Beyazperdem
Kaplumbağalar da Uçar
facebookTweet
Kaplumbağalar da Uçar
Vizyon tarihi 6 Mayıs 2005 (1s 35dk)
Yönetmen
Oyuncular: Soran Ebrahim, Avaz Latif
Tür Dram
Ülke İran, Irak
Fragmanı izle
Üyeler
4,3338 Puanlama ve 65 Eleştiri
Beyazperde
4,0
Puanım :
0.5
1
1.5
2
2.5
3
3.5
4
4.5
5
Arkadaşlarının puanları gör  ?

Özet ve Detaylar

Film Türkiye-İran sınırında bulunan bir Kürt mültesi kampında geçmektedir. Mayın toplayarak yaşayan Soran 13 yaşında bir çocuktur. Kasabadakiler için hazırladığı bir anten aracılığı ile Saddam’ın düşüşünü haber alıp herkese duyurur. Bu sırada Agrin de 14 yaşında bir annedir. Soran ona aşık olur ama Agrin’in ağabeyi Henkov tarafından huzursuz edilir. Henkov’un kolu yoktur çünkü bir mayın basmıştır. Şimdi ise gelecekten haber verebilmek gibi bir yeteneği vardır. Film, 52. San Sebastian Film Festivali’nde En İyi Film seçilmiştir. En İyi Senaryo dalında da Jüri Özel Ödülü’ne layık görülmüştür. Ve bir de Berlin Film Festivali’nde Barış Ödülü kazanmıştır. Kaplumbağlar da Uçar, Saddam’ın ardından Irak’ta çekilen ilk filmdir.
Orijinal adı

Lakposhtha ham parvaz mikonand

Dağıtımcı -
Daha fazla
Yapım yılı 2004
Metraj uzun metrajlı film
İlginç Detaylar -
Bütçe -
Dil Arapça
Görüntü formatı 35 mm
Renk Renkli
Ses formatı Dolby Digital
Yapım formatı 1.85 : 1
Viza numarası -

Beyazperde Eleştirisi

4,0
Çok İyi
Kaplumbağalar da Uçar

Mayınlarda Saklı Çocuk Yüzleri

Misafir Koltuğu
Sığındıkları sınır kapılarından başka gidecek yerleri olmayan insanların savaşın sınırındaki hikayeleri. Kapılarında bir savaş her an hazır beklerken ne zaman düşeceği belli olmayan bir bomba ile yaşamak... Daha önce Sarhoş Atlar Zamanı adlı filmiyle 2000 yılında Cannes'da Altın Kamera ödülünü alan İranlı Kürt yönetmen Bahman Ghobadi, yanı başımızda hala sürmekte olan savaşa tanık olurken, artık göre göre yabancılaştığımız görüntüleri ve duya duya duyarsızlaştığımız ölüm haberlerini dinlerken unuttuğumuz savaşı bize Kaplumbağalar da Uçar'da yeniden hatırlatıyor. Bu savaşa dışarıdan tekrar bakmamızı sağlarken çok yakın bir tarihe de ışık tutuyor.Son yıllarda atağa geçen İran Sineması artık batılılara "otantik" olmanın ötesinde çok daha farklı dünyalar sunuyor.Sınırda yaşayan bir grup çocuğun yaşadıklarını Ghobadi etkili bir dille anlatmış. Satellite (adını lakabından alıyor) ve çevresinde...
Eleştirinin tamamı

Fragmanlar

Kaplumbağalar da Uçar Orijinal Fragman 1:44
Kaplumbağalar da Uçar Orijinal Fragman
10 758 gösterim

Oyuncular

Tüm oyuncular ve teknik ekip

Üye eleştirisi

UGUR-TAZEGÜL
En popüler olumlu eleştiri

Yazar: UGUR-TAZEGÜL, Tarih: 05/01/2017

5,0Kusursuz!

OYUNCULUKLARIN ZİRVE YAPTIĞI BİR BAŞYAPIT 10 ÜZERİNDEN 10 Amerika’nın Irak’ı işgali/yağmalaması/varolan cehennem ateşini... Devamını oku

realist1526 R.
Yapılan son negatif yorum

Yazar: realist1526 R., Tarih: 03/03/2015

1,0Çok Kötü

son derece sıkıcı, basit ve amatörce bir film.düşmanım dahi izleyip zaman kaybetmesin.herkesin bildiği şeyler bu kadar mı... Devamını oku

Tüm üye eleştirileri
35% (23 Eleştiri)
45% (29 Eleştiri)
5% (3 Eleştiri)
11% (7 Eleştiri)
3% (2 Eleştiri)
2% (1 Eleştiri)
Kaplumbağalar da Uçar hakkında görüşlerin ?
65 Üye eleştirisi

Fotoğraflar

17 Fotoğraf

Son Haberler

Göç ve Göçmen Filmleri
HABERLER - Özel Dosyalar
2 Kasım 2011 Çarşamba

Göç ve Göçmen Filmleri

Bu Filmi Beğendiysen, Şunlara da Göz At:

