Beyazperdem
Aşk
Ortalama puan
3,8
158 Puanlama ve 28 Eleştiri
18% (5 Eleştiri)
68% (19 Eleştiri)
11% (3 Eleştiri)
0% (0 Eleştiri)
0% (0 Eleştiri)
4% (1 Eleştiri)
Aşk hakkında görüşlerin ?

28 kullanıcı eleştirisi

Esrpkdmr
Esrpkdmr

Takip Et! 3 Eleştirisini Oku

4,0
9.03.2014 tarihinde eklendi
Herkes aşık olduğu insanı çok başka görür. Peki ya Theodore Twombly (Joaquin Phoenix) ‘un aşık olduğu şey gerçekten çok başkaysa? ‘’Yanında olup dünyayı senin gözlerinden görebildiğim için çok şanslıyım.’’ Diyor Theodore. Fakat bu sözler sevdiği kadına değil. Yakın gelecekte artık yavaş yavaş tükenmekte olan hatta neredeyse bitmiş bir mesleği var. Mektup yazarlığı. Hayatını başkalarının aşklarını yazarak kazanıyor. Ya da başkalarına aşk yazarak da diyebiliriz. Theodore’un aşkına sahip olan şey; en üst düzey teknolojiyle donatılmış, onunla konuşabilen bir bilgisayar. Zekasıyla kendisini daha ilk andan hayran bırakmayı başarabiliyor. -Sana nasıl hitap edebilirim? Bir ismin var mı ? -Evet adım Samantha. -Nasıl çıktı bu isim? -Aslında kendim buldum. -Bu ismi kendine ne ara seçtin? -İsmimi sorduğunda ‘’Evet aslında bir isme ihtiyacım var.’’ dedim güzel bir isim seçmek için ‘En Güzel Bebek İsimleri’ kitabını okudum. 180.000 isim arasından en çok hoşuma giden bu oldu. -Yani ismini sorduğum saniye de bütün kitabı mı okudun? -Saniyenin 10’da 2si gibi bir sürede okudum aslına bakarsan. Küçük cebinde büyük bir aşk taşıyan adamın hikayesine hoşgeldiniz. -Duygularım gerçek mi? Yoksa programımın bir parçası mı? -Sen benim için gerçeksin Samantha. Bu sözler bize aslında aşkın bir bedenden daha fazlası olduğunu gösteriyor. Onlar aşkı farklı yaşıyorlar. Belki birbirlerine dokunamıyorlar ama birlikte fotoğrafları bile var. Piyanodan bestelediği bir şarkı onların fotoğrafı oluyor. Beraber anlarını yakalayabildikleri. Bir bedene sahip olmadığından dolayı endişeleri çok fazla olan Samantha git gide bunu atlatıyor. Hatta kendisine bunu bir avantaj olarak gösteriyor. ‘’İlginç olan ne biliyor musunuz? Vücudum olmadığı için başlarda çok endişe ediyordum. Ama artık bunu seviyorum. Vücudum olsa herhalde buna katlanamazdım. Yani sınırlarım yok. Her an her yerde olabilirim. Zaman ve mekan kavramlarıyla kısıtlanmak zorunda değilim. Sonuçta ölüp gidecek bir vücudum yok neyse ki.’’ Onların gerçekten farklı bir hikayesi var. Belki de onları normal bulmayacaksınız ama aşık olan herkes kaçıktır zaten! Deliliğin toplumca kabul gören şekli gibi. Not: ‘’Senaryosu farklı olsun, ben orijinal bir şeyler istiyorum.’’ Diyorsanız bu film tercihlerinizin arasında olmalı. ‘En İyi Senaryo – Altın Küre Ödülü’ ile ve Oscar adaylıklarıyla da ne kadar farklı olduğunu bize gösteriyor. Joaquin tek başına büyük bir iş başarmış ve senaryonun da hakkını vermiş.
Seda K.
Seda K.

