Sinema tarihi boyunca annelik genellikle iki uçta temsil edildi: Ya çocukları için her şeyi feda eden "kutsal melekler" ya da korku filmlerinin "canavar" anneleri. Ancak 2026 sineması, bu iki ucun arasındaki gri ve çoğu zaman karanlık bölgeye odaklanıyor. Vizyondaki iki yeni yapımda, anneliğin üzerindeki o mükemmeliyetçi baskıyı nasıl paramparça ettiğini ve yerine saf, filtresiz bir gerçeklik koyduğunu inceledik.
Die, My Love: Deliliğin Sınırında Bir Anne
Lynne Ramsay'in yönetmen koltuğunda oturduğu ve Jennifer Lawrence'ın kariyerinin en cesur performanslarından birini sergilediği Die, My Love, izleyiciyi kırsal bir tecridin içine hapsediyor. Filmde Lawrence, doğum sonrası depresyon, kimlik kaybı ve evliliğin getirdiği boğucu rutinler arasında sıkışıp kalmış bir anneyi canlandırıyor.
Film, anneliği bir "delirme hali" olarak ele almaktan çekinmiyor. Grace karakterinin içinde biriken öfke, sadece kişisel bir buhran değil; aynı zamanda toplumun annelerden beklediği "uysallığa" karşı vahşi bir başkaldırı. Robert Pattinson'ın canlandırdığı koca karakteri Jackson ile olan ilişkisi, sevgi ile nefret arasındaki o ince çizgide gidip gelirken, Ramsay'in kamerası anneliğin vahşi tarafını gözler önüne seriyor.
If I Had Legs I'd Kick You: Anneler İçin "Uncut Gems"
Rose Byrne'ın başrolünde olduğu ve hatta En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar'a aday gösterildiği If I Had Legs I'd Kick You ise tempoyu düşürmüyor, aksine nefes aldırmayan bir anksiyete krizine dönüştürüyor. Eleştirmenlerin "Anneler için Uncut Gems" benzetmesi yaptığı filmde Byrne, hasta kızı, çöken bir ev ve yok olan bir kariyer arasında ipte kalmaya yapmaya çalışan terapist Linda'yı canlandırıyor.
Mary Bronstein'ın yönettiği film, anneliğin o "asla durmayan" doğasını işliyor. Filmdeki kaosun aslında birçok modern annenin iç dünyasının bir yansıması. Tavanın fiziksel olarak çökmesi, Linda'nın üzerindeki baskının en somut metaforu. Film, annenin çocuğunu sevip sevmediğini sorgulamıyor; ancak bu sevginin ne kadar "yok edici" ve "yorucu" olabileceğini göstermekten de korkmuyor.
Neden Şimdi?
Bu filmlerin ortak noktası, anneliği "kutsal bir görev" olarak değil, insanın sınırlarını zorlayan psikolojik ve fiziksel bir deneyim olarak sunmaları. İzleyiciye "yalnız değilsiniz" mesajı veren bu yapımlar, mükemmel görünmeye çalışmaktan yorulan modern ebeveynler için birer katarsis niteliğinde.
2026 sineması bize şunu söylüyor: Annelik her zaman güzel ve huzurlu değildir; bazen sadece hayatta kalmaya çalışmaktır ve bu da "normaldir." Die, My Love'ı şimdi MUBİ'de, If I Had Legs I'd Kick You'yu ise 13 Şubat'ta sinemalarda izleyebilirsiniz.