.
Filmin kadrosu da çok ilginç. Oyuncu seçim sürecini ikinizden de dinlemek isterim.
Bulut Reyhanoğlu: Bunu Gözde anlatmalı. Afganistan’ı çok iyi bildiği için oyuncularda da seçtiği, konuştuğu herkes filmin karesinde çok doğru yere oturdu.
Gözde Kural: Şimdi bu benim ikinci filmim ya… İlkinden beri şöyle bir metodum var; çok önceden buluyorum oyuncuları ve aslında draftlar gelişirken senaryoyu biraz oyuncularla birlikte şekillendiriyorum. Çünkü evet, bir yönetmen sinemasından bahsedebiliriz ama kolektif bir şey bu. Onlara alan tanımadığımda, sadece kendi fikrimi dayattığımda oyuncudan o performansı alamıyorum. Onlarla birlikte yürümek beni geliştiriyor, bana bir şey katıyor. Günün sonunda ben ya da Mazlum ya da Ferişteh değil, bu filmin kendisi kalacak. Bizler gideceğiz.
Öncelikle Vahid’i buldum, bir arkadaşım vasıtasıyla. Vahid Afgan ama Norveç'te yaşıyor. Ferişteh ise Afgan asıllı bir İranlı. Yükselen değeri şu anda İran Sineması’nın. Onu zaten biliyorduk başka bir filmiyle. Önerildi de bana, tipi çok unisex. Yetenekli bir oyuncu zaten. Fakat Zabur’u bulamıyordum. Yani kimse içime sinmiyordu. Zabur için başka bir şey, orijinal bir tip arıyordum. “Gözünün içi gülsün, oyuncu olması şart değil. Yeter ki ritim duygusu olsun.” diyordum. Biz Mazlum’la günlerce dans ettik, o dansı bulabilmek için. Onunla bir arkadaşım vasıtasıyla tanıştım. “Çok yetenekli bir çocuk, yeni geldi İstanbul'a. Bir tanışır mısın?” dedi. Sonra bizi buluşturdu. Gerçekten gördüğüm anda dedim ki “Zabur bu!”. O gözlerinin içinin gülüşü, burnu, inanılmaz orijinal her şey. Ve sonra dans ettiğini de öğrendim. Ben hep güvendim ona, o da yanıltmadı bizi. Sete çıktığımızda herkes çok hazırdı. Biz mesela pek diyalog tekrarı yapmadık çünkü herkes zaten bir seneye yakındır o diyalogları biliyordu. Dil koçu vardı ve Kabil Farsçası konuşulmasına dikkat ettik. Koç onların düzeltmesini yapıyordu.
Ve izleyici Zabur’un Türk olduğunu duyunca şok oldu.
Gözde Kural: Bunu en başta söylememeyi tercih ettim. Mazlum burada ilk çıktığı anda herkes ondan öğrensin ve bunu onunla konuşsunlar istedim. Aslında Farsça bilmiyor. Karşısındaki oyuncunun ne dediğini anlamıyordu.