Prime Video’nun Bu Süper Kahraman Dizisi Gizli Kalmış Bir Hazine!
yazan: İdil Hazal Acar

Süper kahraman yapımlarından sıkıldınız mı? Hak ettiği ilgiyi göremese de türün klişelerini altüst eden bu iki sezonluk dizi tam da aradığınız ferahlatıcı soluk olabilir.

Prime Video

Süper kahraman türü artık son yirmi yılda yakaladığı o görkemli ve dokunulmaz günlerinde değil. Birbiri ardına vizyona giren devasa bütçeli filmler, ekranları istila eden diziler, durmaksızın yinelenen formüller ve hikâyenin önüne geçen aşırı dijital efekt kullanımı sinemaseverlerde haklı bir yorgunluk yarattı. Türün neredeyse tek tipleştiği bu dönemde izleyicinin heyecanını kaybetmesi son derece anlaşılır olsa da, bu durum süper kahraman evreninde geçen her yapımın çekiciliğini yitirdiği anlamına gelmiyor.

Büyük stüdyolar milyarlarca dolarlık gişe canavarları üretirken, arada bir karşımıza çok daha samimi, ayakları yere basan ve iddiasını gösterişli patlamalardan değil karakterlerinin derinliğinden alan özel projeler çıkıyor. Her sahnesini bir görsel efekt cümbüşüne dönüştürmeye çalışmayan, mizahı ve karizmatik karakterleri merkezine koyan yapımlar türün hâlâ ne kadar eğlenceli olabileceğini hatırlatıyor. İşte 2016 yılında ekran yolculuğuna başlayan, eleştirmenlerin övgüyle karşıladığı, ancak hak ettiği popülerliğe bir türlü ulaşamayan "The Tick" tam olarak böyle bir cevher.

Prime Video

Çizgi Romandan Ekrana Uzanan Sıra Dışı Bir Kült

"The Tick" aslında televizyon izleyicisi için yepyeni bir figür sayılmaz. Karakter ilk olarak Ben Edlund tarafından 1980’li yıllarda yaratılan ve dönemin süper kahraman klişelerini acımasızca tiye alan hiciv yüklü bir çizgi roman serisiyle doğdu. Popülaritesini hızla artıran bu kendine has tipleme, 1994 ile 1996 yılları arasında yayınlanan ve ülkemizde de bir dönem büyük beğeni toplayan kült animasyon dizisiyle televizyon dünyasına adım attı. Edlund, 2001 senesinde karakteri canlı aksiyon formatında televizyona taşımak için Fox ile şansını denemiş, fakat o dönemki yapım dokuz bölümün ardından erken bir iptal kararıyla rafa kaldırılmıştı.

Yıllar sonra Amazon projeyi yeniden diriltmeye karar verdiğinde, en doğru adımı atarak dümeni bir kez daha orijinal yaratıcısı Ben Edlund’a teslim etti. Bu karar projenin kaderini tamamen değiştirdi; çünkü Edlund, modern çağın çizgi roman çılgınlığını hicvetmek için tam olarak ne yapması gerektiğini çok iyi biliyordu. Ortaya çıkan iş, süper kahraman dünyasının altın çağında bile türün en zeki ve özgün parodilerinden birine dönüştü.

Kusursuz Bir Dinamik: Dev Bir Mavi Kahraman ve Kaygılı Bir Ortak

Dizinin merkezinde, mavi renkli kostümüyle boy gösteren ve neredeyse yenilmez olan eksantrik bir süper kahraman yer alıyor. Çocuksu bir masumiyete ve tuhaf bir adalet tutkusuna sahip olan The Tick, hayatının merkezine fazlasıyla tedirgin, travmalarıyla boğuşan Arthur adındaki genç adamı alıyor. Arthur, tüm dünyanın yıllar önce öldüğünü sandığı The Terror adlı acımasız süper kötünün aslında hayatta olduğuna saplantılı bir şekilde inanmaktadır. İkilinin mecburi ve eğlenceli yol arkadaşlığı, çok geçmeden tahmin edebileceklerinin çok ötesine uzanan devasa bir komplo ağının içine çekilmelerine neden olur.

Yapımın en büyüleyici yanı, türün en bilinen kalıplarını ustalıkla ele alıp bunları tükenmeyen bir mizah kaynağına dönüştürme becerisinde saklı. Başkahramanımız ne kadar yenilmez, abartılı ve saf görünüyorsa; Arthur da bir o kadar insani, kırılgan ve gerçeğe yakın kalarak mükemmel bir denge unsuru kuruyor. Bu zıt kutupların kimyası sayesinde dizi, kendini asla gereğinden fazla ciddiye almayan ama anlatısını da boşlamayan bir süper kahraman hikâyesi anlatmayı başarıyor.

Prime Video

Görsel efekt yağmuruna boğulan türdeşlerinin aksine "The Tick", gücünü iyi yazılmış diyaloglarından, durum komedisinden ve karakterleri arasındaki sahici bağdan alıyor. Absürt ve tuhaf olay örgüsünü inandırıcı kılmayı başaran oyuncu kadrosunun performansı, yapıma sadece komedi değil güçlü bir duygusal derinlik de kazandırıyor. Keskin ironisi sayesinde dizi, geleneksel pelerinli kahraman hikâyelerinden sıkılan seyirciler için bile son derece ferahlatıcı bir deneyim vadediyor.

Üstelik toplamda yalnızca iki sezon ve 22 bölümden oluşması, diziyi günlerce sürecek yorucu bir mesaiye girmeden keyifle tüketilebilecek ideal bir hafta sonu maratonuna dönüştürüyor. Türün pekâlâ samimi ve neşeli bir komedi olabileceğini kanıtlayan bu dizi, çıkışının üzerinden yıllar geçmiş olsa da keşfedilmeyi bekleyen bir hazine olmaya devam ediyor.

İdil Hazal Acar
İdil Hazal Acar
-İçerik Editörü
Sanat filmleri ithal ederek başladığı kariyerinde, farklı formatlarda sinema içerikleri üretmeyi sürdürüyor. ODTÜ’de aldığı Felsefe eğitimini; romancı, eleştirmen ve senarist kimlikleriyle harmanlayarak gişe rekortmeni filmler ve festival seçkileri arasında aynı tükenmeyen merakla mekik dokuyor.
Benzer Haberler