Uluslararası Gastronomi Film Festivali Direktörü Gülper Ergün, Festivale Dair Sorularımızı Yanıtladı

6-7 Haziran’da Çeşme'de gerçekleşecek festival; interaktif tadımları, atölyeleri ve yarışmalarıyla izleyiciyi klasik gösterimlerin ötesinde, çok duyulu bir deneyime davet ediyor.

Uluslararası Gastronomi Film Festivali

1. 5-7 Haziran tarihlerinde bu kez Çeşme'de, Ege'nin kalbindesiniz. Ege’nin köklü mutfak kültürü ve atmosferi, festivalin uluslararası kimliğine nasıl bir ruh katıyor?

Festivalimiz bu yıl 6-7 Haziran tarihlerinde Çeşme’de gerçekleşecek ve Ege’nin güçlü gastronomi hafızasıyla yeniden buluşacak. Ege, bizim için yalnızca bir coğrafya değil; üretimle, hafızayla ve sofra kültürüyle yaşayan çok güçlü bir anlatı alanı. Çeşme de bu anlatının en özel duraklarından biri. Toprağı, denizi, otları, zeytini, balığı, bağ kültürü ve yerel üreticileriyle gastronomiyi sadece lezzet üzerinden değil, yaşam biçimi üzerinden düşündüren bir yer. Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin kimliği de tam olarak bu kesişimde güçleniyor. Biz yerel olanı yalnızca korunması gereken bir değer olarak değil, dünyayla konuşabilen canlı bir kültür olarak ele alıyoruz. Ege’nin sadeliği, doğayla kurduğu ilişki, üretime verdiği kıymet ve sofrayı paylaşma geleneği festivalin uluslararası diline çok doğal bir ruh katıyor. Çünkü bir festivalin uluslararası olması, kendi köklerinden uzaklaşması anlamına gelmez. Aksine, dünyayla gerçek bir bağ kurabilmesi için güçlü bir yer duygusuna ihtiyacı vardır. Çeşme ve Ege bize tam da bunu veriyor: hem çok yerel hem de herkesin kendinden bir duygu bulabileceği kadar evrensel bir hikâye.

2. Altın Yunus Hotel'de gerçekleşecek etkinliklerde katılımcıları klasik bir film gösteriminin ötesinde nasıl bir atmosfer bekliyor?

Biz festival boyunca izleyicinin yalnızca bir salona girip film izlediği klasik bir deneyim kurmak istemiyoruz. Amacımız, insanların filmlerle birlikte düşünceye, sohbete, üretime ve duyulara da temas edebildiği çok katmanlı bir atmosfer yaratmak. Altın Yunus’un denizle ve Çeşme’nin ritmiyle kurduğu ilişki de bu deneyimi çok besliyor. Gün boyunca bir yandan film gösterimleri devam ederken, diğer yandan söyleşiler, şef buluşmaları, yaratıcı endüstri panelleri, atölyeler ve farklı deneyim alanlarıyla yaşayan bir festival ortamı oluşuyor. Bizce gastronomi yalnızca izlenen ya da tadılan bir şey değil; aynı zamanda konuşulan, paylaşılan ve hafızada yer eden bir deneyim. Bu yüzden festival alanında insanların birbirleriyle karşılaşabildiği, fikir alışverişi yapabildiği ve yeni bağlar kurabildiği doğal bir akış yaratmaya çalışıyoruz. Festivalin ruhu biraz da bu geçiş alanlarında oluşuyor.

facebook Tweet
Benzer Haberler