En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Turgay Buğdacıgil
Takipçi
2.398 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
12 Ekim 2025 tarihinde eklendi
Senaryosunu da...
Ruth Ware'in aynı isimli romanının (2016) Emma Frost tarafından yapılan uyarlaması üzerinden kurgulayarak, Joe Shrapnel ve Anna Waterhouse ile birlik de kaleme alan Simon Stone'un yönetmen koltuğunda da oturmak da olduğu "The Woman in Cabin 10"; işlenen cinayetlerin aydınlatıldığı, biraz garip de bulduğumuz 20. yüzyıl Agatha Christie hikayeleri lezzetindeki, bir dedektiflik draması olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Neredeyse büyükçe de bir kısmı, kapalı tek bir mekanda çekilen...
Netflix platformu, bu İngiliz filmine biraz daha yakından bakalım...
***
The Guardian'da gazetecilik yapan ve işlerin yoğunluğundan bayağı da bir bunaldığı gözlerden kaçmayan Laura "Lo" Blacklock (Keira Knightley)...
Günün erken saatinde, işyerindeki masasına varıp da koltuğuna oturduğunda...
Bilgisayarının ekranında, Lyngstad Vakfı'nca...
Kendisine gönderilmiş olan bir davetiyeyi fark eder...
***
Ve vakit geçirmeksizin de...
Norveçli bir nakliye firmasının...
Tüm yönetim kurulu üyelerini de...
Norveç'teki bağış galasına götüreceği bu geziden...
Editörü Rowan'a da (Gugu Mbatha-Raw) bahseder...
***
Ardından da...
Rowan'ın itirazlarına rağmen soluğu...
Kendilerini baş hostes Karla'nın (Pippa Bennett-Warner) karşılayacağı...
Aurora Borealis isimli tekne de alır...
***
Ve ilk olarak da...
Diğer konuklardan Adam Sutherland (Daniel Ings) ve Dr. Robert Mehta (Art Malik) ile tanışır...
Ki...
Eski sevgilisi, fotoğrafçı Benjamin "Ben" Morgan'da (David Ajala) oradadır...
***
Elbette...
Richard Bullmer'ın (Guy Pearce), kanserle mücadelesini kaybeden hasta...
Ve zenginliklerinin ana kaynağı da olan mülti milyarder karısı Anne (Lisa Loven Kongsli) için organize ettiği...
Üç günlük bu geziye...
Grace Phillips (Kaya Scodelario), Lars Jensen (Christopher Rygh) ve Danny Tyler (Paul Kaye) ile Heidi (Hannah Waddingham) ve Thomas Heatherley (David Morrissey) çifti de katılmaktadır...
***
Neyse...
Birlikte yaptıkları...
Oldukça samimi bir görüşme neticesinde...
Kendisini, bu üç günlük tura davet edenin...
Ölüme hazırlanan ve bu bağlamda da...
Tüm mal varlığını, kocası Richard'a bırakmak yerine...
Profesyonellerce yönetilecek Lyngstad Vakfı'na bağışlamayı kafasına koymuş haldeki Anne olduğunu anlayan Lo...
***
Günün sonunda...
Suya düşen bir kadının boğulmak da olduğu bir rüyayı görmesinin yanı sıra...
Gecenin bir yarısı...
Kimden ve nereden geldiğini anlayamadığı garip seslerinde etkisiyle...
Bu kabustan uyanır uyanmaz güverteye çıktığında...
Okyanus da yüzen bir bedene rastlamak da çok da gecikmez...
***
Ki...
Kendisine göre de o zaten...
Gün içerisinde tesadüfen karşılaştığı, 10 numaralı kabindeki...
Duştan çıkmış vaziyetteki sarı saçlı ve kapüşonlu olan kadından başkası da değildir...
***
Hal böyle olunca da...
Tüm tekneyi ayağa kaldırmakta da Lo...
Asla tereddüt etmez...
***
Ama...
Ne yazık ki...
Kaptan Addis'in de (John Macmillan) ifade ettiği şekilde...
10 numaralı kabin boştur...
***
Zira...
Orada kalacak olan misafir rezervasyonunu...
İki gün öncesinden iptal etmiş...
***
Hatta...
Yapılan sayımda da...
Gerek mürettebat gerekse de konuk sayıları...
Eksiksiz çıkmıştır...
***
Peki...
Bu durum da...
Gerçek de ne olmuştur...
Yoksa Lo artık...
Hayalmi kurmaya başlamıştır...
***
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarken...
Dakika 30...
***
İşte...
Bu sorunun yanıtının aranarak bulunacağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; beklenilmedik derecedeki, ters köşe sürprizleri de bünyesinde barındıran, 62 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Netflix'te fazlasıyla reklamı geçilen ancak ortalama bir beklentinin dahi altında kalan bir yapım diyebilirim. Ekstrası olan bir yapım değil, diğer filmlerden ayrı kalan bir tarafı da yok. Sürükleyicilik, kısa bir film olmasına rağmen de tatmin edici seviyede değil.
Filmin gizemi, bitmesine yarım saat kala çözülüyor ve bu bir anda oluyor. Kalan yarım saatlik dilim daha ziyade aksiyon havasında ilerliyor ama basit bir aksiyon durumu söz konusu. Hem yat içerisindeki kavga sahneleri hem de başrolün hayatta kalmayı başarıp sonrasında mekan basıp, gerçekleri duyurabilmesi mantık süzgecinden geçecek cinsten değildi.
Basit bir senaryo, basit bir prodüksiyon ve basit bir gizem mevcuttu. Yerine koyduklarını iddia ettikleri kadın bile, öldürülen kadına benzemiyordu. Saçınızı kazıttığınızda arkadaşlarından ayırt edilemeyecek kadar onlara benzediğinizi düşünüyor musunuz mesela?
Çok kötü bir film diyemem, kendisini izlettirecek kadar elle tutulur tarafları var, zaman kaybı olarak da nitelemem ama katacağı şeyler de olduğunu düşünmüyorum. Kısa tabirle dümdüz bir film.
Filmin ana teması olan gemideki olay sonrasında izleyici “Laura gerçekten bir cinayet mi gördü, yoksa geçmiş travmalarından dolayı bir çeşit paranoya mı ? izlenimi verilmeye çalışılarak güzel bir gizem yönü yaratılmış. Ancak bu gizem de filmin ortalarında çözüldü ve ondan sonrası boşa uzatılmış sahnelerdi. Sonuna kadar gizemini korusa daha iyi bir film olabilirdi. Genel olarak merakla sonuna kadar izletse de filmde yeterince tatmin edici bir gerilim yoku. Derinlikten yoksun oyunculuklar da zayıftı. Sadece Keira Knightley fena oynamamış. Büyük bir beklenti olmadan izlenir orta şeker bir film. ,
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.