TV+ Dünyasında Yeni Bir Dönem: Genel Müdür Gülçin Alıcı Gökçe ile Geleceği Konuştuk

TV+ta tek deneyim, çoklu platform dönemi başladı.

Beyazperde

H.K: Küresel trendlerde yayıncıların artık yavaş yavaş bundle sistemlerine geçtiğini görüyoruz. TV+’ın bu birleştirici rolü yerel pazardaki rekabeti iş birliğine dayalı rekabete mi dönüştürüyor? Nasıl bir rekabet ortamı var şu an?


Gülçin Alıcı Gökçe: Bence öyle, çünkü dediğim gibi çok güçlü içerikleri olan, çok kıymetli, çok değerli yerel platformlar var. Biz bu platformların içeriklerini geniş kitlelere ulaştırma noktasında kıymetli bir pozisyon tutuyoruz diye düşünüyorum. Çünkü iletişim gücümüz, ulaştığımız müşteri kitlesi, o müşterilerle etkileşebilme yeteneklerimiz çok çok gelişmiş vaziyette. Arkamıza Turkcell gücünü aldığımız için bunu özellikle söylemem lazım. Dolayısıyla o yerel platformların da çok daha geniş bir müşteri bazına ulaşmasını sağlıyoruz bir taraftan. Bir taraftan da teknolojimizle de standartları tanımlıyoruz aslında, pazardaki standartları tanımlıyoruz. Bunlar yatırım işi ve bu yatırımların karşılığını alabilmek için müşteri bazını mümkün olduğu kadar büyütmek gerekiyor. Ölçek işi bu aslında bakarsınız. Dolayısıyla biz mevcut müşteri bazımızla yatırımları çok daha rahatlıkla yapabiliyoruz. Ama küçük oyuncular için, pazardaki lokal oyuncular için biraz daha zor. O anlamda teknolojimizle de aslında lokal oyuncuların hizmetindeyiz diyebilirim.


H.K: Kişiselleştirme algoritmalarında şu an artık her şey yapay zeka ile oluyor. Siz bu algoritmalarda yapay zeka teknolojisi de kullanıyor musunuz?

Gülçin Alıcı Gökçe: Kesinlikle kullanıyoruz. Hem öneri hem de arama motorlarında yapay zeka teknolojilerini kullanıyoruz. Ve öğrenen sistemler geliştiriyoruz. Bir kullanıcı hangi içerikleri izlediyse ona en benzeyen içerikleri; o kullanıcının izlediği içeriklere benzer içerikler izleyenlerin izlediği diğer içerikleri... Burada kocaman bir ağ var, aslında bir mantık var. O mantığı da yapay zeka teknolojileriyle biraz ete kemiğe büründürüp müşterilerimize sunuyoruz. İçeriklerin tüketilmesi noktasında gerçekten bu teknolojiler çok işe yarıyor. Yoksa yani 22 bin saatlik bir kataloğumuz var, her birini teker teker taramak, bulmak, nerede ne var bunu anlamak çok zor. O yüzden bu akıllı seçimler, sizin için seçtiklerimiz dediğimiz kataloglar gerçekten o müşteri için seçtiğimiz kataloglar ve tüketimin çok büyük bir kısmında o kataloglar üzerinden gittiğini görüyoruz.



H.K: Biz yıllardır “Content is the King” sözünü benimsedik içerikçiler olarak ama artık “Distribution is the Queen” diye bir söz daha var. Sizce önümüzdeki beş yılda savaşa en iyi içeriği üreten mi yoksa içeriği en iyi deneyimle sunan mı kazanır?



Gülçin Alıcı Gökçe:
En iyi içeriği deneyimle sunan demem lazım, ama en iyi içeriği. Yani biri veya diğeri değil ikisi bir arada. Çünkü muhteşem bir teknolojinizle harika bir deneyiminiz olabilir. Ama içerikleriniz güçlü değilse kimsenin ilgisini çekmeyeceğiniz çok açık. Çok güçlü içerikleriniz olabilir ama iyi bir teknoloji, iyi bir altyapınız yoksa, iyi bir deneyim sunmuyorsanız o zaman memnuniyetten çok aslında bir nefret markası haline de gelebiliyorsunuz.

H.K: Peki, son sorum. TV+ için kısa ve orta vadede en büyük hedef ne? Pazar payını arttırmak mı yoksa kullanıcı başına düşen ekran süresini maksimize etmek mi?


Gülçin Alıcı Gökçe: Yine ikisi de diyeceğim. Yani bunlar çok seçilebilecek şeyler değil. Daha geniş bir müşteri bazına ulaşmak çok kıymetli. Bu birinci adım. İkinci adım da ulaştığımız müşterilerin bizimle geçirdiği süreyi arttırabilmek.
Dolayısıyla müşteri bazına geçmek, yeni müşterileri TV+'la tanıştırmak, farklı janralarla, farklı tercihleri olan müşterilere de cevap verebilmek, farklı yaş gruplarına cevap verebilmek…. Ama gelen müşterinin de o tek, biricik içeriği tükettikten sonra vazgeçip çıkmaması lazım. Oradaki bağı da sürekli kuvvetlendirmemiz gerekiyor. O anlamda da kataloğu zenginleştirmek bunun arkasından geliyor.


Röportaj: Hande Kara

facebook Tweet