“Hâlâ Pişmanlık Duyuyorum”: Steven Spielberg, Bu Filmin Popüler Kültüre Etkisinden Dolayı 50 Yıldır Üzülüyor
yazan: İdil Hazal Acar

"Jaws", sinema tarihine adını altın harflerle yazdıran bir klasik olsa da geride ağır bir tahribat bıraktı. Usta yönetmen Steven Spielberg, kazandığı muazzam başarıya rağmen hala derin bir vicdan azabı çekiyor.

Britannica

Testere dişli canavar, insan avcısı, denizlerin korkulu kâbusu ya da acımasız bir ölüm makinesi... Bunlar, köpekbalıklarını tanımlamak için yıllardır kullanılan yakışıksız sıfatlardan sadece birkaçı. Bu korkutucu şöhretin dünya çapında zihinlere kazınmasında ise Steven Spielberg imzalı unutulmaz gerilim klasiği Jaws çok büyük bir rol oynadı. Oysa suyun altındaki gerçeklik bundan tamamen farklı. Usta yönetmen de bu acı gerçeği bizzat fark etti; öyle ki Spielberg, on yıllarını istemeden de olsa şekillenmesine katkıda bulunduğu bu deniz canlısının zedelenen imajını düzeltmeye çalışarak geçirdi.

Steven Spielberg’ün Yakasını Bırakmayan Suçluluk Duygusu

Spielberg, 2022 yılında BBC Radio 4’a verdiği bir demeçte, filminin gösterime girmesinden bu yana köpekbalıklarının maruz kaldığı kötü algıdaki payını gizlemeye çalışmadı: “Kitabın ve filmin köpekbalığı popülasyonunu kırıp geçirmesinden ötürü bugün bile pişmanlık duyuyorum.” diyen yönetmen, sözlerine “Gerçekten çok üzgünüm.” diyerek devam etti.

Spielberg, elli yıldır içinde taşıdığı korkuyu şu sözlerle ifade ediyor: “Korkum bir köpekbalığı tarafından parçalanmak değil; 1975’ten sonra başlayan o kontrolsüz sportif avcılık çılgınlığı nedeniyle köpekbalıklarının bir şekilde benden hesap sormak istemesi.” Gerçekten de hem kitabın hem de filmin yakaladığı devasa başarının ardından birçok balıkçı, özellikle Robert Shaw tarafından canlandırılan Quint karakterine özenerek bu yırtıcıları yalnızca yakalayıp öldürme zevki uğruna acımasızca avlamaya girişti.

Köpekbalıklarını ve deniz yaşam alanlarını korumak için faaliyet gösteren Shark Stewards organizasyonu da filmin bu canlıların toplumdaki algısı üzerindeki ağır sonuçlarına dikkat çekiyor. Kuruluşun değerlendirmesine göre Jaws, zihniyetlerin dönüşmesinde büyük pay sahibi oldu ancak bu değişim tamamen olumsuz bir seyir izledi: “Köpekbalıklarına yönelik genel yaklaşım; ilgisizlikten ve balıkçılık alanlarının kötü yönetiminden, düpedüz bir nefrete ve aşağılamaya dönüştü.”

Romanın Yazarı da Vicdanını Rahatlatmaya Çalıştı

Filmin ortak senaristleri arasında yer alan yazar Peter Benchley de kitabının yol açtığı felaket tablosundan derin bir pişmanlık duyuyor. Yaşamının önemli bir kısmını bizzat şeytanlaştırılmasına katkı sunduğu bu deniz canlılarının saygınlığını geri kazandırmaya adayan yazar: “Köpekbalıkları insanlara saldırmaz ve kesinlikle kin beslemezler.” diyerek durumu açıkladı. Yazar hatta daha da ileri giderek şu samimi itirafta bulundu: “Geriye dönüp baktığımda, bugünkü aklımla o kitabı asla yazmazdım.”

Yaşadığı bu derin farkındalık, Benchley’nin sayıları giderek azalan bu türe tamamen farklı bir gözle bakmasını sağladı. Zamanla onların ateşli bir savunucusuna dönüşen yazar, ömrünün kalan yıllarını kamuoyunu bilinçlendirmeye ve bu canlıların deniz ekosisteminin dengesindeki hayati rolünü anlatmaya vakfetti; bu da yaratılan etkinin sorumluluğunu üstlenme konusunda ilham verici bir örnek oldu.

Son olarak hatırlatalım; Jaws, Spielberg’ün yönetmen koltuğunda yer almadığı üç devam filmiyle beyaz perdede yolculuğunu sürdürdü. Seride ilk devam halkası Jeannot Szwarc (1983), ikincisi Joe Alves (1983) ve üçüncüsü ise Joseph Sargent (1987) tarafından yönetildi.

İdil Hazal Acar
İdil Hazal Acar
-İçerik Editörü
Sanat filmleri ithal ederek başladığı kariyerinde, farklı formatlarda sinema içerikleri üretmeyi sürdürüyor. ODTÜ’de aldığı Felsefe eğitimini; romancı, eleştirmen ve senarist kimlikleriyle harmanlayarak gişe rekortmeni filmler ve festival seçkileri arasında aynı tükenmeyen merakla mekik dokuyor.
Benzer Haberler