Korku sinemasında çocuk karakterler her zaman çok ürkütücü olmuştur. Sette küçük bir oyuncuyla korku teması üzerine çalışmak nasıldı?
Özgür Bakar: Sette çocuk olması demek bütün şartların ona göre baştan düzenlenmesi demek. Her şeyi bir oyun alanı gibi kurgulamanız gerekiyor. Bu kadar şiddetli sahneleri çocuğun haberi olmadan çekip karşısında bir oyuncu olmadan başka bir şey hayal ettirerek aynı oyunu almaya çalışmak zorundasınız. Bu zahmetli ama mecburi bir şey çünkü sonuçlarını görünce değdiğini anlıyorsunuz. Bir çocuğun psikolojisi hiçbir filmden önemli değil.
İzleyiciyi bu filmde en çok ne korkutacak? Daha çok anlık sıçramalar (jump-scare) mı göreceğiz, yoksa psikolojik olarak geren bir atmosfer mi var?
Özgür Bakar: Filmi diğer filmlerime göre daha dramatik bir yapıyı kovalamak yerine izleyicinin lunaparkta bir korku tüneline jeton almışlar hissi yaşamasını hedefledim. O yüzden temposu hiç düşmeyen, tekrara girmeden yeni sürprizlerle en yoğun şekilde tasarlanmış finale kadar ardı arkası kesilmeyen bir film oldu. Biraz başları dönebilir.
Klasik bir sorudur ama sormadan olmaz; korku filmi çekimlerinde genelde tuhaf olaylar yaşandığı söylenir. 'Deccal 3' setinde başınıza gelen ürkütücü veya açıklanamayan bir anınız oldu mu?
Özgür Bakar: Ben paranormal güçler varsa aramızın iyi olduğunu düşünüyorum çünkü bana hep yardımcı olacak bir yerden tesadüfler getirdiler. Belki de sürekli reklamlarını yaptığım için olabilir :)