Gülper Ergün
Festivalin teması nasıl belirlendi ve bu tema ile sinemaya dair neyi vurgulamayı amaçlıyorsunuz?
Festivalimizin teması, danışma kurulumuzla birlikte yaptığımız kapsamlı görüşmeler sonucunda belirlendi. Her biri alanında çok değerli ve vizyoner isimlerden oluşan kurul, bizlere ilham veren fikirlerle katkı sundu. Ortak bir mutabakatla, “Sofradan Beyaz Perdeye: Yemek ve Sinemanın Buluşma Noktası” mottosunu benimsedik. Bu temayı oluştururken dikkat ettiğimiz en önemli nokta, gastronominin sadece sofrada değil, hikâyelerde de yaşam bulduğunu vurgulamaktı. Sinema da bu hikâyeleri evrensel kılmanın en güçlü yollarından biri. Tema, bu iki disiplinin bir araya geldiğinde nasıl güçlü bir anlatıya dönüşebileceğini göstermek için yola çıktı.
Gastronomi ve sinemayı bir araya getirme fikri nasıl ortaya çıktı ve bu iki disiplinin birleşiminin izleyicilere nasıl bir deneyim sunmasını bekliyorsunuz?
Aslında bu festivalin patenti dört yıl önce alındı. Ancak zamanla olgunlaştı, gelişti ve bugünlere geldi. Benim 21 yılı aşkın gastronomi sektörü deneyimimin sonunda en çok hayalini kurduğum projeydi bu. Son bir yıldır, çok kıymetli bir ekiple birlikte yoğun bir çalışma yürüttük.
Festival fikri, şu soruyla başladı: “Yerel ürünlerimizi, hikâyelerimizi, mekanlarımızı ve Ege Yarımadası’nın eşsiz gastronomi kültürünü sinema ve medya aracılığıyla dünyaya tanıtabilir miyiz?”
Festivalde izleyiciler, sinema ile gastronominin kesiştiği bir dünyaya adım atacaklar. Gösterimler, söyleşiler, atölyeler ve tadım etkinlikleriyle keyifli vakit geçirecekler. Sektörün öncü isimleri ise konuşmalarıyla, bu iki alanın birleşiminin uluslararası alandaki potansiyelini bizlerle paylaşacak.