Uluslararası Gastronomi Film Festivali
5. Danışma kurulunuzda Ercan Kesal, Ezel Akay, Serra Yılmaz gibi sinemamızın çok değerli isimleriyle, Ahmet Güzelyağdöken ve Claudio Chinali gibi gastronomi dünyasının usta isimleri bir arada. Farklı disiplinlerden gelen bu profesyonellerin mutfağındaki etkileşim, festivalin vizyonunu nasıl zenginleştirdi?
Festivalin en kıymetli taraflarından biri de farklı disiplinlerden çok güçlü isimlerin aynı düşünsel zeminde bir araya gelebilmesi oldu. Çünkü biz en başından beri gastronomiyi yalnızca mutfakla, sinemayı da yalnızca perdeyle sınırlayan bir yerden bakmadık. Her iki alanın da insan hikâyeleriyle, hafızayla ve kültürel üretimle çok güçlü bağları olduğuna inanıyoruz. Ercan Kesal’ın insan hikâyelerine ve Anadolu coğrafyasına yaklaşımındaki derinlik, Ezel Akay’ın anlatıya getirdiği özgür ve katmanlı bakış, Serra Yılmaz’ın yıllardır farklı kültürler arasında kurduğu güçlü sanat dili festivale çok kıymetli bir düşünsel alan açıyor. Aynı şekilde Ahmet Güzelyağdöken’in yerel ürünle kurduğu sahici ilişki ve üretim hafızasına verdiği önem, Claudio Chinali’nin gastronomiyi yalnızca mutfakta değil; kültür, ritüel ve yaşam biçimi üzerinden okuyan yaklaşımı da bu yapının ruhunu besliyor.
Bence burada en etkileyici olan şey, herkesin başka bir disiplinin içinden geliyor olmasına rağmen aynı mesele etrafında buluşabilmesi: insanı anlamak. Çünkü iyi sinema da iyi gastronomi de aslında insana, hafızaya ve yaşadığı coğrafyaya dair bir anlatı kuruyor. Festivalin düşünsel derinliği biraz da bu farklı bakışların birbirine temas edebilmesinden doğuyor.
6. Michelin yıldızlı şefler ve yaratıcı endüstri profesyonellerinin bu platformda bir araya gelmesi hem sinema hem de yeme-içme sektörüne kalıcı olarak nasıl bir katkı veya ilham sağlayacak?
Bence bugün yaratıcı endüstrilerin en çok ihtiyaç duyduğu şey, birbirine temas edebilen alanlar yaratabilmek. Çünkü artık hiçbir disiplin tek başına ilerlemiyor. Sinema, gastronomi, tasarım, müzik, yeni medya… Hepsi birbirinin anlatı biçimini dönüştürüyor. Michelin yıldızlı şeflerin yaratıcı endüstri profesyonelleriyle aynı platformda buluşması bu yüzden çok kıymetli. Çünkü burada yalnızca bir networking ortamı oluşmuyor; birbirinden tamamen farklı üretim biçimleri arasında gerçek bir fikir alışverişi doğuyor. Bir yönetmenin kurduğu ritimle bir şefin tabak kurgusu arasında düşündüğümüzden çok daha fazla ortaklık var aslında. İkisi de duygu yaratmaya çalışıyor, hafızada yer edecek bir deneyim kuruyor. Biz festivalin uzun vadede tam da bu karşılaşmalar sayesinde kalıcı bir etki yaratacağına inanıyoruz. Belki bir şef bir filmden ilham alacak, belki bir yönetmen bir üreticinin hikâyesini anlatmak isteyecek. Bazen aynı masada başlayan bir sohbet, yıllar sonra bambaşka bir projeye dönüşebiliyor. Kalıcı katkı biraz da burada oluşuyor zaten; insanların birbirlerinin alanına başka bir gözle bakmaya başlamasında.