Takip Et! 1 Takipçi 42 Eleştirisini Oku

3,0
20.05.2019 tarihinde eklendi
Farklı bir senaryosu var fakat film yarısından sonra sıkıcı bir hal almaya başlıyor.Filmin son anına kadar acaba Samantha Yapay Zeka ve Chappie filmlerindeki gibi bir robot olarak ya da bir insan bedeninde karşımıza çıkacak mı diye beklerken film aynı şekilde bitiyor.
Ugur T
Ugur T

Takip Et! 68 Takipçi 666 Eleştirisini Oku

5,0
18.04.2017 tarihinde eklendi
SÜPER BİR BAŞYAPIT 10/10 Joaquin Phoenix'ten kusursuz ve her yönüyle seyredilesi bir performans.Bu karakter ancak bu kadar iyi canlandırılabilirdi diye düşünüyorum.Kendi halinde hem de çok yalnız bir adamı oynamak bana göre çok zor bir karakter ama bunu gayet başarılı bir şekilde yansıtmış.Ona Amy Adams ve Rooney Mara gibi iki güzel oyuncu eşlik ediyor ve elbette Scarlett Johansson,Samantha karakteriyle her saniye ses ile izleyiciyi daha farklı noktalara götürüyor..Tam bir Bilim-kurgu,dram-romantik film.Bu türün buluşmasının en iyi sergileniş biçimlerinden birisi bu film olsa gerek.Mutlaka izlenmeli ve hakkında düşünülmeli.. Aşk (2013) Bazen insanları izliyorum ve onları hissetmeye çalışıyorum yanımdan geçip giden herhangi birinin ötesinde.. Ne denli aşık olduklarını hayal ediyorum.. Kalplerinin ne kadar çok kırılmış olabileceğini.. Samantha hayatımızda ne zaman olacak çok yakında.. Yönetmenliğini ve senaryosu Spike Jonze ait olan film geçtiğimizin yılın en çok konuşulan filmlerinden bir tanesi olduğunu söyleyerek başlamak istedim.. Film-Bilimkurgu-Romantik-Dram türlerini barındırıyor.. Filmin senaryosu ve kurgusu farklı dikkat çekici olduğu için filmi bir adım öne çıkarıyor.. Çoğu seyirci filmi beğenmez ve oldukça sıkılır hatta yarıda kapatanlarda bile çıkabilir.. Kısaca konusu ise Theodore isimli karısından boşanmış bir yazar tek başına yaşamaktadır.. Yapay zeka işletim sistemi olan ve sadece sesten oluşan Samantha adında bir yazılım yazarımızı yalnızlıktan bir nebzede olsa kurtarır.. Onunla gün geçtikçe farklı duygular içerinde olmaya başlar.. Sürekli iletişim halinde olurlar ve bu yakınlaşma farklı bir boyuta taşınır.. Geçtiğimiz yıl oscarda 5 dalda aday olan film En İyi Özgün Senaryo dalında ödülü kazanmayı başarır.. Kuşkusuz Spike Jonze bunu fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum.. The Master (2012), Walk the Line (2005) ve Gladiator (2001) filmleri ile oscara adaylıkları bulunan Joaquin Phoenix kusursuz performansıyla filmi alıp götürmüş gerçekten favori oyuncularım arasında farklı bir yere sahip olan oyuncu kendini bana bir kez daha hayran bırakmayı başardı diyebilirim.. Filmde sadece sesi ile eşlik eden Scarlett Johansson, Samantha karakteri olduğunu altını çizmek isterim alt yazılı izleyenler için hap bilgi niteliğinde.. Yani filmi Türkçe dublaj izleyenler Scarlett Johansson sesinden mahrum kalacaklar..Ayrıca dikkat çeken bir diğer oyuncu Amy Adams ağırlıkta bir rolü olmasa da onu izlemek her zaman olduğu gibi keyifliydi.. ‘’Bu ofiste bir kadin taniyorum.. Kendisi bir isletim sistemiyle çikiyor ve daha da tuhafi isletim sistemi kendisinin bile degil.. Baska birisinin isletim sistemini bastan çikarmis..’’ ‘’- Yoksa ona (işletim sistemine) asik mi oluyorsun?+ Bu beni bir kaçik mi yapar?– Hayir… Hayir, bence bu.. Bence asik olan herkes biraz kaçiktir zaten. Yapilacak en çilginca seylerden biri bu. Deliligin toplumca kabul gören sekli gibi..’’Günümüzde teknolojinin hüküm sürmesiyle sosyalleşmenin git gide kaybolması başımızı makinelerden kaldırmamamız Matrix filminde olduğu gibi git gide onlara kendimizi kaptırmamız, boğun eğdiğimizin göstergesi, olduğu gerçeği çıkartılabilir..Filmi kısaca özetlersek sanal bir aşkın gerçek bir aşktan daha gerçek olması durumu insanı git gide kaosa sürüklemesi.. Fiziksel olarak var olmayan bir sese nasıl aşık olabiliriz onunla vakit geçirebiliriz belki de böyle bir sistem insanlarla daha iyi anlaşır onu dinler ama daha fazlasını nasıl verebilir? İletişim araçları günümüzde artıp geliştikçe yalnızlıkta artıyor insanlar ister istemez kendi kabuğuna çekiliyor.. İnsanlar işletim sistemiyle nasıl aşk olur çok saçma diyebilir film yakın bir gelecekte olacakların sinyalini vermiş bence çok etkileyici bir bilimkurgu-romantik türünün harmanlanması diyebilirim.. Bu durum devam ettiği sürece kısaca sanal hastalığımız yakın gelecekteki aşklar bu şekilde olacak Filmin İmdb puanı:8.0 bence oldukça yerinde bir puan bana göre daha fazlasını hak ediyor..Senaryo orijinal geçtiğimiz yılın en iyi filmlerinden bir tanesi tabii bana göre.. Bilimkurgu-Romantik türünde farklı bir tat almak isteyenlere şiddetle tavsiye ederim.. 8.5 Yanında olup dünyayı senin gözlerinden görebildiğim için çok şanslıyım..
mr why
mr why

