tırmanmasına ve " komşum bir katil mi ?" sorusuna cevap aramamıza neden pencere, Kısıtlı mekan kullanımı ve ağır giden temposuna rağmen türünün izlenebilecek en iyi örneklerinden.
Zamaninin cok ilerisinde bir film olmali ki eger goruntu kalitesi, isigiyla oynanirsa yeni yapilmis bir film izlenimini cok rahat birakacak bir yapit. Gecisleri farketmiyorsunuz bile, cok basarili.
filmi ilk izlediğimde keşke bu dairelerden birisinde de ben otursaydım diye içimden geçirdim.ve herkesin geçirdiğine de şüphe yok.mükemmel ötesi bir yapım.psycho’dan sonra en çok sevdigim Hitchcock yapımı.bu zamanki çoğu filme de aynı zamanda esin kaynağı olmuş bir yapım.hatta çoğu yönetmenin bu filmi izleyerek sinemaya hayran kaldığı biliniyor.
Ortalamanin biraz üstünde gezen bir Hitchcock filmi ... Gerilim sinemasinin , Hitchcock sinemasinin önemli örneklerinden ... Ama fazla da abartmamak gerek diye düsünüyorum ... 5/3 ...
Sinema tarihinin belkide en çok taklit edilen, en çok gönderme yapılan ve en çok saygı duruşunda bulunan filmlerinden.Aradan geçen 60 yıla yakın zaman ve defalarca benzerlerinin çekilmesiylede biraz eskimeye yüz tutsada tarihin en önemli gerilim başyapıtlarından olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Sizi başından sonuna kadar ekrana bağlayan; efektsiz de gerebilen, aynı mekanda geçmesine rağmen hiç sıkmayan -ki burada kamera kullanımının ne kadar önemli olduğunu ve Hitchcock'un büyüklüğünü görüyoruz- çok başarılı bir olay örgüsü ve oyunculuklara sahip güzel bir film. Diyalogları zevle izliyorsunuz. Bu arada Grace Kelly ne güzel bir kadınmış...
disturbia filminin aslolan versiyonu demek yanlış olmaz sanırım ve hatta çekilmiş olduğu zamana,yönetmene,filmin kurgusuna ve oyunculuklara bakılırsa çok daha kaliteli ve ağır bir film! gerçek sinema tutkunları için bayılacakları garanti edilebilir..
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.