Beyazperdem
Testere: Jigsaw Efsanesi
Ortalama puan
2,2
5 yayın
  • Birgün
  • Habertürk
  • Hurriyet
  • Sözcü
  • T24

Her dergi ve gazetenin puanlama sistemi farklı olduğu için, Beyazperde, puanları 0.5 - 5 yıldız üzerinden, kendi barometresine göre vermiştir.

5 Basın Eleştirisi

Birgün

Tuğçe Madayanti Dizici

Bu serinin en ilgi çekici yanı kuşkusuz ki kurbanların içine düştükleri oyun tuzakları. Bu tuzaklardaki zeki mekanik düzenekler aynı zamanda birer bulmacadır. Filmdeki özellikle bazı tuzaklar ve çözümleri oldukça baştan savma idi; kurbanların silo içinde hapsoldukları sahne gibi. Tuzaklar içinde hapsolmuş kurbanlar arasında kurulan şüphe bu filmde daha işlevseldi. Tabi bu seride her şeyden önemlisi elbette ki filmin finalinde seyirciyi şoke eden twist anıdır. Açıkçası hikayenin nasıl bağlanacağını ben tahmin etmemiştim ama bu twistin çok güçlü olduğundan değil biraz zorlama olduğundandı. Kısacası filmin bu ters köşe anı tam anlamıyla tatmin edici değil ama gene de hoşunuza gidecek cinsten

Eleştirinin tamamı için: Birgün

Habertürk

Mehmet Açar

Teknik olarak su gibi akıp giden bir senaryosu var filmin. Aksi olsa, yani bir an durup olup bitenleri düşünseniz, inandırıcılık uçup gidecek. İşkence tezgâhları kurup oyunu başlatanların kurbanların nerede ne yapacağını anbean önceden kestiriyor olması bir yana, finalde bütün sürprizler açığa çıktıktan sonra her şeyi yeni baştan düşündüğünüzde de bazı zorlamalar dikkat çekiyor. Ama bu tür filmlerde inandırıcılık çok önemli değil. Sonuç olarak, işkence, gerilim ve sürpriz öğesinin, ucuz bir “suç ve ceza felsefesi”yle bir araya getirildiği bir seriden söz ediyoruz.

Eleştirinin tamamı için: Habertürk

Hurriyet

Uğur Vardan

‘Daybreakers’ ve ‘Predestination’ adlı filmleriyle hatırladığımız Almanya doğumlu Avustralyalı kardeş yönetmenler Michael ve Peter Spierig’in (İkizler) imzasını taşıyan ‘Testere: Jigsaw Efsanesi’, başlarda sıksa da belli bir noktadan sonra ‘Katil kim?’ sorusu eşliğinde kendince polisiye bir tada kavuşuyor ve nihayetinde belli ölçülerde tatmin edici bir film olarak sona eriyor. Kurgusal açıdan kimi numaraların karşılığını bulduğu yapımda dedektif Halloran, adli tıpçı Logan Nelson, asistanı Bonneville derken gayet iyi bir ‘gizem üçgeni’ kuruluyor. Ama Spierig kardeşler, işin kanlı sahneler boyutunu abartmışlar ve filmi, bu yolun manasızlık zirvesi olan ‘Hostel’ seviyesine çekmişler (ya da düşürmüşler).  

Eleştirinin tamamı için: Hurriyet

Sözcü

Burak Göral

Artık çoktan ölmüş bir serinin 8. filminin elbette ciddi bir handikapı var. Seyirciyi hiç ilgilendirmeyen, baştan kurulan zayıf empati duygusunu giderek tüketen, tamamı kötü insanlardan oluşan bir kurban listesi var yine karşımızda. Hatta o kadar ki filmin en ‘insani' karakteri üçüncü filmin sonunda ölmüş olan John Kramer'dan başkası değil neredeyse! Bir çiftlik evinde Kramer'ın çeşitli kanlı tuzaklarına maruz kalan dört kişi hayatları için mücadele ederken dışarıda bir grup polis ve adli doktor da ölmüş olması gereken bir katilin sağa sola yeni cesetler bırakmasının anlamını çözmeye çalışıyorlardır. Sonunda olaylar önceki filmlerden birinde olduğu gibi çözülüyor

Eleştirinin tamamı için: Sözcü

T24

Atilla Dorsay

Bu yeni uyarlama ayni şemayı izliyor. Elleri-kolları bağlı olarak, son derece gelişmiş bir teknolojiyle ayarlanmış bir işkence içinde uyanan bir grup insan, bu şeytani mekanizmanın ardındaki gizemi çözmek ve hayatta kalmak için umutsuzcasına çırpınıyor. Entrikanın ardındaki şüpheliler çok. Asıl sorununsa hepsinin ciddi günahlar işlemiş ‘suçlu’ kişiler olduğu anlaşılıyor. Yani bir intikam ya da adalet dağıtma çabası. Ve sonunda her şey, on yıl önce ölen (ölmüş olması gereken) birinin sırtına yüklenir gibi oluyor. Ama acaba gerçek katil o mudur?  Eski defterleri karıştırdım da, bu seri hiç benim favorilerim arasına girmemiş. Korku-gerilim filmlerine olan ve hafiften ‘mazoşist’ gözüken sempatime karşın!...

Eleştirinin tamamı için: T24
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
Back to Top