Takip Et! 2 Eleştirisini Oku

4,0
1.08.2016 tarihinde eklendi
charlie kaufman ın being john malkovich ve adaptation gibi iki kült senaryosunu sinemaya aktaran spike jonse un yazıp yönettiği filmde joaquin phoenix , amy adams , scarlett johansson oynuyor. ana karakter theodore her modern insan gibi güvensizlik, eşini kıskanmak, onun değişmesinden, terketmesinden korkmak gibi dertlerden muzdarip. ayrıca çok ilginç de bir mesleği var adamın. bu filmin verdiği tada en yakın lost in translation filmi vardı bir zamanlar. çocukluk ve ergenliğini internetin olmadığı dönemlerde geçirmiş izleyiciler için farklı anlamları olan bir film. ilk bilgisayarla tanışmamız , ardından yıllar sonra internet diye ne işe yaradığını bilmediğimiz bir bilgisayar şeysinin dedikodusunu duymamız tam da ergenlik zamanlarımıza rastladı. aslında yapay zekalı işletim sistemleriyle çoktan tanışmışız da haberimiz yokmuş. izlediğimiz bir çok çizgi film ve kara şimşek gibi yapımlarda kullanıcıyla interaktif iletişime geçen yapay zekalar vardı. sonra bu senaryolar biraz karamsarlaştı. james cameron un bir kabusundan yola çıkarak yazdığı terminator filmi izleyicilerin teknolojiye bakışını; başımıza bir şey gelmese bari minvaline kadar taşıdı. gelecekten gelen bir adam ,adamın peşinde bir android, bu androidin kopan kolu sayesinde yeni bir teknolojiyi keşfeden bir bilim adamı olaylar olaylar. kendi kuyruğunu yiyerek beslenen yılan gibi bir senaryo . bir sonuç kendi nedenine neden olabilir mi sorusunu kafamıza ilk kazıyan film buydu. neyse konu çok dağılmasın bu tamamen farklı bir entry konusu. tüm bu teknolojiye dair korku ve kara senaryolar hep insanoğlunun iktidar,can güvenliği,konfor , savaş, para vs.. kaygılarını işler. peki ya insani duygular? internette bedenimizi ve hatta ismimizi kullanmadan daha cesur veya yüzsüz olduk. şu sözlük hayatımızın bile bu gelişmelerin bir parçası olduğu bir gerçek. siyasi , dini ve tüm insani meseleler hakkında kim kırılır kim üzülür demeden atıp tuttuk. hatta birilerini sevdik, nefret ve kavga ettik, farklı kültürleri yok saydık. internet bize bedava terapist koltuğu gibi geldi. aslında bu duygu bizlere daha internetten bihaher olduğumuz zamanlarda gazetelerin kuponla dağıttığı sanal bebek zımbırtısıyla sunuldu. yapay bir cihaza duyulan merhamet, sevgi , sorumluluk ve son noktada da bu filmde aşk veya ona benzeyen bir şey. bu filmde de yıllarca beraber olduğu karısında ve çıktığı güzel kızlarda bulamadığı ilgiyi ve arkadaşlığı ve hatta aşkı bir işletim sisteminde bulan bir adamın hikayesi işleniyor. adam mağdur mu , bencil mi, salak mı, hassas mı karar vermek zor. ama şu gerçek ki tamamen kendi davranışlarımıza göre kendini geliştiren bir yapay zeka bile insanı mutlu etmeye yetmiyor. özetle bu film teknolojinin hayatımızdaki yeri meselesinden çok farklı bir yerde duruyor. bir ders vermekten çok herkesin kendisini biraz sorgulamasına sebep oluyor. kafada soru ve ünlem işaretleri bırakıyor. şekillendirmeye çalışmadan, suçlamadan, ak kaşık rolü oynamadan, yaftalamadan sevdiklerimizi kabullenebiliyor muyuz? yoksa her şeyi yaşamak benim hakkım diyerek insanları buruşturup bırakıyor muyuz? filmin atmosferi çok dingin. mekanlar temiz, insanlar saygılı. 2077 yılı newyorkunda geçiyordu sanırım. ama filmin çoğu sahnesi çinde çekilmiş. insanların giyimleri ve mekan tasarımları geleceğin dünyası saçmalığına girmeden gayet sade tasarlanmış. hatta pantolon kemerleri bile yok. mekan tasarımları nedense kırmızı ağırlıklı renklendirilmiş. zaman ilerledikçe nüfus artıyor ama insanlar yalnızlaşıyor, belki de her şey tek renge bürünmeye başlıyor.
Samil Ö.
Samil Ö.

