Ortalama puan
3,0
5 Puanlama
5
0 Eleştiri
4
0 Eleştiri
3
3 Eleştiri
2
0 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
Filtrele:
Hepsi
Senaryosunu...
Kısmen de olsa, "I Am Legend" (2007) filminden "esinlendiği yahut da etkilendiği" apaçık bir biçimde ortada olan Peter Heller'ın aynı isimli romanından (2012) uyarlayarak Mark L. Smith'in kaleme aldığı...
Yönetmen koltuğunda da, yapımcılığını da üstlenen usta sinemacı Ridley Scott'ın oturmak da olduğu "The Dog Stars"; kıyamet sonrası atmosferde meydana gelen bir karmaşanın ortasındaki, kısık ateş de fokurdayarak ilerleyen...
Romantik bir drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
110 milyon dolarlık yapım bütçesi sayesinde gerçekleştirilmesi sağlanılan...
Ziyadesiyle başarılı bulduğumuz görsel efekt ve yeşil perde uygulamaları ile...
Başrollerdeki Jacob Elordi, Josh Brolin, Margaret Qualley ve Guy Pearce'ın tatmin edici nitelikteki oyunculuk performanslarına rağmen...
Nedenini bir türlü anlayamadığımız bir şekilde...
Brüt 39 milyon dolarlık bir hasılat rakamıyla, doğrudan gişeye çakılarak sinema tarihinin tozlu raflarına gömülen bu filme, biraz daha yakından bakalım...
***
Yıl 2035...
Bir virüs salgını insanlığı yok etmiştir...
***
İşte bu ortamda...
Mekanik tamir becerisine ilaveten...
Pilotluk deneyimine de sahip olduğu anlaşılan Hig (Jacob Elordi)...
Köpeği Jasper'ı da yanına alıp, onardığı uçaklardan biriyle...
Sokaklarında, aç bilaç dolanan köpekler dışında kimseciklerin bulunmadığı...
Ve adeta...
Harabeye dönmüş durumdaki Denver'ın şehir merkezine uçar...
***
Vardığında da...
Yanında getirdiği...
Boşalmış vaziyetteki bidonlarına, halen tükenmediği anlaşılan akaryakıt stoklarından dolduran Hig...
Bulabildiği...
İhtiyacı kadar miktardaki ilaç ile birkaç koli meşrubatı da yanına alıp...
Karısı Melissa'ya (Sai Bennett) dair geçmiş anılarına da, şöyle bir göz atacağı...
Eskiden yaşadığı eve uğramayı da ihmal etmez...
***
Ardından da...
Etrafta dolaşmayı sürdürürken...
Uçağına el koymak isteyen bir serserinin saldırısına maruz kalır...
***
Ama...
Bu badireyi atlatmak da, hiç de zorlanmayan Hig...
Dönüşte Aaron (Benedict Wong) ve kendilerine...
Uçağındaki meşrubatlardan bir kısmını vereceği çocukların bulunduğu yere de uğrar...
***
Nihayetinde de...
Silahlı nöbet tutarak kendisini bekleyen dostu Bangley'in (Josh Brolin) bulunduğu Erie, Colorado'ya geri dönmüş olur...
***
Derken...
Hep kulede, nöbet tutup...
Etrafı gözleyerek güvenliklerini sağlayan Bangley'in zıddına...
Her ne kadar kendisinden, daha insancıl ve böylelikle de gereğinden fazla tedbirsiz davranan Hig...
Bu duruma, içten içe kızıp içerlese de...
Gizlice bölgelerine sızmaya çalışan iki silahlı yabancıyı...
Uzaktan vurarak öldürür...
***
Zira...
Bangley'e göre...
Oyunun kuralı budur...
Ve kaybetmek istemiyorsan da...
İlk ve tek bitirici hamleyi sen yapacaksın...
***
Neyse...
Çok geçmez ve düzenli olarak yaptığı günlük uçuşlarından birisinde Hig...
Grand Junction diye bilinen...
Uçağının, bir depo benzinle varamayacağı mesafedeki bir yerden...
Bir telsiz mesajı alır...
***
Böylelikle de...
Aklı iyice karışmış olur...
***
Halbuki...
Orada da, aynen eskisine benzeyen...
Şu ankinden farklı bir dünyanın mevcut olamayacağına inanan Bangley ise...
Hig'in tam da aksine...
Sıkıntısını çekmedikleri, elektrik, yiyecek ve suyun yanı sıra...
