Yorgos Lanthimos, Florian Zeller ve Juliette Binoche’un da aralarında bulunduğu 800’ü aşkın sinema emekçisi, İran’da protestoculara yönelik ölümcül baskıyı kınayan ortak bir bildiriye imza attı. Küresel sinema topluluğunu temsil eden imzacılar arasında sürgündeki İranlı sanatçılar Zar Amir Ebrahimi, Golshifteh Farahani, Sepideh Farsi ve sanatçı-yönetmen Shirin Neshat’ın yanı sıra Marion Cotillard, Camille Cottin, Judith Godrèche ve Ariane Labed gibi Fransız oyuncular; yönetmenler Tarek Saleh, Nadav Lapid, Claire Simon ve Dominik Moll; yapımcılar Eitan Mansuri ve Lawrence Bender da yer aldı.
Jafar Panahi, Instagram hesabından yaptığı açıklamada, 9 Ocak'ta film yapımcısı Cevad Ganji'nin öldürülmesinin ardından ülkedeki film yapımcılarına yönelik artan bir yıldırma kampanyasının başlatıldığını kınamıştı.
Film ve televizyon sektöründe yardımcı yönetmen ve yapım müdürü olarak çalışan 39 yaşındaki Ganji, 9 Ocak'ta Tahran'ın Sadeghiyeh bölgesindeki protestolar sırasında İran güvenlik güçleri tarafından doğrudan açılan ateş sonucu öldürüldü. Panahi ve diğer İranlı muhalifler, rejimle bağlantılı güçlerin o tarihten itibaren Ganji'nin ailesinin evine, İran İslam Devrim Muhafızları'na bağlı gönüllü paramiliter örgüt Basij tarafından kullanılan sahte bir pankart asıldığını ve onun yanlış bir şekilde rejim yanlısı olarak gösterilmeye çalışıldığını belirttiler.
Panahi, “Rejim, sanatçıları sindirerek, sadakat anlatıları uydurarak ve gerçeği yargı baskısı altında gizleyerek protestoculara yönelik katliamını silmeye çalışıyor.” dedi ve yönetmenler Majid Barzegar ve Behtash Sanaeiha'nın “devlet şiddetini ve baskısını kınayan son ortak açıklamaları nedeniyle ayrı ayrı çağrıldıklarını ve saatlerce sert bir şekilde sorgulandıklarını” belirtti.
Panahi'ye göre, "Daha fazla sinema profesyonelinin yakında mahkemeye çağrılması bekleniyor ve haklarında halihazırda ağır davalar açılmış durumda."
Bütün bu yaşananların akabinde, uluslararası sinemacıların ortaklaşa imza attığı bildiride ise şu ifadeler kullanıldı:
“Biz, aşağıda imzası bulunanlar, öfke, keder ve derin bir ahlaki sorumluluk duygusuyla, İran İslam Cumhuriyeti’nin protesto eden sivillere karşı işlediği organize suçları mümkün olan en güçlü ifadelerle kınıyoruz.
İran halkının baskıya, yoksulluğa, ayrımcılığa ve yapısal adaletsizliğe karşı gerçekleştirdiği yaygın ve barışçıl protestolara karşılık olarak, İslam Cumhuriyeti halkının sesini dinlemek yerine canlı mühimmat, kitlesel katliamlar, yaygın tutuklamalar, işkence, zorla kaybetmeler ve ülke çapında internetin kapatılması yolunu seçmiştir. Bağımsız raporlar ve güvenilir kaynaklara göre, kadınlar, ergenler ve çocuklar da dahil olmak üzere üç binden fazla savunmasız yurttaş öldürülmüştür.
İnternetin bilinçli olarak kapatılması ve medyanın bastırılması, bu suçları gizlemeye ve gerçeğin belgelenmesini engellemeye yönelik açık bir girişimdir. Bu eylemler; yaşam hakkı, özgürlük, insan onuru ve güvenlik hakkı da dahil olmak üzere tüm temel insan haklarının açık ve sistematik bir ihlalidir ve insanlığa karşı suç teşkil etmektedir.
Tarihsel hafızayı belgelemek, anlatmak ve korumakla sorumlu Sinemacılar, Sanatçılar ve Kültürel Aktivistler olarak, sessiz kalmayı suça ortaklık sayıyoruz. Hiçbir siyasi güç, varlığını sürdürmek uğruna kendi halkını katletme ya da gerçeği susturma hakkına sahip değildir.
Şu kurum ve topluluklara çağrıda bulunuyoruz:
• Bağımsız uluslararası kurumlar
• Film festivalleri, kültürel ve sanatsal kurumlar
• Küresel sinemacılar ve sanatçılar topluluğu
Bu suçları kamuoyu önünde ve somut biçimde kınamalarını, İran İslam Cumhuriyeti’nin resmî kurumlarıyla olan ilişkilerini yeniden değerlendirmelerini ve İran halkının özgürlük, insan onuru ve tüm doğuştan gelen, devredilemez insan hakları için verdiği mücadeleyi desteklemelerini talep ediyoruz.
Bu bildiri; öldürülenlerin aileleriyle, siyasi mahkûmlarla ve Tahran’dan Kürdistan’a, Belucistan’dan Azerbaycan’a kadar, ağır baskıya rağmen baskıdan ve ayrımcılıktan arınmış bir gelecek ve şiddetsiz, insanca bir yaşam için sokaklarda direnmeye devam eden halkla dayanışma içinde kaleme alınmıştır.
Susmayalım.
Unutmayalım.
Gerçeği belgeleyelim.
Kadın, Yaşam, Özgürlük"