Takip Et! 6 Takipçi 167 Eleştirisini Oku

4,0
13.12.2015 tarihinde eklendi
İnsan tamamen duygulardan oluşan bir et parçası. Duygularıyla hareket eder, duygularıyla düşünür, duygularıyla konuşur. Her ne kadar bu işler için aklını kullanmak ve mantık çerçevesinde hareket etmek daha sağlıklı olsa da kendisi hep duygularının esiri olmuştur. Üzüleceğini bile bile... İşte Her tam da bu söylediklerimi kanıtlayan türden bir film. Bir işletim sistemine aşık olmanın, cansız, yapar bir şeye aşık olmanın bir taşa bir halıya veya bir kapıya aşık olmaktan ne farkı var ki? Ama Theodore aşık oluyor. Çünkü o bir insan ve insanlar duygularıyla yaşar. Ve işin içine duygular girince mantık hep 2. planda kalır...
DthepYEK
DthepYEK

Takip Et! 18 Takipçi 231 Eleştirisini Oku

4,0
4.10.2015 tarihinde eklendi
Her(Aşk) yönetmen Spike Jonze'nin bir iki güzel filminden biri. Bu filmde teknolojinin toplumdaki yeri ve aslında ileride teknolojinin gelebileceği noktaları öngörüyor. Şimdiden belki çok uzak bir zaman olmayan bir dilimde ben böyle şeylerin yaşanabileceğini düşünüyorum. Çok uzak veya çok ütobik gelmiyor bu tarz şeyler bana. Kim bundan 100 yıl önce bu duruma geleceğimizi tahmin ederdi ki. Uçmanın bile mümkün görülmediği bu dünyada. Televizyonun bile son 30-40 yıldır meydana çıktığı, özellikle son 10-15 yıldır popülerleştiğini var sayarsak, teknolojinin gelişim hızı düşündüğümüzden çok daha hızlı olabilir. Her gün farklı şeyler karşımıza çıkıyor ve sürekli bir yenilenme içerisindeyiz. Ha derseniz ki bu iyiye bir gidiş mi, yoksa kötü bir yol mu onu zaman gösterecek. Ama ben insanların robotlaşmaya başlayacağını ve insan ilişkilerinin zayıflayacağını düşünüyorum. Zaten de o yönde gayet sağlam gidiyoruz. Bu filmde bu tarz bir konuyu ele alıyor. Modern toplumun insanlara teknolojiyi dayattığı ve onları yalnızlaştırmaya yönelttiği bir toplumda Theodore isimli baş karakter de kendi çapında yeni boşanmış yalnız bir kimse. Bir gün bir yazılım alıyor ve yazılımda yapay zeka ürünü bir robot-insanla sohbet etmeye başlıyor. Önceleri kullanışlı olan bu yazılımda daha sonrasında işler tuhaflaşmaya başlıyor. Theodore bu yazılıma karşı farklı hisler beslemeye başlıyor. Ve işin rengi çok değişiyor. Zihinsel olarak yazılımla ilişkiye girme boyutlarına kadar giden bu garip olayı neredeyse tek bir oyuncu üzerinden izliyoruz. Filmin çok büyük bir kısmında ekranda sadece Joaquin Phoenix yer alıyor ve çoğunda yazılımla olan konuşmalarına tanık oluyorsunuz. Aslında böyle bir durumda kendini izletebilmekte çok zor birşey. Yani ben biriyle konuşacağım sizde onu dinleyin gibi bir durum ama Joaquin Phoenix o garip ilişkiyi güzel bir biçimde bizlere aktarmış. Sıkılmadan izledim. Yer yer ağır tempoda ilerlesede kendini izlettiriyor film. İyi seyirler... 7.7/10
hasanbasri
hasanbasri

