Beyazperdem
Bir Sırp Filmi
facebookTweet
Fragmanlar Oyuncular Üye Eleştirileri Basın Eleştirileri Beyazperde Eleştirisi Fotoğraflar
İlginç Detaylar Box Office Benzer Filmler Haberler
Bir Sırp Filmi
Yönetmen
Oyuncular: Srdjan Todorovic, Sergej Trifunovic, Jelena Gavrilovic devamı
Tür Korku, Dram
Ülke Sırbistan
Fragmanı izle
Üyeler
2,621 Puanlama ve 9 Eleştiri

Özet ve Detaylar

Emekli bir porn film yıldızı olan Milos, ailesiyle "normal" bir hayat sürdürürken, eski iş arkadaşlarından Lejla bir gün bir teklifle çıkagelir. Milos'un yer almasını istediği "sanat filmi projesi"nde reddedemeyeceği kadar büyük bir para vardır; fakat öte yandan bu işin arka yüzü ve detayları sır gibi saklanmaktadır...

Srdjan Spasojevic'ın Aleksandar Radivojevic ile beraber senaryosunu kaleme aldığı ve yönetmenliğini üstlendiği film ele aldığı konular açısından oldukça sert ve uslup olarak da hiçbir çekincesi olmayan bir yapım.
Orijinal adı

Srpski Film

Dağıtımcı -
Daha fazla
Yapım yılı 2010
Metraj uzun metrajlı film
İlginç Detaylar -
Bütçe -
Dil Sırpça, İsveççe, İngilizce
Görüntü formatı -
Renk Renkli
Ses formatı -
Yapım formatı -
Viza numarası -
Bir Sırp Filmi Orijinal Fragman 1:31
Bir Sırp Filmi Orijinal Fragman
8 975 gösterim

Oyuncular

Srdjan Todorovic
Srdjan Todorovic
Rolü : Miloš
Sergej Trifunovic
Sergej Trifunovic
Rolü : Vukmir
Jelena Gavrilovic
Jelena Gavrilovic
Rolü : Marija
Katarina Zutic
Katarina Zutic
Rolü : Lejla
Tüm oyuncular ve teknik ekip

Üye eleştirisi

KaliteTAKİP
En popüler olumlu eleştiri

Yazar: KaliteTAKİP, Tarih: 19/08/2015

4,5Muhteşem

Öncelikle bu film için yorum yapmadan önce şunu belirtmek isterim ki bir çoğunuz bana bu filmi beğendiğim için kin kusacaksınız..Ama... Devamını oku

Fatih Kara
Yapılan son negatif yorum

Yazar: Fatih Kara, Tarih: 18/11/2015

0,5Berbat

Burda bazı bol takipçili yazanları gördükçe aynı filmi izlediğimizden şüpheleniyom. Filmin "film" yapmak amacıyla yapılmadığı,... Devamını oku

Tüm üye eleştirileri
11% 1 Eleştiri
22% 2 Eleştiri
0% 0 Eleştiri
22% 2 Eleştiri
0% 0 Eleştiri
44% 4 Eleştiri
9 Üye eleştirisi

Fotoğraflar

10 Fotoğraf

Bu Filmi Beğendiysen, Şunlara da Göz At:

Tüm benzer filmler

Yorumlar

  • sel?uk kara

    bu insalık ayıbı , insalık suçu ve insalık utancı insan psikolojisini tamamen yok eden ruh dengenizi alt üst eden insalıkdan da cinsellikden de soğutan ne miğde ne tuh bırakan bu rezil yapımı eleştireye bile kapatılmasını rica ederim yazık yazık yazık 1 ay kendime gelemememiştim izlediğim o gün e lanet olsun lanet olsun kaldırılsın bu burdan çünkü film değil sinemanında insanlığında bittiği bir nokta eğer dünya bu ise kıyamet kopsun

  • babylashy

    bu filmin yasaklanmasını talep ediyorum.böylesine iğrenç bir film olamaz.film deyip geçmemek gerekiyor.1001 türlü izleyici var, kimin bu filmden ne öğrendiğini asla tahmin edemezsiniz.bu film bir insanlık suçudur. NET

  • Murat Yilmaz

    insanda derin yaralar bırakacak bir film hele final sahnesi hadi çanım ordan diyeçeksiniz

  • UGUR-TAZEG?L

    2010 Yılının En Rahatsız Edici Filmi izledikten sonra bir müddet kendinize gelemeyeceksiniz

    Eski bir porno film yıldızı Milos, çevirmenlik yapan güzel karısı ve altı yaşındaki oğluyla tipik bir mutlu aile yaşantısı sürmektedir. Ancak bu klişe aile tablosu, filmin ilk sahnesiyle yıkılır. Bu iddialı sahne de filmin daha sonraki sahneleri için bir uyarı niteliğindedir sanki. Küçük çocuğun video oynatıcıya taktığı kaset babasının porno filmidir. Çocuk şaşkınlık içerisinde ekrana bakmaktayken anne gelir ve televizyonu kapatır.