Güvenliğini de sağlayabildikleri Erie'de kalıp...
Hayatın tadını çıkarmayı düşünmektedir...
***
Ki zaten...
Adeta...
Tedbirsizliğin nirvanasına ulaşan Hig'in...
Bir de yeniden depreşen bu Grand Junction takıntısı sebebiyle...
Bir gece uğradıkları baskında...
Kendisinin hayatını Bangley kurtarırken...
Ne yazık ki Jasper, öldürülmekten kaçınamaz...
***
Bir türlü unutamadığı, sevgili karısı Melissa'dan sonra...
Yakın dostu olarak gördüğü, karısının emaneti vaziyetindeki köpeğini de kaybeden Hig...
Birden bire, kendisi olmaksızın güvenliğini sağlaması asla mümkün olamayan Bangley'i de geride bir başına bırakarak...
Yeryüzünün cenneti zannettiği, Grand Junction'ı arayıp bulmaya karar verir...
***
Ve yola koyulduğunda da...
Uçağının arızalanması üzerine...
İndiği yerde birlik de yaşayan...
Cima (Margaret Qualley) ve babası Pops (Guy Pearce) ile karşılaşır...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 48...
***
Büyük umutlarla dolu nice hayaller beslediği Grand Junction'a doğru yapılacak...
Macera dolu yolculuk da Hig'in yola...
Cima ve Pops ile beraber devam edeceği filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; "Dünya" olarak adlandırılan gezegendeki ve hatta...
İçinde yer aldığı galaksideki en tehlikeli yaratığın insan olduğunun bir kez daha gösterilmeye çabalanıldığı, 70 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,
Kısmen de olsa, "I Am Legend" (2007) filminden "esinlendiği yahut da etkilendiği" apaçık bir biçimde ortada olan Peter Heller'ın aynı isimli romanından (2012) uyarlayarak Mark L. Smith'in kaleme aldığı...
Yönetmen koltuğunda da, yapımcılığını da üstlenen usta sinemacı Ridley Scott'ın oturmak da olduğu "The Dog Stars"; kıyamet sonrası atmosferde meydana gelen bir karmaşanın ortasındaki, kısık ateş de fokurdayarak ilerleyen...
Romantik bir drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
110 milyon dolarlık yapım bütçesi sayesinde gerçekleştirilmesi sağlanılan...
Ziyadesiyle başarılı bulduğumuz görsel efekt ve yeşil perde uygulamaları ile...
Başrollerdeki Jacob Elordi, Josh Brolin, Margaret Qualley ve Guy Pearce'ın tatmin edici nitelikteki oyunculuk performanslarına rağmen...
Nedenini bir türlü anlayamadığımız bir şekilde...
Brüt 39 milyon dolarlık bir hasılat rakamıyla, doğrudan gişeye çakılarak sinema tarihinin tozlu raflarına gömülen bu filme, biraz daha yakından bakalım...
***
Yıl 2035...
Bir virüs salgını insanlığı yok etmiştir...
***
İşte bu ortamda...
Mekanik tamir becerisine ilaveten...
Pilotluk deneyimine de sahip olduğu anlaşılan Hig (Jacob Elordi)...
Köpeği Jasper'ı da yanına alıp, onardığı uçaklardan biriyle...
Sokaklarında, aç bilaç dolanan köpekler dışında kimseciklerin bulunmadığı...
Ve adeta...
Harabeye dönmüş durumdaki Denver'ın şehir merkezine uçar...
***
Vardığında da...
Yanında getirdiği...
Boşalmış vaziyetteki bidonlarına, halen tükenmediği anlaşılan akaryakıt stoklarından dolduran Hig...
Bulabildiği...
İhtiyacı kadar miktardaki ilaç ile birkaç koli meşrubatı da yanına alıp...
Karısı Melissa'ya (Sai Bennett) dair geçmiş anılarına da, şöyle bir göz atacağı...
Eskiden yaşadığı eve uğramayı da ihmal etmez...
***
Ardından da...
Etrafta dolaşmayı sürdürürken...
Uçağına el koymak isteyen bir serserinin saldırısına maruz kalır...
***
Ama...
Bu badireyi atlatmak da, hiç de zorlanmayan Hig...
Dönüşte Aaron (Benedict Wong) ve kendilerine...
Uçağındaki meşrubatlardan bir kısmını vereceği çocukların bulunduğu yere de uğrar...