Takip Et! 2 Takipçi 15 Eleştirisini Oku

4,5
17.03.2015 tarihinde eklendi
Hayatımıza giren teknoloji ve özellikle internet ile sosyal platformlarda sosyalleştiğimizi zannederek avunuyoruz. Oysa aksine insanlar içinde tek kalarak yanlızlaşıyor, bencilleşiyor ve daha vahimi bundan gocunmuyoruz. Herşeyin zihinde başladığı gerçeğini yüzümüze tokat gibi çarpan bu muhteşem filim aslında hali pürmelalimizi oldukça ilginç bir senaryo ile anlatıyor.Gerçek ilişkiler yerine yüzünü görmediği ve tenine dokunmadığı, kokusundan bihaber bir kadın sesine aşık olan, sesini duymadığı zaman çılgına dönen, acısı ile hüzünlenen, sevinci ile sevinen, sadece bir kadın sesine aşık olmuş, gerçek kadınlarla sağlıklı ilişki kurmakta zorlanan, ancak sese, o sesin sahibi olan sanal bir kadına aşık olan ve onu gerçek ve yaşıyormuşcasına kabul eden Theodore Twombly'in trajikomik hikayesini anlatıyor yönetmen Speak Jonze. Hem de oldukça çarpıcı bir seneryo ile...Son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden birisi. İzlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Oyunculukları ve senaryosu ile öne çıkıyor. Tabi ki seneryo ile verilmek istenen ince mesajı da görerek izlemelisiniz. Pişman olmayacaksınız.
mali
mali

Takip Et! 2 Takipçi 79 Eleştirisini Oku

4,5
28.02.2015 tarihinde eklendi
Filme özünde 4 yıldız verebilirdim; fakat farklı senaryosu, Joaquin Phoenix'in başrole yakışır performansı, Spike Jonze'nin yönetmenlikteki yeteneği ve de Scarlett Johansson'ın muazzam seslendirmesi bana 5 yıldızı verdirtti. Herkesçe sevilmeyebilir ama herkes tarafından sonuna kadar izlenebilir bir film. Her ne kadar özgün senaryosu ile öne çıksa da çekim tekniği ve kalitesi de gözardı edilmemeli. Renk tonlarının çok iyi kombine edilmesi kuşkusuz filme ayrı bir hava katmış. Ben beğendim umarım sizlerde beğenirsiniz
Engin Yüksel
Engin Yüksel

Takip Et! 30 Takipçi 1 298 Eleştirisini Oku

4,0
30.11.2014 tarihinde eklendi
sanal bir aşkın gerçek dışa vurumu keyifle izleniyor 8/10
Semih E.
Semih E.

Takip Et! Eleştirisini Oku

4,0
15.09.2014 tarihinde eklendi
filmi türkçe düblaj izleyen arkadaşların Scarlett johnson dan haberleri olmayacak malesef :)
Kizildereli34
Kizildereli34

Takip Et! 15 Eleştirisini Oku

0,5
6.07.2014 tarihinde eklendi
Yorumları okuyarak izlemek istedim fakat saçma sapan bir film çıktı karşıma, resmen bilgisayarla aşk yaşıyor bence son zamanlarda izlediğim en kötü filmdi zaten 30 dk dayanabildim asla önermem
ünsal E.
ünsal E.

