Hikayenin merkezinde, hayatlarını toprakla ve alın teriyle kazanan iki kardeş yer alıyor: Genç, umut dolu ve kalbi tutkuyla çarpan Osman (Mert Ramazan Demir) ile onun tam zıttı bir karaktere sahip, içten içe kendi karanlık planlarını kurgulayan ağabeyi Hasan (Batuhan Bozkurt Yüzügüleç). İki kardeşin pamuk tarlaları ve acımasız güneş altında omuz omuza vererek sürdürdükleri bu zorlu yaşam mücadelesi, Osman’ın güzeller güzeli Bahar’a (Lizge Cömert) duyduğu saf ve büyük aşkla kökünden sarsılmaya başlıyor. Osman, sevdiği kadınla birlikte bu kurak topraklarda yepyeni, bağımsız ve umut dolu bir hayat kurmanın hayallerini büyütürken, ağabeyi Hasan’ın zihninde çok daha farklı, kontrolcü ve tehlikeli rüzgarlar esmektedir.
Bahar’ın köye gelişi ve Osman’la kurduğu o sarsılmaz bağ, sadece iki aşığın kaderini değil, ailenin ve köyün tüm dinamiklerini değiştiren bir kıvılcıma dönüşür. Osman’ın temiz hayalleri, ağabeyi Hasan’ın giderek gün yüzüne çıkan gizli hesaplarına, hastalıklı kıskançlıklarına ve güç tutkusuna acımasızca takılır. Ancak çatışma sadece bu gerilimli aşk üçgeniyle sınırlı kalmaz. 1970’lerin kırsalında hayatta kalmanın ve gücü elinde tutmanın yegane koşulu olan su ve toprak paylaşımı, köy halkı ile Hasan arasında giderek büyüyen, şiddetli bir krize dönüşür. Hasan'ın suyu yalnızca kendi topraklarında tutma hırsı, köylüyle olan ilişkilerini kopma noktasına getirirken, kardeşiyle arasındaki o kutsal bağı da geri dönülmez bir şekilde zehirler.