Hollywood’un usta aktörlerinden Russell Crowe, kariyerinin en ilginç dönemlerinden birini yaşıyor. Geçtiğimiz yıl beklentilerin üzerine çıkarak gişede ve dijital platformlarda büyük başarı elde eden Nuremberg filminin ardından usta oyuncu, arka arkaya iki yeni projeyle izleyici karşısına çıktı. Ancak bu iki yapım, hem eleştirmen notları hem de gişe/izlenme oranları açısından tam anlamıyla tezat bir tablo ortaya koydu.
Sinemalarda gösterime giren Western türündeki The Weight, usta aktörün neredeyse son 30 yıldaki en yüksek eleştirmen puanına ulaşan yapımı olmayı başardı. Buna karşın, Netflix’te yayına giren gerilim filmi Unabomber ise son derece düşük eleştirmen puanlarına rağmen kısa sürede dünya genelinde 1 numaraya yerleşti.
"The Weight" Filmi 1999’dan Bu Yana En Yüksek Eleştirmen Puanına Ulaştı
Padraic McKinley’nin yönettiği ve başrollerini Russell Crowe ile Ethan Hawke’ın paylaştığı Western yapımı The Weight, sinema dünyasından övgü dolu yorumlar topladı. Film, Crowe’un 1999 yapımı efsanevi The Insider (Köstebek) filminden bu yana aldığı en yüksek eleştirmen puanına imza attı.
Çaresizlik ve hayatta kalma mücadelesini etkileyici bir gerilime dönüştüren yapım, Ethan Hawke’ın sürükleyici performansı ve güçlü yönetmenliğiyle alkış topladı. Ancak eleştirmenlerin tüm beğenisine rağmen gişe başarısını sürdüremedi. Açılış hafta sonunda 2.3 milyon dolar hasılat elde eden film, ikinci haftasında Amerika gişe listesinde ilk 10’un dışına geriledi.
Netflix
Netflix Zirvesindeki "Unabomber" İzlenme Rekorları Kırıyor
Crowe’un dijital taraftaki projesi Unabomber ise gişe filmine kıyasla tam tersi bir süreç izliyor. Janus Metz tarafından yönetilen ve ünlü suçlu Ted Kaczynski’nin Harvard yıllarını ile devamındaki FBI takibini odak noktasına alan yapımda Crowe’a Shailene Woodley eşlik ediyor.
Oldukça düşük eleştirmen puanları alabilen Unabomber, bu olumsuz eleştirilere rağmen izleyicilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Yayınlandığı ilk hafta sonundan itibaren hem Amerika’da hem de dünya çapında Netflix’in en çok izlenen 1 numaralı filmi konumuna yükselen yapım, Crowe’un dijital platformlardaki güçlü çekim gücünü bir kez daha kanıtladı.