Takip Et! 3 Eleştirisini Oku

4,5
6.06.2014 tarihinde eklendi
Güzel bir film.. Her şeyden önce ayakları yere basan ve kabul edilebilir bir bilim kurgu seviyesi var. Teknolojinin gelişimi devam ettikçe, iletişim imkanları arttıkça yalnızlığımızın artacağı gerçeği etkili bir dilde işlenmiş. İzlemenizi tavsiye ederim, takdir edilecek oyuncu performansı ile unutulmayacak filmlerden birisi..
Oguz23
Oguz23

Takip Et! 2 Takipçi 74 Eleştirisini Oku

3,5
5.06.2014 tarihinde eklendi
Film ilgi çekiçi bir şekilde başlıyor ama bir müddet sonra aynı tahmin ettiğiniz sonda biteceğini anlıyorsunuz.. Başladığı gibi devam ediyor.
Kağan Y.
Kağan Y.

Takip Et! 11 Takipçi 57 Eleştirisini Oku

5,0
26.05.2014 tarihinde eklendi
Aşk bir diğer adıyla Her, inanılmaz bir şekilde sizi içine çeken, yalnızlığı inanılmaz iyi bir şekilde aktaran ve Joaquin Phoenix gibi bir ustanın başrolde, normal filmlerinden çok farklı bir karaktere büründüğü bir film. Hem geleceğe belli bir bakış açısıyla bakan ve sıradışı aşkı inanılmaz bir şekilde aktaran ve sizi filmin içinde yaşatacak bir başyapıt. Herkes sevmeyebilir, normal romantizm filmlerinden farklı çünkü. Ama bu tarz değişik filmleri seven ve romantizm arayanlar için, belki de ilk sırada geliyor demek yanlış olmaz. 2013 yılının bence en iyi filmi, filmi gerçekten yaşıyorsunuz içerisinde.
rudeonerudeone
rudeonerudeone

Takip Et! 43 Takipçi 1 597 Eleştirisini Oku

4,5
25.05.2014 tarihinde eklendi
Muhteşem bir eser. Çok farklı bir "aşk" filmi. Yeri gelmişken filmin Türkçe çevirisinin de çok yersiz ve temsiliyetten uzak olduğunu belirteyim bu arada. Evet bir aşk filmi, ancak "Her"ün karşılığını bulmakta epey başarısız olunmuş, neyse. Üzerine çok uzun sohbetler yapılması gerekiyor. Yalnızca tek bir durum değil, pek çok farklı durum ve karmaşık konu var filmde işlenen. Bunların hepsi de başta Phoenix olmak üzere şahane kadro tarafından başarıyla yansıtılıyor. Tabii bir de Johansson'ın sesini anmadan geçmeyelim. Yalnızca bu haliyle bile muhteşem bir etki yaratıyor. Tam bir "yönetmen filmi". Spike Jonze yeteneğini konuşturuyor. Çok klişe tabirlerdir; "günümüz dünyası", "modern insanın sorunları" vs. Yakın gelecekte geçiyor film, günümüze nazaran biraz daha gelişmiş bir teknoloji var. Hani o alışıldık bilimkurgulardaki gibi çok aykırı bir dünya değil. Hatta dışarıdan bakınca çoğu sahne günümüzde yolda yürürken etrafımızda tanık olduğumuz sahnelere çok benziyor. Fakat "yapay zeka" kavramını biraz daha ilerletmişler. Aynı zamanda her şey çok "stilize". Yaşanılan yerler, ulaşım araçları, ofisler, şehir merkezleri...(Kullanılan renkler (özellikle kırmızı) ve geometrik şekiller filmin dokusunu oluşturmada önemli bir paya sahip) Gökdelenler arasında kaybolmuş insanların yalnızlığı. Bağlanma sorunları. İnsan ilişkilerinin çıkmazları. İlginç bir uğraşa sahip Theodore karakteri. İronik bir şekilde, bu kadar teknolojinin ortasında, başkaları için, başkasının kaleminden mektup yazmakla uğraşıyor. İşinde gayet de başarılı. Duygusal, romantik, düşünceli bir adam, ancak bazı problemleri de var özellikle kendiyle ilgili. Bu problemlerden belki de bir çıkış, bir kaçış yolu buluyor. Kısa süre sonra, hiç hayal etmediği bir noktaya ulaşıyor bu kaçış yolu. Senenin en başarılı 2-3 filminden biri. Bunu çok içten belirtiyorum. "İnsan"ı anlatıyor. Ruh nedir? Bağlanmak nedir? Bir açıdan bakınca Metin Erksan'ın "Sevmek Zamanı"nda işlediğine benzer bir konu. Bir fotoğrafa aşık olunabilir mi? Veya bir sese? Aşık olduğun kanlı canlı bir insan değilse, her şey daha mı kolay oluyor? Daha mı sorunsuz, dertsiz tasasız bir ilişki? Hayal gücünün ilişkilerdeki önemi yeteri kadar biliniyor mu? İlk akla gelen sorular, ancak onlarcası daha üretilebilir. Mutlaka öneriyorum. Bu kadar boş filmin arasında, salonun camlı vitrinine koyulası, bir kuş yavrusunu tutarcasına taşınması gereken ender filmlerden.
jamesbond-2
jamesbond-2

