İlk dizisi ve oldukça kişisel hikayesi Baby Reindeer'la izleyicilerinin psikolojisini bozan Richard Gadd, yeni HBO dizisi Half Man ile televizyona görkemli bir dönüş yaptı. Rotten Tomatoes'daki %77'lik skoruna bakılacak olursa, tüm dünya uzun süre daha Gadd'in bu yeni hikayesinin yankılarını konuşmaya devam edecek. Baby Reindeer'ın tek seferlik bir başarı olmadığını ispatlayan Gadd yeni dizisinde de kendisinden bekleneni fazlasıyla vermiş.
Half Man, birbirleriyle kan bağı ile değil, annelerinin eşcinsel ilişkisi dolayısıyla bağlı iki erkek "kardeş" üzerinden ataerkiyi, kırılgan masküleniteyi, eşcinselliği, şiddeti ve sadakati sorguluyor. Bir yandan da erkek ilişkilerindeki bağların ve kabulün de ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu görebileceğimiz bir hikaye sunuyor.
Dizi ilk bölümünde, bir kutlamayla açılıyor. Niall'ın düğün günüdür ancak Niall beklenmedik bir misafirin varlığından oldukça rahatsızdır. Bu kişi Niall'ı kendisi için "brother from another lover" gören Ruben'dır. İki arkadaş/kardeş arasında başlayacağını umduğumuz yakınlık, Ruben'in bir ahırda Niall'a attığı sert bir yumruk ve ani bir şiddet gösterisiyle şaşkınlık yaratır. Ardından hikaye başlar.
Niall ve Ruben'i 1980'lerdeki lise yıllarından itibaren takip etmeye, onları bugüne getiren tuhaf ve gerilimli ilişkiye şahit olmaya başlarız. Niall 15 yaşında, fiziği ve henüz dışavuramadığı cinsel yönelimi yüzünden zorbalığa uğrayan bir gençtir. Yine de hiçbir zorbası, onu annesinin sevgilisinin şehre geri dönen oğlu Ruben kadar korkutmaz. Ruben ve Niall annelerinin zorlamasıyla aynı odayı paylaşmaya ve aynı sınıfta ders görmeye başlarlar. Bu süre zarfında Niall'ın Ruben'le ilişkisinin kardeşlik mi, arkadaşlık mı, düşmanlık mı yoksa bolca erotik çekimli bir hayranlık mı olduğu tartışmalıdır.
HBO Max
Ruben okulda Niall'in koruyucusu rolünü üstlenir, artık Niall'ın tek zorbası kendisi olmuş gibidir. Karşılık olaraksa Niall Ruben'in suça bulaşmaması, sınıfı geçmesi ve normal bir hayatı olması için her şeyini riske atar. Aralarında ikili sırlar, yükümlülükler ve saplantılarla dolu tuhaf bir ilişki başlar. Birlikte geçirdikleri yıllar boyunca Niall, Ruben'in "erkek"liğinden zarar görür, ancak bu aynı zamanda onun kalkanı da olur. Baby Reindeer'dan iyi hatırlayacağımız istismarcı erk'e hayranlık ve inanılmaz bağlılık bu dizinin de kilit taşı. Aslında bu tema için Gadd'in diziye attığı imza desek daha doğru olur. Zira konu yabancı değil. Queer sinema meraklıları Half Man izlerken Xavier Dolan'ın Tom À La Ferme'sini (2013) anacaktır. Half Man'in hikayesinde Tom'un bu filmdeki gelgitlerinden, hatta belki bir başka İngiliz başyapıtı olan Joseph Losey'nin The Servant'ından (1963) bile izler bulmak mümkün. Fakat Gadd'in işleri, finalde artık olağan kabul ettiğim öyle garip bir his bırakıyor ki izleyicide, bunu başka bir yazarda yakalamak çok zor.
Yazarlığı bir yana, Gadd oyunculukta da sınıf atlatmış. Kendisinin genç halini oynayan Stuart Campbell da aynı şekilde olağanüstü. Fakat genciyle (Mitchell Robertson) yaşlısıyla (Jamie Bell) Niall karakerleri fazlasıyla gergin, insanı yoran bir performans sergiliyorlar. İki oyuncuda da aynı duyguyu görmek, bunun bilinçli bir tercih olduğunu anlatıyor ama dizinin gerilimini anlamak için Niall'ın her daim nemli gözlerini görmeye gerek var mı bilmiyorum. Anlamışsınızdır ki Half Man'in bırakacağı duygusal yüke tahammül etmek kolay değil ancak yılın en büyük televizyon olaylarından biri. Tıpkı Baby Reindeer'ın, yayınlandığı 2024 yılında yılın hit dizisi olup ödül üstüne ödül alması gibi, Half Man de izleyicinin sabrını ödüllendiren katmanlı, çok düşündürecek ve çok konuşulacak bir dizi.
Half Man, ilk bölümüyle HBO Max’te yayında. Yeni bölümler ise her Cuma izleyiciyle buluşacak.
İdil Hazal ACAR