Antonio Banderas da Irkçılığa Uğradı: "Kötü Adamı Oynamak Zorundasın!"

Hollywood yöneticilerinin 90’larda kurduğu ırkçı barikatları "Zorro" ve "Çizmeli Kedi" ile aşan usta aktör, o dönem kendisine söylenenleri ve bu klişeleri nasıl yerle bir ettiğini tüm çıplaklığıyla açıkladı.

Columbia Films

İspanyol sinemasının altın çocuğu olarak Pedro Almodóvar ile on yıl süren başarılı iş birliklerinin ardından 1992’de "The Mambo Kings" ile Hollywood’a adım atan Antonio Banderas, o dönem karşılaştığı manzaranın hiç de iç açıcı olmadığını itiraf etti. Banderas, yapımcıların kendisine yaklaşımını şu sözlerle aktardı: "Bana, 'Sen burada, tıpkı Siyahlar ve Hispanikler gibi, sadece kötü adamları oynamak için varsın.' dediler."

Antonio Banderas

Kaptan Love’a Karşı Maskeli Kahraman

Bu keskin klişeyi kırmak Banderas'ın sadece birkaç yılını aldı. 1998 yapımı "The Mask of Zorro" filminde pelerini kuşanarak başrole geçen aktör, durumu şöyle özetledi: "Sorun şuydu ki; birkaç yıl sonra elimde bir maske, şapka, kılıç ve pelerinim vardı; karşımızdaki 'kötü adam' ise sarışın ve mavi gözlü Kaptan Love'dı." 100 milyon doların altındaki bütçesiyle dünya çapında 250 milyon dolar hasılat yaparak gişeyi altüst eden film, Banderas’ın sadece bir aksiyon yıldızı değil, aynı zamanda romantik ve fiziksel açıdan çevik bir jön olduğunu kanıtladı.

Çocuklar İçin Endülüs Aksanlı Bir Kahraman

Banderas için temsiliyet mücadelesi sadece aksiyon filmleriyle sınırlı kalmadı. Shrek evreninin unutulmaz karakteri "Çizmeli Kedi" seslendirmesinin çok daha kritik bir önem taşıdığını vurgulayan sanatçı, "Çizmeli Kedi daha da önemli, çünkü küçük çocuklar için yapılıyor. İspanyol, hatta Endülüs aksanıyla konuşan bir kedi görüyorlar ve o kedinin 'iyi adam' olduğunu biliyorlar." diyerek kültürel köklerin çocuk yaşta doğru temsil edilmesinin önemine dikkat çekti.

90'lı yıllarda "Philadelphia" gibi Oscar adayı dramalardan "Interview with a Vampire" gibi büyük bütçeli yapımlara, oradan "Desperado" gibi bağımsız hitlere uzanan Banderas, 1996'da Madonna ile "Evita"da başrolü paylaşarak yerini sağlamlaştırdı. O dönemki eleştirilerde belirtildiği gibi; "Esmer yakışıklılığı, özgüveni ve duyarlılığıyla" Banderas, Hollywood'un dayattığı o sığ kalıpları kılıcıyla kesip atan gerçek bir öncü oldu.

facebook Tweet
Benzer Haberler