Takip Et! 15 Takipçi 1 681 Eleştirisini Oku

4,0
20.05.2014 tarihinde eklendi
Her geçen gün daha da monotonlaşan hayatımızın arasında,her yönüyle değişik bir film izlemek ruh halime iyi ın bir gelecekte olması yüksek ihtimal olan şeyler filmde anlatılanlar ama her yönüyle son derece ilgi çekici özellikle birçok türün harmanlaması beni etkiledi ve tabiki oyunculuklar,aldığı ödüllerden zaten orijinal bir film olduğu belli oluyor heryönüyle güzeldi
Durmuş Ali S.
Durmuş Ali S.

Takip Et! 2 Takipçi 30 Eleştirisini Oku

4,0
18.05.2014 tarihinde eklendi
İzledim ve gerçekten izlemeye doyamadığım ender filmlerden biriydi..Konusu ve kurgusu itibariyle sıradan aşk filmlerinden uzak olması izleyiciyi ne kadar yavaş tempoda olsada koltuklardan bir dakika dahi ayırmıen kah güldüren,kah düşündüren kah üzen,bilim kurgu tadında romantik bir aşk in izlemesini tavsiye bilgisayarla insanın böylesi aşkı birgün gerçek olur mu bilmem ama Joaquin Phoenix ve Scarlett Johansson'ın müthiş performansı kesinlikle izlemeye değer...
fasulyedensinema
fasulyedensinema

Takip Et! 11 Eleştirisini Oku

4,5
7.03.2014 tarihinde eklendi
Bence bu filmi farklı yapan ilk şey konusu: 'işletim sistemiyle aşk' nasıl yani aşık oluyosun işletim sistemine bi kere?? İkinci olarak gelecek o kadar gerçekçi yansıtılmış ki ben hiç yadırgamadım açıkçası. Nasıl desem film her ne kadar aşk filmi gibi gözükse de daha çok yalnızlığı anlatıyor aslında ve yalnızsan daha da yalnız hissettiriyor. Her ne kadar tek bir karakterin üzerinden dönse de olay insan yan karakterlerin bile hissettiklerini alıyor.
Kağan Köktürk
Kağan Köktürk

Takip Et! 1 Takipçi 6 Eleştirisini Oku

4,0
2.03.2014 tarihinde eklendi
Film genel olarak değerlendirildiğinde benim için son yıllarda izlediğim en iyi filmlerden birisi. En iyi film ve en iyi özgün senaryo ödüllerini alması gerekiyor. Ancak üzülerek söylüyorum ki en iyi film ödülünü 12 Years a Slave filmine kaybedecek. En iyi özgün senaryoyu ise alacağını düşünüyorum. Umarım ki her iki ödülü de alır. spoiler: Beni derinden etkilemiş bir film. Theo'nun yaşadığı bunalım onu asosyal yapmış, arkadaş çevresinden koparmıştır. Eski eşine sanki hala aşık ama aynı zamanda da aşık değilmiş gibi... Ancak filmdeki yakın arkadaşı Amy ile olan yakınlığının altında bir gizli aşk yattığını ilk başlarda sezmiştim. Senarist bize bunu subliminal yollardan anlatmış sanki. Filmde beni en çok etkileyen noktalar ise Samanta'nın bir bilgisayardan çok insan gibi düşünmesi, davranması. Theo'ya bestelediği müzikler, onun için yaptığı jestler -mektuplarını basılması için yayımevine göndermesi gibi-, onun için arkadaşlarına sevdiklerine mesajlar yazması... Bir alt modelin ses komutu ile yaptığını düşündüğümüzde Samanta Theo'ya düşünme fırsatı da vermiyor. Bir bakıma kontrolden çıkmış bir işletim sistemi olarak tanımlayabiliriz. Ancak film bilgisayardan öte insan olarak düşünmüş Samanta'yı. Siz hiç sizinle birlikte dedikodu yapan bir bilgisayar gördünüz mü? Zaten Theo'nun duygusal birisi olduğunu, duygulara değer verdiğini çok rahat anlayabiliriz. Bugün müsvetteye imza atar gibi boşanma dilekçesine imza atanlara karşın Theo'yu boşanmak çok derinden sarsmış. Bu özelliğini en çok belli ettiği sahneler arkadaşlarının aracılığı ile tanıştığı kız ve Samanta'nın Theo'ya bulduğu fahişe ile ilişkiye girememesi. Theo'nun başından beri hoşuna gitmeyen bir durumdu bu. Sanırım Theo ile Samanta arasında ipler gevşemeye o an başladı. bir bakıma ilişkinin Karlofça'sı... Filmin sonuna doğru Samanta gece Theo'yu uyandırıp vedalaşma havası ile ona sevdiğini söyler. O anın son konuşmaları olacağını düşünmüştüm. Ancak daha sonra Samanta son bir dönüş ile binlerce kişi ile konuştuğunu ve yüzlerce kişiye aşık olduğunu söylemesi ile beklentilerimi biraz düşürür. Senarist zaten bize bunu film boyunca anlatıyor. Samanta'nın Theo'yu arayıp açıklama yapması biraz filmin havasını bozmuş. Filmin sonu ise tahmin ettiğim gibi -ve olması gerektiği gibi- oldu ve Theo, Amy ile gitmek istedi. Son sahnede Theo'nun Samanta'dan önceki ses komutlu işletim sistemine döner ve ses komutu ile eski eşine bir veda mektubu yazar. işte o an Theo'nun acı tebessümü filmin sinopsisi... KAĞAN KÖKTÜRK
Ogulcan B.
Ogulcan B.

