Vuslat Saraçoğlu ile Son Filmi "Bildiğin Gibi Değil" Üzerine

Yönetmen son filmi "Bildiğin Gibi Değil'i Beyazperde'den Hande Kara'ya anlattı.

.

Hande Kara: Karakterleri oluştururken en çok hangi duyguyu veya çelişkiyi ön plana çıkarmak istedin?

Vuslat Saraçoğlu: Üç karakteri oluştururken de onlarca farklı duyguyu ve bu duyguların da farklı tonlarını göz önünde bulundurarak yazdım. Onların hepsini burada anlatmak istesem sayfalar sürebilir ama “çelişki” çok doğru bir kelime. Üçünde de ortak bir çelişki gözettim çünkü. O da şu: Hepsinin varoluşuyla olmak istedikleri kişi arasında bir açı var. Remziye geçmişinden bağımsız yepyeni bir benlikle var olmak istiyor, Yasin daha “görünür” bir yazar olmak istiyor, Tahsin ise içinde gençliğinde hayal ettiği hayatı yaşayamamış olmasının yarasını taşıyor.

Oyuncu seçim sürecinde nelere dikkat ettin? Karakterlerle oyuncular arasında nasıl bir uyum yakaladın?

Oyuncu seçerken önce iyi anlaşacağım insanlar seçmeye çalışıyorum. Elbette her yönetmen bunu önemser ama ben belki yüzde yetmiş oranında dikkat ediyorum diyebilirim. Çünkü süreç çok uzun; ben işin yazım aşamasından, festival yolculukları ve vizyon sürecine kadar çok fazla mesai harcıyorum oyuncularla. Bu süreci iyi anlaşamadığım, benzer değerlere sahip olmadığım bir insanla geçirmek beni yorar ve mutsuz eder. O kadar mutsuz olmayı da sinema için bile göze alamam doğrusu. İnsanın film yaparken kendisi olmasının, şeffaf olmasının çok önemli olduğunu düşündüğümden ve olmadığım hallere, pozlara da girmek de istemediğim için bu şeffaflığı zayıflık olarak yorumlamayacak nitelikte, bunu suistimal etmeyecek kadar sağlam karakterli insanlarla çalışmak istiyorum. Çünkü set ortamında ben de mümkün olduğunca kasılmadan iş yapmak, verimli ve eğlenceli vakit geçirmek istiyorum. Kısacası en başta oyuncuların kişiliklerini ciddi oranda araştırıyorum diyebilirim. Son olarak birkaç dizide göründü diye kendini diğer insanlardan üstün ve ayrıcalıklı hisseden, “star” olduğu yanılsaması içinde bulunan kişilerden de uzak duruyorum. Bu tarz hal ve tavırlar dünya görüşüme çok ters, benim için doğrudan ve sıcak temas çok önemli.

Bu film özelinde üç kardeşi oynayacak oyuncu arkadaşlarımın birbirleriyle iyi anlaşmaları ve kendi aralarında oluşacak kimya da çok önemliydi. Bu sebeple gerçek hayatta da birbirleriyle iyi anlaşabilir olmalarına, daha önemlisi birbirleriyle pek çok kardeşlik ilişkisinde olduğu gibi saydam, samimi ve gayriciddi bir ilişki kurabilecek kişilik yapısında olmalarına dikkat ettim. Onun dışında oyuncuların senaryoya yapacakları katkıları çok önemsediğim ve aylar öncesinden onlarla çalışmaya başladığım için iyi oyuncular olmalarının yanı sıra nitelikli, ufku açık insanlar olmaları; hayata bakışları da elzemdi. Oyuncu arkadaşlarımın hepsi Türkiye toplumunu çok iyi tanıyan, Anadolu’yu yekpare bir bütün olarak ele almayan, hayata kestirmeci, kalıplaşmış yargılarla bakmayan, kendilerini taşrayı otantize eden ve oraya kibirli bir şefkat yönelten anlayıştan da uzak tutan insanlar. Bu söylediğim özellikler önemli çünkü taşraya sağlıksız bakan kişilerin performans sırasında oynadıkları karakterleri yargıladıklarına ya da onlarla dalga geçtiklerine şahit olabiliyoruz. Bu da haliyle sonucu olumsuz etkileyebiliyor.

Set ortamında oyunculara ne kadar özgürlük tanıyorsun? Doğaçlamalara açık mısın?

Ben ciddi özgürlükler tanıdığımı düşünüyorum; zemin ve anlam aynı kaldığı takdirde doğaçlamalara da açığım ama senaryonun son hali ile ortaya çıkan filme baktığımda arada çok da büyük farklar olmadığını görüyorum. Sanırım biz filme çalışmaya setten çok önce başladığımız için oyuncularımızın katkılarıyla yapılan değişikliklerin çoğu setten önce oturmuş oluyor, set aşamasında başvurulacak çok bir değişiklik kalmıyor. Zaten iki buçuk haftalık bir sette öyle büyük çaplı hareket alanlarına yer vermek de pek mümkün olmuyor.

Bildiğin Gibi Değil’in dili, daha önceki filmlerin ile kıyaslandığında nasıl bir yerde duruyor?

Bunu aslında siz sinema yazarları çok daha iyi değerlendirir ama bana dil olarak pek farklı benzer bir yerden ilerlememişim gibi geliyor. Sadece bu filmin mizah tonunun Borç’takinden daha fazla olduğuna dair dönüşleri alıyorum. Şu sıralar hazırlığı içinde olduğum film projemdeki mizah oranı ise “Bildiğin Gibi Değil’dekinden de fazla.

facebook Tweet
Benzer Haberler