    Aile içinde küçük şakalarla geçiştirilen bu çarpıcı sahnenin filmin yapısına görünürde iki katkısı vardır: küçük çocuğun cinselliğini keşfetmeye başlaması (bu, sonraki sahnelerde Milos tarafından oğluna cinsel hazzın ne olduğuyla ilgili yapılan tariflerde uzun uzun karşımıza çıkarılır), diğeri Milos’un aslında içten içe mesleğini özleyip özlemediği sorusudur.

    Artık eskisi kadar zengin olmayan ve rahat yaşayamayan Milos’un elinde sadece içinde yaşadığı ev ve eski rol arkadaşı Lejla’nın değimiyle beş on bin kâğıdı vardır. Oğlunun müzik derslerinin giderlerini bile karşılayamadığını anlayan Milos, bir VHS kasedin kabının içerisine sakladığı paraların azaldığını gördükçe kahrolmakta, ailesi için daha iyisini yapmak istemektedir. Film şu haliyle yıllardır televizyon dizileri ve ana akım filmlerle gözümüze sokulan aile stereotipinin ta kendisidir. Her şey olması gerektiği gibidir, tüm klişeler bu tür filmlere uygun yerleştirilmiştir. Ve çok geçmeden eski rol arkadaşı Lejla’dan gelen cazip teklifle dramatik bir çelişki içerisinde düşer Milos. Lejla, ünlü bir yönetmenden (Vukmir) bahsetmekte, bu yönetmenin çekeceği yeni “Sanat” filmi için kendisiyle çalışmayı istediğini söylemektedir.

    Milos karısının da onayladığı bu yeni iş için görüşmeye gitmeye ikna olur. Ancak bu sefer de kendini başka bir çelişkinin içerisinde bulur. Vukmir ısrarla filmin konusunu söylememekte, çekeceği filmin havasının kaçmasını istememektedir. Olumsuz yanıt veren Milos’un önüneyse hiçbir şekilde seyirciyle paylaşılmayan büyük bir para teklifi sunulur. Bu “bol sıfırlı” miktar sözleşmeyi imzalarsa kendinin olacaktır. Milos’un teklifi kabul etmekten başka çaresi yoktur. Aldığı kararın doğruluğunu evde karısının teklif miktarını duyunca verdiği tepkiyle anlar: “Hayır demedin de mi?” Kimse Milos’un oynayacağı filmle ilgilenmemektedir. Para her şeyde olduğu gibi bu anlaşmanın da anahtarıdır. Filmin yönetmeni Vukmir, sanat filmi için: “Maalesef burası sanat yapmaya uygun bir ülke değil. Yaşamın olmadığı bir yerde gerçek sanat da olmaz” derken Milos da karısıyla imzaladığı yazısız sözleşmeyi o gece kırar. Karısını sevdiği için onunla sadece sevişmekte, filmlerinde rol arkadaşlarıyla yaptığı gibi sert seks yapmamaktadır. Karısının isteğiyle o gece onunla rol arkadaşlarıyla yaptığı gibi yapar. Sanki hayatındaki bir tabu da bu şekilde yıkılmıştır. Bu aynı zamanda filmin akılda bırakan ilk soru işaretlerinden biridir: sıradan gözüken insanların şiddete eğilimleri ve istekleri ne kadar normaldir?

    Milos’un ilk çekim gününün mekânı oldukça ilginç bir yerdir. Eski bir yetimhanede kurulan sete gelen Milos’un, binanın kapısında gördüğü karanlık adamlar çekilecek “sanat filmi” için birer ipucudur aslında. Ancak Milos binanın korumaları ve kulağına yerleştirilen kablosuz kulaklık aracılığıyla binaya girer. Kendisini karşılayan korumalar aynı zamanda ellerindeki kameralarla onu kaydediyordur. Yetimhanenin koridorunda bir anne ve kızının teatral oyunu şok edicidir. Milos bunların oyun olduğunu düşünmektedir. Senaristler Aleksandar Radivojevic ve aynı zamanda filmin yönetmeni olan Srdjan Spasojevic bu iki karakter hakkında hiçbir zaman açıklamada bulunmazlar. Sanki filmin ortasına bırakılmış iki çıplak gerçektir bu karakter. Bir Sırp savaş kahramanının karısı ve onun küçük kızı. Bu oyundan sonra bir odaya alınan Milos’a başka bir kadın tarafından oral seks yapılırken karşısındaki ekranda biraz önce gördüğü bu küçük kızın görüntüleri vardır. Birinde dondurma yalayan, diğerinde süslenen küçük kızın işi Milos’un işiyle birlikte biter. Paralel kurguda Milos boşalırken kız da dondurmasını bitirir. Milos için önemli bir tabu çatırdamaktadır. Her daim, hiçbir etki altında kalmadan sertleşen ve işini yapan Milos bu sefer bunu küçük bir kızın video görüntülerini izlerken yaptığı için rahatsız olur.

