Sinema, icat edildiği günden bu yana insan doğasının en kırılgan ve en güçlü anlarını belgelemeyi görev edindi. Bu anların tam merkezinde ise genellikle yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgide duran hekimler yer aldı. 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığımız bu özel günde, stetoskopun ucundaki kalp atışını beyaz perdeye taşıyan yapımlara odaklanıyoruz.
Bu dosyamızda; bazen bir salgınla boğuşan, bazen etik ikilemlerin ağırlığı altında ezilen, bazen de bir mucizenin peşinden koşan doktorların hikâyelerini inceliyoruz. Sinemanın tıbbı sadece bir fon olarak değil, insanlık onurunun ve fedakârlığın bir sınav alanı olarak gördüğü o unutulmaz filmlere hep birlikte göz atalım.