Tüm benzer filmler

Yorumlar

  • UGUR-TAZEG?L

    OYUNCULUKLARIN ZİRVE YAPTIĞI BİR BAŞYAPIT 10 ÜZERİNDEN 10

    Amerika’nın Irak’ı işgali/yağmalaması/varolan cehennem ateşini iyice harlamasının adını “savaş” olarak dünyaya yutturmaya çalıştığı zor koşullarda, Irak-Türkiye sınırındaki mülteci kampına kamerasını çeviriyor Bahman Ghobadi. Bir yandan yöredeki kasabalarda evlere anten takarak para kazanan diğer yandan da kasaba ve çevresindeki mayınları himayesindeki çocuklarla birlikte toplayarak onlara bakan nam-ı diğer Satellite, Halepçe’den gelen Agrin, abisi ve kardeşiyle (aslında Agrin’in tecavüze uğraması sonucu doğan ve istemediği oğlu) ilgilenmeye başlar. Agrin’in hiç gülmeyen hüzünlü ve acı dolu yüzü ve abisinin geleceği görebilme yeteneği Satellite’ın işgal ile şekillenecek geleceğinin parçaları haline gelecektir.

    Irak’ın işgalinden sonra çekilen ilk film olan Kaplumbağalar da Uçar, Oscar adaylığı ile birlikte sayısız ödül kazanmış bir başyapıt. Politik arkaplanının yarattığı dramı çok zor koşullar altında yaşamaya çalışan ve travmalarını küçücük bedenlerinin içinde –belki de- sessizce yaşayan çocukların gözünden anlatan Ghobadi, tarif edilemeyecek kadar zor bir işin altından başarıyla kalkıyor. Filmin Amerikan işgal ekibince desteklenmesinin filmin gücünden bir şey kaybettirmediğini ama bu desteği veren kurumların ne kadar terbiye yoksunu olduklarını da kanıtlaması, filmin turnusol kağıdı işlevini görmesini sağlıyor.

    Sana kırmızı balık yakalarım. Nasıl ve nerden başlasam bilemiyorum. Böyle yaşamları yorumlamaya yetecek kadar kelime varmı heybemde emin değilim. Bizlere oldukça yakın bir coğrafya da geçen bir hikaye , ama bu sıradan bir hikaye değil. Bu hikaye çok acı ve maalesef gerçek. Para hırsının insanoğluna neler yaptırdığını anlamak isteyenler için verebileceğim tek öneri Irak’a , Suriyeye , Libya’ya , Musul’a kısacası Ortadoğuya bakmalarıdır. Hayatın en acımasız yanlarından birini görürsünüz orada , insanların gözlerine baktığınızda utanırsınız , yere bakarsınız , insanların gözlerine bakamassınız. Orada öyle bir utanırsınız ki anlatamam , insanlar gelip geçerken size bakarlar , çünkü merak ederler . Siz onlara birilerini anımsatırsınız , başlarına bir daha aynı şeylerin gelip gelmeyeceğini merak etmezler , çünkü başlarına gelen şey onların yakasından henüz ayrılmadı. Size bakarlar çünkü siz farklısınızdır, bedenleriniz tamamen yerli yerindedir ,bacaklarınız , kollarınız , gözleriniz hep yerli yerindedir. Bacakları olmayan bir çocuk gelir , sizin yaşlarınızdadır ama size öyle bir bakar ki bir daha utanırsınız , evet ayaklarınız olduğu için utanırsınız. Sonra bir sonbahar yağmuru gelir , oradaki insanların üzerindeki tozları siler ve elbiseleri çamur içerisinde kalır . Siz şemsiyeniz elinde utanırsınız , evet şemsiyenizi açmaya utanırsınız , utanmalısınızda. Çoğumuz evlerimizde sıcak yataklarımızda uyurken unutur o insanları , bir filmden çıktığınızda mideniz bulanır , önünüze gelen yemeğe bakar ve beğenmeyiz. Ama ordakiler öyle değildir , en son ne zaman sıcak bir çorba içti bilinmez , en son ne zaman sinemaya gitti bilinmez. Ülkesi birilerinin botları altında ezilirken aklından geçen şey bunun ne zaman biteceğidir. Orada birileri (kim olduklarını biliyorsunuz) ordaki kadınlara ve küçük kızlara neler yapıyor bir bilseniz. İşte bu film tüm bunlara bir cevap niteliğinde. İnsanlığın (ki içimizde ve dünyada ne kadar kaldı bu konuda ciddi tereddütlerim var) yüzüne atılan sert bir tokat. Bu filmi bitirdikten sonra bir saat falan yerimden kalkamadım , inanın mideme bir sancı girdi ve kalkamadım yerimden. Dünyadaki en masum şeylerin başına gelenleri gördüğümde artık gücümün tamamının bittiğini hissettim , hayatta şikayet ettiğim şeylerin ne kadar önemsiz olduğunu gördüm . Sakın yanlış anlamayın , halinize şükredin demiyorum , bu a’lçaklık olurdu. Başkalarının acılarına bakarak kendi halinden hoşnut olanlar işte bunlar a’lçaklardır ve oradaki çocukların başına gelenlerin sağlayıcılarıdır. Bu filmi yapanların tamamına teşekkürü bir borç bilirim ve eklerim. İnanın hayatımın sonuna kadar unutmayacağım bu filmi. Agrin’i , Hengov’u ,Risa’yı,Satelitte’yi. Hiçbirinizi unutmayacağım. Yorumu başlangıç cümlesiyle paralel olan ve neredeyse aynı konuları işleyen Uçurtma Avcısı filminden bi replikle bitirmek istiyorum. Senin için bin tane olsa yine yakalarım

Yorumları göster
Back to Top