    Bu onun gibi bir porno yıldızı için bile önemli ve tahammülü zor bir durumdur. Seyircinin Milos’la etkileşim kurmasını kolaylaştırmak için Milos’a kabus bile gördürür senaristler.

    Ertesi günkü çekimse Milos’un tabuları için tam bir faciadır. Getirildiği odada önceki gün gördüğü küçük kızın annesi vardır, yüzü yara bere içindedir. Milos’un kulağına yine bir kablosuz kulaklık takılır ve kadının ona oral seks yapmasına izin vermeye zorlanır. Milos kendini bırakmak zorunda kalır ancak daha sonra gördüğü manzara karşısında şok olur. Aynı küçük kız bu sefer odada, annesinin Milos’a oral seks yapmasını izlemektedir. Ne kadar o odadan çıkıp işi bırakmak istese de koruma tarafından etkisiz hale getirilir. Milos penisini ısıran kadını durdurması için kadına vurmaya zorlanır. Ve o günkü işini de bir kadını dövüp, kızının önünde onunla ilişkiye girerek bitirir. Odaya büyük bir sevinçle giren Vukmir, Milos’u tebrik eder. Ancak Milos işi bırakmak istemektedir. Bu kadarı onun için çok fazladır. Başarısız bir polis olan ağabeyinden Vukmir hakkında bilgi edinmesini istemiştir. Vukmir’in eski bir çocuk psikologu olduğunu öğrenir. İşler Milos için gittikçe enteresan, film içinse klişe bir hal almaya başlamıştır. Seyircinin bunun sıradan bir ana akım psikolojik dram filmine eklenmiş bazı istismar sahneleriyle oluşturulan basit bir film olduğunu düşünmesi sağlanır. Vukmir’in Milos’un iş hayatı ve tabuları hakkında söylediği bazı gerçekler seyircinin Milos’la ilişkisi için ters köşe bir durum yaratır. Milos her ne kadar eski hayatından biraz uzaklaşmış olsa da ne filmin başında gördüğümüz kadar masumdur, ne de bu sahnelere verdiği tepkilerde samimidir. Porno hayatı ve evliliği boyunca seksi bir görev gibi algılayan Milos için insan zihninin karanlık taraflarıyla yüzleşme zamanı gelmiştir. Vukmir, Milos’u kararından vazgeçirmek için odasına götürür. Ancak orada, filmin başından beri yüksek perdeden girdiği tiratlarla puan toplamaya çalışan Vukmir, söyledikleriyle Milos’a ders vermeye devam eder (!). “Eğer benim ve terk etmekte olduğun ailenin bu ülkenin tek hayatta kalma garantisi olduğunu söylersem bana inanır mıydın? Biz bu ülkenin bel kemiğiyiz! Sadece biz, bu ulusun ayakta kaldığını ve işe yaradığını kanıtlayabiliriz.” der Vukmir, Milos’un kararını etkilemek için. Sırbistan topraklarının son 20 yılı için oldukça önemli çıkarımlardır belki de bunlar. Dağılan Yugoslavya’dan arda kalanları ayakta tutmaya çalışan Sırbistan’ın doksanlı yıllarda giriştiği kitlesel katliamlar henüz kendi vatandaşlarının bile zihinlerinden çıkmamıştır. Bir film eleştirisinde Milos’un Sırbistan olduğu üzerinde durulmuş. “Ailesini bir arada tutmaya ve yaşamını sağlamaya çalışan Sırbistan daha sonra kendi öz oğlu ve karısının canını yakmak zorunda kalır.”

