Bir önceki yazımda neden tek bir Endonezyalı yönetmenin adının bile aklımda olmadığını kendi kendime sorduğumu söylemiştim. Park Chan-wook, Lee Chang-dong, Kim Ki-duk, Zhang Yimou, Wong Kar-wai, Hirokazu Kore-eda, Tran Anh Hung gibi isimleri bir nefeste sayarken neden tek bir Endonezyalı yönetmen bilmiyordum ki?
Bunun üzerine okumaya başladım, buradaki birkaç kişiyle muhabbet ettim ve direkt bu soruyu sordum: Sağınız solunuz ünlü yönetmen dolu, sizden neden global bir marka yönetmen çıkmadı? Cevaplar muhtelifti. Ben de sizler için özetledim ve yorumladım.
2000’lerde Güneydoğu Asya sineması dünyada görünür olmaya başlarken Endonezya’nın aynı ivmeyi yakalayamaması aslında bir yetenek ya da yaratıcılık meselesi değil gibi gözüküyor. Daha çok zamanlama ve koşulların yarattığı bir durum.
1998’de Suharto rejiminin çökmesi Endonezya için kesin bir özgürleşmeydi, buna şüphe yok; ama aynı zamanda devlet aygıtında bir boşluk yaratmış. Yıllarca devlet kontrolünde varlığını sürdüren sinema sektörü bir anda desteksiz, öksüz kalmış. Tamam, sansür gevşemiş ama yıllar boyunca istedikleri hikâyeleri anlatamayan yönetmenler bir anda ne anlatacaklarını bilemedikleri bir boşlukta takılmaya başlamışlar.
Suharto döneminde sinema büyük ölçüde propaganda, melodram ve güvenli anlatılar etrafında şekillenirken, bu kalıplar yıkıldığında yerine ne konacağına dair kimse ortak bir akıl ortaya koyamamış. Bağımsız yönetmenler ortaya çıkmış ama ortak bir akım ya da belirgin bir sinema dili oluşmamış. Bu yüzden 2000’ler Endonezya sineması, dışarıdan bakıldığında güçlü bir hareketten ziyade, farklı yönlere savrulan bir arayış dönemi gibi görünüyor.
Üstelik Çin, Hong Kong, Güney Kore, Tayvan, Vietnam gibi ülkelerden önemli bir farkı da var Endonezya’nın. Burada hâkim din İslamiyet. Sinemasal özgürlüğe her zaman alan açmayan bazı kültürel kodlar, nüfusun büyük çoğunluğunda etkili. Bali her ne kadar Hindu ağırlıklı bir ada olsa da, Bali nüfusu Endonezya nüfusunun yaklaşık %1,5’i civarında; yani oldukça küçük bir azınlık.
Estetik ve kültürel başlıkların yanında, 98 Asya kriziyle halkın alım gücü dramatik biçimde düşmüş ve sinemaya gitmek gündelik hayatın dışına itildiği için sinema salonları patır patır kapanmış. Yukarıda saydığım ülkeler In the Mood for Love, Oldboy, Hana-bi, The Vertical Ray of the Sun, Hero gibi filmler çekerken Endonezya’da yerli film üretimi ciddi biçimde azalmış. Bu yüzden bir film üretmek kadar onu görünür kılmak da inanılmaz zorlaşmış.
Bu nedenle buradaki sinema sektörü 2000’leri “kaçırılmış bir yükseliş” dönemi olarak adlandırıyor. Hâlen Endonezyalı çok büyük bir yönetmenden bahsetmek zor açıkçası. 2010’lardaki uluslararası anlamda en bilinen filmlerden The Raid’i bir Galli yönetmen (Gareth Evans) çekmiş mesela. Garin Nugroho bu dönemin en ciddi auteur’lerinden ama açıkçası adını bile duymamıştım; yeni yeni sinemasıyla tanışıyorum.
Yani toparlayacak olursak, kültürel engeller ve ekonomik imkânsızlıklar, çevresi başyapıt üretirken güzel Endonezya’yı uzun süre sinemasız bırakmış. Darısı bundan sonrasına…
Utku Yasavul