Takip Et! 6 Takipçi 235 Eleştirisini Oku

4,0
25.02.2014 tarihinde eklendi
Farklı,orjinal ve fazlasıyla etkileyici bir film.Açıkçası izlemeden önce bu kadar etkileneceğimi sanmıyordum fakat filmi izlerken de filmden sonra da filmden etkilendiğimi söylemeliyim bunun sebebi çok sıcak bir film olması da olabilir,Joaquin Phoenix'in harika oyunculuğu da olabilir,filmin orjinal senaryosundan da olabilir veya filmin gerçekten iyi çekilip seyirciyi avucuna kolayca alabilmesinden de de aşk filmi sevmeyen biri olarak bu filmi izlerken sıkıldığımı söyleyemem heralde,zaten bu film klasik bir aşk filmi falan kesinlikle değil çok farklı bir aşk filmi,bir program ile bir insanın aşkı kulağa çok garip gelebilir fakat filmi izlerken sanki o program bir insanmış gibi hissediyor insan ve Joaquin Phoenix'in karakteri ile programın aşkını da çok keyifli,etkilenerek izlediğimi sö ağır bir film,yani izlemeden önce sürükleyici bir aşk filmi beklemeyin özellikle ilk yarısı ağır işliyor,zaten film nerdeyse hep diyalog üzerine kurulu bir film fakat film beni hemen avucunun içine aldı zaten Joaquin Phoenix'in o ince ruhlu karakterini nasıl başarılı bir şekilde oynadığını görünce tamamen filme ve filmin hikayesine odaklanıyor n Phoenix resmen tek başına almış götürmüş filmi fakat şunu da eklemeliyim ki Scarlett Johansson o kadar başarılı seslendirme yapmış ki Joaquin Phoenix'in karakteri gibi hemen o programa ısınıyor o bakımından bence hem The Wolf of Wall Street'ten hem American Hustle'dan hem Gravity'den hem de 12 Years a Slave'den daha iyi bir alt metinleri de oldukça iyi mesela insanların sosyalleşmekten uzaklaşıp bilgisayara ve teknolojiye yönelmesi de eleştirilmiş tek bir konu üzerine ve çoğunlukla Joaquin Phoenix ve Scarlett Johansson ikilisinin olayı üzerine kurulu olduğu için zaman zaman kısır döngüye düştüğü olabiliyor ve filmin sonu da daha trajik bir şekilde bitse sanki seyirciye daha sert bir yumrum indirilmiş soundtrackleri da oldukça başarılı.Son olarak ben filmi çok beğendim,dokunaklı,orjinal,sıcacık ve keyifli bir film,eğer kendi dünyanızdan soyutlanmak istiyorsanız kesinlikle tavsiye ederim. 7.5/10
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
Back to Top