    Bu düşüncenin üzerinde durmak belki filmin vermek istediği mesajı anlamak için yararlı olabilir. Filmin senaristleri de film hakkında verdikleri bir mülakatta aynı şeyden bahsediyorlar. Örneğin; Aleksandar Radivojevic filmin ortaya çıkış hikâyesi için: “Tüm hayatımız boyunca Sırbistan’da yaşadık ve son 20 yıldaki karmaşık ortamı birebir tecrübe ettik. Gerçekten moral bozucu ve korkutucu zamanlardı. Öne çıkan şeyler politik olaylardı fakat her an her şeyin olabileceği bir çevrede yaşamanın verdiği tecrübe ile ortaya çıkan duygular da vardı. Uzun süredir yoğunlaşan ve uzun süredir yığılan bir şey gibiydiler.” diyor. Sırbistan’da yıllarca yaşamak oldukça zor bir deneyimdir. Bu acıları çeken insanların belli bir zaman sonra sıradanlaşan hayatlarında (tıpkı küreselleşmenin ve kapitalizmin tüm ülkelerde yaptığı gibi) benzeşmeleri, onların değimiyle her gün patronları tarafından becerilmeleriyse filmin pornografik tarafını açıklamaktadır: “Otorite tarafından tecavüz edilmiş gibi hissediyoruz, bizdeki yönetim, politika ve sanat konusunda o kadar yasakçı ve dar kafalıdır ki neredeyse her şeyi imkânsız kılıyor. Düzenli olarak işe gittiğinizde, durmadan fahişelik yapıyor gibi oluyorsunuz. Bu da filmin pornografik niteliği, yaptığınız her edepsiz şeyde bulunuyor. Film biraz pornografik çünkü ailenizi doyurmak için beceriliyorsunuz.”

    Vukmir ise karşısına oturttuğu Milos’a biraz ders verircesine benzer şeylerden bahsediyor (Bu açıdan Vukmir’in ve filme getirdiği pornografinin senaristlerin iç sesi olduğu düşünülebilir, ama bu yönüyle oldukça kör gözüne parmak bir anlatım katıyor filme ne yazık ki):

    “Pornografi değil, hayatın ta kendisi! Bu, bir kurbanın hayatı. Aşk, sanat, kan… Bir kurbanın eti ve ruhu… İşte bunu daha önce bunları yitirmiş dünyaya canlı olarak aktarıyor. Ve şimdi de izlemek için rahat koltuğunda ödeme yapıyor!”

    Kapitalizmin; benzeştirdiği insanları “para” ümidiyle yarışma programlarında “kurban” niteliğine sokması ve kendi hemcinsleri tarafından eğlence unsuru haline getirmesi bu tiratın açıklamaya çalıştığı başlıca şey olabilir. İnsanlar sahip olamadıkları mutlulukları ancak yarışma programlarından kazanabilecekleri parayla elde edebileceklerine inanıyorlar. Bu aslında başlı başına bir sistem eleştirisi. Kapitalizm tek tipleştirdiği insanlar içerisinden seçtiği “kurban”ların hayat hikâyelerini ya da onların ekran önündeki çeşitli komik durumlarını satarak güçleniyor. Vukmir’in değimiyle: kurban satıyor.

    “Kurban satıyor, Milos. Kurban bu dünyanın en pahalı şeyidir. En çok kurban hisseder ve en iyi o acı çeker. Biz birer kurbanız Milos. Sen, ben, tüm bu ulus; birer kurban!”

    Toplumların ayakta kalabilmesi için ideal aile mitosuna zarar vermeden ve gelenekleri zedelemeden hatta onlara uygun hallere dönüştürülerek satılan ürünlerdeki kurban legal olurken, toplumun sıradan insanlarının “gizli dünya”larında izlemeyi tercih ettiği underground porno filmler illegal sınıfta değerlendiriliyor. Gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde artık basıla basıla şablonlaşan pedofili, tecavüz, şiddet, gasp ve cinayet vakaları ancak bir filmdeki istismar sahnelerinde tepki görebiliyor. Bu da toplumun iki yüzlülüğün küçük bir göstergesi aynı zamanda. Filmin yaratıcılarının senaryoda filmdeki şiddet sahnelerini desteklemek için hiçbir müdahalede bulunmamalarını da buna bağlıyorum. Filmin kendi içerisinde bir istismar filmi olarak bırakılmasının nedenlerinden biri bu.

    Vukmir tarafından ilaç ve iğnelerle bir nevi Frankenstein’a dönüştürülen Milos, filmin geri kalanında daha önce görmeye bile tahammül edemediği birçok “rahatsız edici” eylemde bulunuyor. Bir kurgu atlamasıyla gösterilen bu eylemler her ne kadar kurguda yaptığı bu rahatlamaya hoş bir anlatım yoluna gitse de birçok sahnenin tek bir video kameraya takılan kasetlerdeki görüntülerin gösterilmesi tekniğiyle anlatılmasıyla kendi kendini baltalıyor.

