Bridgerton 3. sezonda hikayenin merkezine oturan ve muazzam bir değişim yaşayan Penelope karakterini canlandıran İrlandalı oyuncu Nicola Coughlan, Elle dergisine verdiği röportajda çok konuşulacak açıklamalara imza attı. 39 yaşındaki yıldız oyuncu, yıllardır üzerine yapıştırılmaya çalışılan "beden olumlama" tartışmalarından ne kadar sıkıldığını son derece net bir dille ifade etti.
"İnsanları Kızdırıyor Ama Umurumda Değil"
Aylarca süren yoğun set temposunun ve karakter inşasının sadece fiziksel bir "kalıba" indirgenmesini eleştiren Coughlan, röportajında şu vurucu sözleri sarf etti:
"Bazen söylediğimde insanları kızdıran bir şey var; o da beden olumlamasıyla zerre kadar ilgilenmediğim gerçeği. Çocukken büyürken bunu hiç düşünmezdim. Oyunculara bakıp onların bedenleri hakkında kafa yormazdım. Bu yüzden aslında hiç umurumda değil. Tutkuyla bağlı olduğum pek çok şey var ama bu onlardan biri değil. Bu, başkalarının meselesi, benim değil."
Röportajın en çarpıcı kısımlarından biri de Coughlan'ın Bridgerton çekimleri sırasındaki kilo verme sürecine ve buna rağmen sektörün onu ısrarla "büyük beden" (plus-size) kategorisinde tutmaya çalışmasına verdiği tepkiydi. Rolü gereği yoğun bir egzersiz programına girdiğini belirten başarılı oyuncu, absürt durumu şu sözlerle anlattı:
"O sezonu çekerken çok fazla egzersiz yapıyordum çünkü buna mecburdum. Bayağı kilo vermiştim; muhtemelen 38 bedendim ve giydiğim korselerden biri 36 bedendi. Buna rağmen insanlar benim 'büyük beden' olduğumu konuşuyordu. Kendi kendime, 'Ekranda görmek istediğiniz en iri kadın bensem, durumumuz ne kadar içler acısı' diye düşündüm."
"Aylarca Çalışıyorsun ve Konu Yine Görünüşüne Geliyor"
Kendisinin ve sanatının görünüşüyle sınırlandırılmasından duyduğu rahatsızlığı sınırları zorlayan Coughlan bir anısıyla da pekiştirdi. Bir tuvalette karşılaştığı sarhoş bir hayranının, diziyi sadece "onun bedeni yüzünden" sevdiğini söylemesinin kendisini ne kadar kötü hissettirdiğini itiraf etti:
"O an, 'Ölmek istiyorum. Bundan o kadar nefret ediyorum ki' dedim. Hayatınızın aylarını bir işe veriyorsunuz, ailenizi göremiyorsunuz, kendinizi tamamen o role adıyorsunuz ve sonunda iş gelip nasıl göründüğünüze dayanıyor. Bu o kadar sıkıcı bir durum ki!"
Nicola Coughlan'ın bir oyuncu olarak sadece yeteneğiyle ve performansıyla anılmak istemesi, günümüzün yüzeysel kalıplarına atılmış çok estetik ve güçlü bir çizik.