Hesabım
    Derviş Zaim'in Rüya'sı Beyazperde'de!

    Türk sinemasının saygın yönetmeni, 10. uzun metraj filmiyle Adana Film Festivali'ndeydi. Derviş Zaim, sorularımızı içtenlikle yanıtladı...

    23. Adana Uluslararası Film Festivali’nde Rüya filminizin prömiyerini yaptınız. Filmin çıkış noktasını öğrenebilir miyiz? Öncelikle Sancaklar Camii ile karşılaşmanız nasıl oldu? Hikayeler, senaryo ve camii olguları nasıl üst üste bindi?

    Derviş Zaim: Tabii; sadece bir esin noktası yok, birkaç esin noktası var. Beni önemsediğim, Türk sinemasında eksikliğini hissettiğim, birçoklarına normal gelen bir durum var. Verili olan sinema yapma formunun film formunun çok daha fazla problematize edildiğini düşünmüyorum. Bu yüzden bunların ele alındığı, tartışıldığı filmler yapmak, sinemanın hem içeriğini hem biçimini geliştirebilecek muhtemel yolları denemeye çalışmak amaçlarım arasında. Ama bunu yapmaya çalışırken yaşadığımız coğrafya, tarih ve kültürden beslenen ipuçlarıyla bu araştırmaya girişmenin daha sağlıklı sonuçlar verebilme ihtimali olacağını da düşünüyorum. Bunun bir parçası olarak yaptığım filmler var, ama o filmleri yaparken hep içimde ukde olan bir şey vardı, o da “ben gene mimari ile ilgili bir iş yapmalıyım. Mimari ile ilgili bir iş yapmazsam yapmaya çalıştığım geleneğe dayalı, gelenekten esinlenen filmler kümesi tam içime oturmayacak, beni tam rahat hissettirmeyecek” diye bir düşünceye sahiptim. O nedenle, mimari ile ilgili bir film, Osmanlı ve Selçuklu mimarisini tartışmaya açan, onların sinemada nasıl temsil edilebileceği üzerine kafa yoran bir film yapmak gibi bir niyetim ta ezelden beri vardı ve okuyordum. Hatta yazdığım senaryo da vardı.

    Ama o senaryodan memnun değildim. Sonunda bir gün, Sancaklar Camii’nin mimarı Emre Arolat beyin ofisinden beni aradılar, sağ olsunlar, Nil Aynalı Hanım ve yardımcıları, arkadaşları bana Cami’nin Londra’da bir sergide sergilenecek ve ekranda gösterilecek görüntülerinin oluşturulması işine ilgi duyup duymayacağımı sordular. Benim Cami’yle tanışmam, Cami’yi ziyaret etmem bu vesile ile oldu. Cami’nin inşaatına Mart ayında girdim. Mart Ayı’nın başlarında girip orayı gördükten sonra çok ilgimi çekti. Bu filmi oluşturmaya başlarsam aslında tartışmak istediğim birçok şeyi tartışabileceğimi fark ettim. O yüzden de Sancaklar Camii’nin inşaatına 2 ay sonra Haziran Ayında girdik. Ama ortalıkta bütçe, para, pul hiçbir şey yoktu. İnşaat bitmeden acele edip oranın o görüntüsünü saklamak gibi bir niyetim vardı. O çekimler bittikten sonra senaryoyu daha da inceltmeye devam ettim. Bir sene sonra çekimler tekrar oldu. Cami bittikten sonra tekrar oraya gidildi, tekrar çekimler yapıldı. Burada yazmak, çekmek, kurgulamak neredeyse iç içe geçti. Yani yazdım, çektim, kurguladım; tekrar çektim, tekrar yazdım tekrar kurguladım gibi bir süreç yaşandı. Bu da tam manasıyla bana yapıyla, filmin anlatı yapısıyla oynayabilmek için daha fazla fırsat sundu.

    facebook Tweet
    Benzer Haberler
    Öneriler
    Yorumlar
    Back to Top