    Filmin “rahatsız edici” sahnelerine çok fazla girmek istemiyorum. Ancak o sahnelerin filmi oldukça enteresan bir “istismar” filmi haline getirdiğine değinmeden geçmemek gerek. Daha önce belki de hiçbir filmde kullanılmamış görüntüler var filmde. Bu da ister istemez bu tür olayları sinemada görmeye alışık olmayan seyirciyi rahatsız ediyor.

    Filmdeki en güzel ayrıntılardan biriyse; “Balkanların seks ilahı” diye karşılanan Milos’un bir seks canavarına dönüştürüldüğünde dışarıdaki insana karşı savunmasızlığı. Milos tamamen içgüdülerinin kontrolünü kaybetmiş bir şekilde bir caddede yürürken reşit olmayan bir genç kıza asılan iki serseri görüyor. Adamlar kendi aralarında konuşuyorlar: “Kızın yaşı küçük.” “Ne olacak küçükse?” Milos’un ilaçların etkisi altında küçük bir kızla ilişkiye zorlandığında bile bunu yapmamak için çeşitli yollara başvurması (camdan atlıyor örneğin bir sahnede ya da Vukmir’i penisini kesmekle tehdit ediyor) bu sahnede seyirci için önemli bir sorgulama. Çünkü dışarıdaki sıradan adam savunmasız bir genç kıza tecavüz etmekte herhangi bir sakınca görmüyor. Milos ise isteğini gerçekleştiremediği için korka korka bir kenarda mastürbasyon yapıyor. Elinden hiçbir şey gelmediği için tıpkı ülkesindeki diğer insanların yaptığı gibi olaya tanık olup bundan haz almaya çalışıyor. Bu filmin en iyi sahnelerinden biri belki de. Zira filmin içerisinde verilmeye çalışılan tüm alt metinler bu sahnede açıkça ortaya çıkıyor.

    Filmin sonuyla ilgili çok fazla ipucu verip filmin havasını kaçırmak istemiyorum. Yalnızca Milos’un yetimhaneye girerken gördüğü karanlık adamların bu organizasyonun arkasındaki insanlar olduğunu, ve işi finanse eden bu adamların filmin sonunu da çektikleri filme uygun bir hale getirdiklerini söyleyebilirim. Tıpkı Yugoslavya’nın sonu gibi.

    Kontrolün sandığımız gibi Vukmir’in elinde olmadığını anlamamıza neden oluyor bu son. Vukmir’in Yugoslavya’yı temsil ettiği düşünülürse, Vukmir de film için ölmek zorunda kalıyor. Sırbistan’ı temsil eden Milos ise kendi ailesinin sonunu kendi hazırlıyor.

    Film oldukça sert ve sıradan seyirci için tahammülü zor sahnelere sahip olsa da ana akım filmlerde oynayan tanınmış birkaç oyuncuya sahip. Örneğin Vukmir’i oynayan Sergej Trifunovic Sırbistan’ın popüler birçok filminde oynamış daha önce, Milos’u oynayan Srdjan Todorovic’in ise Sorbistan sınırlarını aşan bir tanınmışlığı var Emir Kusturica sayesinde.

    Filmin görüntüleri en baştaki sarı tonlarındaki kafe sahnesi dışında oldukça iyi. İçindeki atmosferi iyi yansıtan bir teknikle çekilmiş her ne kadar oldukça kısıtlı bir bütçesi olsa da.

    Müziklerse çok iyi bir şekilde kotarılmış. İlk sahnelerde dramatik aile sahnelerinin altına döşenen dramatik theme’lar bir süre sonra yerini gerilim müziğine bırakıyor. Daha sonra da Wikluh Sky’ın dubstep tarzındaki “pazi šta radiš” parçası (aynı zamanda filmin trailer’ında kullanılan müzik) gerilimi daha üst noktaya çıkarıyor.

    Bir Sırbistan Filmi: Bu türün diğer örneklerine alışkın olanlar için oldukça farklı bir deneyim olabilir. Ve türünün diğer örneklerinden de göreceli olarak daha iyi bir film. Her ne kadar bir çok yerde anlatmaya çalıştığı hikayeyi toparlayamayıp çok basit anlatım tekniklerine başvurmak zorunda kalsa da (Milos’un yaşadığı son 3 günü bir video kamerasına taktığı kasetleri izleyerek öğrenmesi gibi).

    Ancak Şiddet içerikli filmlerle arası olmayanların KESİNLİKLE uzak durması gerek.

Yorumları göster
Back to Top