Bugün, sinema tarihinin en ikonik bilim kurgu serilerinden Geleceğe Dönüş (Back to the Future) hayranları için adeta bir bayram niteliği taşıyor. 21 Ekim, "Geleceğe Dönüş Günü" (Back to the Future Day) olarak kutlanıyor; çünkü serinin 1989 yapımı ikinci filminde Marty McFly ve Doktor Emmett Brown, zaman makinesi DeLorean ile tam olarak 21 Ekim 2015 tarihine seyahat etmişlerdi.
Zamansız Bir Klasik ve Bitmek Bilmeyen Sürpriz Detaylar
Üçüncü ve son filminin üzerinden tam 36 yıl geçmiş olmasına rağmen, Geleceğe Dönüş sinema tarihinin en çok sevilen ve her yaştan izleyiciyi peşinden sürükleyen film serilerinden biri olmaya devam ediyor. Sadık hayranların bu ikonik zaman yolculuğu serüvenini neredeyse her yıl en baştan izlemesi sadece filmlerin sunduğu eşsiz eğlenceden kaynaklanmıyor; Robert Zemeckis imzalı üçlemenin her karesinde keşfedilmeyi bekleyen yepyeni detaylar ve incelikli göndermeler gizleniyor. Filmlerde boy gösteren unutulmaz konuk oyuncular da çoktan efsaneler arasına girdi bile.
1885 Vahşi Batı'sı ve Kovboy Sinemasına Saygı Duruşu
Odağımızda, Geleceğe Dönüş 3 filminde yer alan çok özel bir konuk oyuncu kadrosu var. Bu konuklar, filmin sevgi dolu bir dille selamladığı ve tatlı bir mizahla yaklaştığı Western türünün doğrudan kalbinden geliyor.
Hatırlanacağı üzere Marty McFly (Michael J. Fox) ve Dr. Emmett Brown (Christopher Lloyd), ilk filmde 1950’li yıllara, ikincisinde ise o dönemin geleceği sayılan 2015 yılına savrulduktan sonra, üçüncü macerada soluğu 1885 yılında, yani Vahşi Batı’nın tam ortasında alıyorlardı. Doğal olarak yapım, köklü Western sinemasına dair sayısız göndermeyle dolup taşıyor. Üstelik bu saygı duruşu yalnızca Marty’nin dönemin insanlarına kendisini Clint Eastwood olarak tanıtmasından ibaret değil.
27. Dakika 50. Saniyedeki Gizli Buluşma
Filmi tam olarak 27 dakika 50. saniyede durdurduğunuzda, özellikle sıkı kovboy filmi tutkunlarını mest edecek tam üç sürpriz konuk oyuncu aynı anda karşınıza çıkıyor. Marty, kasabadaki bara ilk adımını attığında, köşedeki bir masada içkilerini yudumlayıp ona alaycı laflar atan üç yaşlı kovboyla karşılaşıyor. Pek çok seyircinin sıradan birer figüran sandığı bu üç isim, aslında Amerikan kovboy sinemasına altın çağını yaşatan gerçek Western gazileriydi ve her biri türün başyapıtlarında kilit roller üstlenmişti.
Bu ustalardan ilki olan Dub Taylor, kariyeri boyunca 250’den fazla yapımda yer aldı ve Sam Peckinpah’ın sinema tarihine geçen sert başyapıtı Vahşi Belde (The Wild Bunch) filminde unutulmaz bir performans sergiledi. Masanın bir diğer usta ismi Harry Carey Jr. ise John Ford’un yönettiği efsanevi Western klasiği Çöl Aslanı (The Searchers) filminde usta aktör John Wayne ile başrolleri paylaşmıştı. Üçlünün son halkası Pat Buttram da sayısız kovboy filminde boy gösterdi; 1940’lı yıllarda “şarkı söyleyen kovboy” lakaplı Roy Rogers’ın ekranlardaki en sadık yol arkadaşı olarak tanındı.