***
Nihayetinde de...
Silahlı nöbet tutarak kendisini bekleyen dostu Bangley'in (Josh Brolin) bulunduğu Erie, Colorado'ya geri dönmüş olur...
***
Derken...
Hep kulede, nöbet tutup...
Etrafı gözleyerek güvenliklerini sağlayan Bangley'in zıddına...
Her ne kadar kendisinden, daha insancıl ve böylelikle de gereğinden fazla tedbirsiz davranan Hig...
Bu duruma, içten içe kızıp içerlese de...
Gizlice bölgelerine sızmaya çalışan iki silahlı yabancıyı...
Uzaktan vurarak öldürür...
***
Zira...
Bangley'e göre...
Oyunun kuralı budur...
Ve kaybetmek istemiyorsan da...
İlk ve tek bitirici hamleyi sen yapacaksın...
***
Neyse...
Çok geçmez ve düzenli olarak yaptığı günlük uçuşlarından birisinde Hig...
Grand Junction diye bilinen...
Uçağının, bir depo benzinle varamayacağı mesafedeki bir yerden...
Bir telsiz mesajı alır...
***
Böylelikle de...
Aklı iyice karışmış olur...
***
Halbuki...
Orada da, aynen eskisine benzeyen...
Şu ankinden farklı bir dünyanın mevcut olamayacağına inanan Bangley ise...
Hig'in tam da aksine...
Sıkıntısını çekmedikleri, elektrik, yiyecek ve suyun yanı sıra...
Güvenliğini de sağlayabildikleri Erie'de kalıp...
Hayatın tadını çıkarmayı düşünmektedir...
***
Ki zaten...
Adeta...
Tedbirsizliğin nirvanasına ulaşan Hig'in...
Bir de yeniden depreşen bu Grand Junction takıntısı sebebiyle...
Bir gece uğradıkları baskında...
Kendisinin hayatını Bangley kurtarırken...
Ne yazık ki Jasper, öldürülmekten kaçınamaz...
***
Bir türlü unutamadığı, sevgili karısı Melissa'dan sonra...
Yakın dostu olarak gördüğü, karısının emaneti vaziyetindeki köpeğini de kaybeden Hig...
Birden bire, kendisi olmaksızın güvenliğini sağlaması asla mümkün olamayan Bangley'i de geride bir başına bırakarak...
Yeryüzünün cenneti zannettiği, Grand Junction'ı arayıp bulmaya karar verir...
***
Ve yola koyulduğunda da...
Uçağının arızalanması üzerine...
İndiği yerde birlik de yaşayan...
Cima (Margaret Qualley) ve babası Pops (Guy Pearce) ile karşılaşır...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 48...
***
Büyük umutlarla dolu nice hayaller beslediği Grand Junction'a doğru yapılacak...
Macera dolu yolculuk da Hig'in yola...
Cima ve Pops ile beraber devam edeceği filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; "Dünya" olarak adlandırılan gezegendeki ve hatta...
İçinde yer aldığı galaksideki en tehlikeli yaratığın insan olduğunun bir kez daha gösterilmeye çabalanıldığı, 70 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,
Filmin atmosferi ve görüntüleri gerçekten güzel, dünyanın terk edilmiş hissini iyi yansıtmışlar. Fakat hikaye kötüydü. Özellikle ilk yarısı oldukça yavaş ilerliyor. Tam olaylar hareketlenmeye başladı derken de bazı şeyler fazla yüzeysel geçiliyor. Biraz daha güçlü bir senaryoyla çok daha iyi olabilirmiş
Film puanım 10/ oldu. Ridley scott yönetmen olunca beklentim yüksekti baya ama izlenilir bence filmdeki görsel kalitesi akıcılığı,canlılığı çok iyidi filmin konusu kıyametten sonraki hayat bu konulu filmlerde çok aksiyon sahnesi olurken bu filmde aksiyon sahneleri vardı ama azdı duygusal ve felsefi dram ağır basıordu film 2 saatlık ilk saat olayı kavramaya çalışıorsunuz bıraz durgun gecerken ıkıncı saate aksıyon ve olay sahnelerını anlıorsunuz film ilk girişinden sonlara doğru begenmiştim ama sonda daha farklı bırşey beklerdım sonu beklediğim gibi bitmediği için puanini kırdım izleyen herkese iyi seyirler diliyorum
- En son Beyazperde eleştirileri
- En İyi Filmler
- Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler