.
Üçüncü filmin hazırlıklarına başladın mı?
Gözde Kural: Yazmaya başladım. Eve dönüyorum artık, gerçi ev neresi o da ayrı bir konu. Eve dönüyorum, Türkiye’de geçen bir hikâyem var. Bu sefer drama değil, başka bir şey denemek istiyorum. Kara komediye yöneldim. Günümüzün nabzını tutmaya çalışan bir şeyle uğraşıyorum şu anda. Umarım kısa zamanda da onu çekme fırsatı bulurum. Yine Bulut Ağabey’le birlikte çekeceğiz.
Son bir sorum var. Afganistan’da geçen bir hikayeyle geldin buraya. Bir Türk yönetmen olarak Afganistan'la ilgili çektiğin film Türk Sineması’na dair ne söylüyor? Sen kendini nerede görüyorsun Türk Sineması içinde?
Gözde Kural: Ben burada doğup büyümüş, hiç yurt dışında yaşamamış; Ankara'da doğmuş İstanbul'da okumuş bir yönetmenin gidip orada film çektiğini görseydim Türk Sineması bunu doğurdu, bu yönetmeni ortaya çıkardı diye bakarım, kârlı çıkarım açıkçası. Geri kalanı çünkü dayak atmak olur. Bir filmi ulusal yapan şey nedir? Ulusal olan milli manevi değerler midir? Neler onlar? Şöyle görüyorum, biraz artık odaklanmak lazım. Kaliteye, vasatın üstüne çıkmaya… Bunlara odaklanırsak aslında böyle sorular da sormayacağız birbirimize. Hayatımın hiçbir döneminde yurt dışında yaşamadım. Burada doğdum, burada büyüdüm ve benden de öyle bir türde film çıktı. Yarın belki bakarsınız Türkiye'de çekerim, sonra gider bir de Sırbistan’da çekerim. Çünkü içişleri bakanı değilim, yani sadece ülkenin iç işleriyle ilgilenmek durumunda da değilim.
Sizin de önceki filmlerinizin ardından Türk Sineması’na bir hediyeniz gibi oluyor değil mi Bulut Bey? Dünyayı dert edinen bir film… Sadece kendimizle ilgili değil, dışarıya da baktığımız bir film.
Bulut Reyhanoğlu: Ben bu işe başladığımdan beri insana dokunan ve bir şey ifade eden filmler yapmayı çok seviyorum. Gözde de sağ olsun bu konuda hiç yanıltmadı. Tam benim hayalimdeki gibiydi film. Yönetmenin eseri ama yapımcının da yapmak isteyeceği bir filmdi benim için de. O yüzden de çok mutluyum. İnşallah bu şekilde devam edeceğiz. Yani değişik filmler yapmaya, başka şeyler yapmaya... Çünkü sinema tek bir kalıp değil, binlerce hikâye anlatabilirsiniz. Binlerce çeşidi var bunun. Yaptığımız işin uluslararası arenada da karşılığı olmasından çok mutluyum.