Londra'da düzenlenen 79. BAFTA Film Ödülleri, genç yıldız Timothée Chalamet ve yönetmen Josh Safdie için tam bir kabusa dönüştü. 1950'li yılların masa tenisi dünyasını ve bu sporun dahi ismi Marty Reisman’ın (filmdeki adıyla Marty Mauser) yükselişini konu alan "Marty Supreme", geceye tam 11 kategoride aday olarak girmişti. Ancak tören sonunda film, aday gösterildiği hiçbir kategoride ödül kazanamayarak törenin "en büyük kaybedeni" oldu.
"Marty Supreme", bu sonuçla birlikte BAFTA tarihinin en talihsiz rekoruna imza attı. 11 adaylıktan boş dönen film; 1969 yapımı "Women in Love" ve 2004 yapımı "Finding Neverland" ile birlikte, "en çok adaylık alıp hiç ödül kazanamayan film" rekoruna ortak oldu. Sosyal medyada büyük yankı uyandıran bu durum, hayranlar arasında "korkunç bir yenilgi" olarak nitelendirilirken, bazı kullanıcılar bu başarısızlığın filmin karakteri Marty Mauser’ın aykırı kişiliğiyle örtüştüğünü belirterek durumun "ironik" olduğunu savundu.
Törene sevgilisi Kylie Jenner ile katılan 30 yaşındaki Chalamet, siyah ve bol kesim şık bir smokinle kırmızı halıda dikkatleri üzerine çekti. Eleştirmenlerin performansını yere göğe sığdıramadığı Chalamet için BAFTA bir hayal kırıklığı olsa da, hayranları umutlu. Sosyal medyadaki genel kanı, bu hüsranın Oscar yarışında bir "kamçı" etkisi yaratacağı yönünde. "Marty Supreme"in bu devasa kaybı sonrası, Chalamet’nin 15 Mart’taki 98. Akademi Ödülleri’nde "En İyi Erkek Oyuncu" ödülü için şansının ne olacağı ise sinema kulislerinin en sıcak tartışma konusu haline geldi.