Uluslararası Gastronomi Film Festivali
3. Programdaki en heyecan verici başlıklardan biri şüphesiz "Tasty Cinema". İzleyiciyi pasif konumdan çıkarıp deneyimin bir parçası haline getiren bu bölümde seyircileri salonda ne gibi interaktif sürprizler bekliyor? Perdedeki lezzetleri eşzamanlı olarak tatma fırsatımız olacak mı?
Tasty Cinema, festivalin en heyecan verici alanlarından biri çünkü sinema ile gastronominin aslında ne kadar ortak bir hafıza taşıdığını çok güçlü hissettiriyor. Bir film bazen yalnızca izlenmez; kokusuyla, sesiyle, ritmiyle insanın içinde yer eder. Aynı şey yemek için de geçerli. İkisi de duyular aracılığıyla insanın hafızasına dokunuyor. Bu deneyimi de çoklu duyusal anlatılar üzerine çalışan Temaset ekibiyle birlikte tasarlıyoruz. Temaset’in yaklaşımında çok sevdiğim bir taraf var: Deneyimi gösterişli bir “etkileşim” olarak değil, insanın gerçekten hissettiği bir ana dönüştürmeleri. Bu da Tasty Cinema’nın ruhunu çok besliyor.
Seanslar sırasında izleyiciyi sadece ekranın karşısında tutan bir yapı kurmuyoruz. Bazı sahnelerde tatlar, kokular ve duyusal eşleşmeler hikâyenin akışına eşlik ediyor. Evet, belirli gösterimlerde perdedeki lezzetlerle eşzamanlı tadım deneyimleri de olacak. Ama burada asıl mesele birebir aynı tabağı sunmak değil; sahnenin taşıdığı duyguyu başka bir duyuyla da hissettirebilmek. Bence sinemanın en etkileyici taraflarından biri şu: İnsan bazen bir sahneyi değil, o sahnenin onda bıraktığı hissi yıllarca taşıyor. Tasty Cinema da tam olarak o hissin peşinden gidiyor.
4. "Sine Sınıf" ve "Gastro Sınıf" etkinliklerinin içerik çerçevesi nedir? Katılımcılar bu sınıflardan hangi pratik kazanımlar veya vizyonla ayrılacaklar?
SineSınıf ve GastroSınıf’ı oluştururken amacımız yalnızca bilgi aktarmak değildi; farklı disiplinlerden insanların birbirlerinin üretim biçimlerine yaklaşabileceği gerçek bir paylaşım alanı kurmaktı. Çünkü bugün sinema da gastronomi de çok hızlı dönüşüyor ve gençlerin yalnızca teorik bilgiye değil, deneyime ve temas kurabilecekleri alanlara ihtiyacı var. SineSınıf tarafında; hikâye anlatıcılığı, bağımsız üretim süreçleri, görsel dil, festival yolculukları ve yeni medya anlatıları gibi başlıklar öne çıkıyor. GastroSınıf’ta ise yerel üretim, sürdürülebilir mutfak anlayışı, gastronominin kültürel boyutu ve yaratıcı gastronomi deneyimleri üzerine yoğunlaşıyoruz.
Ama bizim için en kıymetli taraf şu: Bu sınıflar tek yönlü konuşmalar değil. Gençlerin soru sorabildiği, sektör profesyonelleriyle aynı masaya oturabildiği, bazen bir fikrin ilk kez orada filizlendiği alanlar olmasını önemsiyoruz. Katılımcıların festivalden yalnızca teknik bilgi edinmiş olarak değil; üretime, hikâyeye ve kendi alanlarına başka bir yerden bakmaya başlayarak ayrılmalarını istiyoruz. Çünkü bazen insanın yönünü değiştiren şey büyük cevaplar değil, doğru insanlarla aynı ortamda bulunmak, başka bir üretim biçimine tanıklık etmek ya da kendine daha önce sormadığı bir soruyla karşılaşmak oluyor.