En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Turgay Buğdacigil
Takipçi
2.456 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
17 Mayıs 2021 tarihinde eklendi
Şöhrete tapınma ve Amerikan medya kültürü konulu hikâyesi Paul D. Zimmerman tarafından yazılan “The King of Comedy”, yönetmen koltuğunda büyük sinema ustası Martin Scorsese’nin oturduğu oldukça çarpıcı bir drama…
Alakasız bir biçimde 18 Aralık 1982’de ilk önce İzlanda’da vizyona giren ve Amerikalı izleyici ile ancak iki ay sonra (o da sınırlı salon gösterimiyle) 18 Şubat 1983 tarihinde buluşan filmin, 7.8/10 (92.475 oy) ve 4.1/5 (25.000 üzeri oy) olan IMDB ve Rotten Tomatoes izleyici puanı ortalamalarıyla 8.4/10 (62 yorum) ve 73/100 (13 yorum) olan Rotten Tomatoes ve Metacritic yorum ortalamaları, iddialı bir filmle karşı karşıya olduğumuzu söylüyor gibi…
Ama biz yine de 20 milyon dolarlık bir bütçeyle çekilen ve 2,5 milyon dolarlık bir hasılat rakamı ile de gişeye çakılan bu filmi, her zamanki gibi önceliği oyuncu kadrosuna vermek suretiyle bizzat kendimiz mercek altına alarak inceleyecek ardından da puanlamaya çalışacağız…
Bunun için de sırf; tamamen farklı türlerin temsilcileri olmalarına rağmen Ray Charles, David Sanborn, The Pretenders, Frank Sinatra, Talking Heads ve Van Morrison’ın kulakların pasını silen müzikleri için dahi izlenebilecek olan bu filmin ayrıntılı incelemesine geçmeden önce filme ilişkin ilk tespitimizi, sonrasında da naçizane ilk önerimizi paylaşalım istiyoruz…
Bu bağlamda da işe; karşımızdakinin, “bir gecelik kral olmak” sosyolojik tespitini, Scorsese’nin “dark comedy / kara mizahın” bütün ögelerine yer verdiği alaycı bir dille anlattığı sıra dışı bir film olduğunu söyleyerek başlayabiliriz…
Aslında filmin hikâyesindeki ana fikir, Andy Warhol’un 1960’lardaki o herkesçe bilinen ve günümüzde de geçerli olan, “In the future everybody will be world famous for fifteen minutes / Gelecekte herkes on beş dakikalığına dünyaca ünlü olacak” kehanetinden çok da farklı bir şey değil…
Zira Robert De Niro’nun canlandırdığı Rupert Pupkin karakterinin bütün çabası da hiç değilse bir geceliğine de olsa “komedinin yeni kralı” olarak Jerry Langford’un (Jerry Lewis) TV şovunda yer alabilmek ve bunun içinde akla hayale gelmedik her yolu denemek…
Yani bu da demek oluyor ki, aradan geçen bunca zamana rağmen bu muhteşem filmi halen izlememiş ve yorumumuz sonrasında meraka kapılarak izlemeye karar verecek olanları 109 dakikalık oldukça renkli ve hareketli bir sinema şöleni bekliyor…
Elbette filmi bir şölen haline getiren şeyler hikâye ve Scorsese’nin bu hikâyeyi kara mizahla bezediği işleme tarzı ile sınırlı değil…
Scorsese’ye göre, “Fantezinin gerçeklikten daha gerçek” göründüğü bu filmde, oyunculuk performansının hasını sergileyen Robert De Niro ile Jerry Lewis’in şovları da oldukça büyük bir öneme sahip…
Üstelik her iki oyuncu da kendilerine dair sinemada yaratılmış olan tipolojilerin tam tersine sahip karakterleri canlandırırlarken…
Nasıl mı?
Şöyle ki, her zamanki gibi “bütün sululukları” yine Jerry Lewis’in yapması beklenirken, bu filmde o görevi bizzat Robert De Niro üstlenmiş…
Jerry Lewis ise yıllardır her akşam aynı stand – up komedyenini canlandırmaktan sıkılan ve hayatından bezmiş olan yalnız bir TV yıldızını oynamış…
Fakat bunu yaparlarken her ikisi de izleyicide “Bu iş de bir terslik var” duygusuna neden olmamışlar…
Hatta eminiz De Niro ve Lewis’i daha öncesinden tanımayanlar bırakın herhangi bir tersliği hiçbir şey hissetmemişlerdir de…
Ki zaten, işin içinde Martin Scorsese, Robert De Niro ve Jerry Lewis gibi isimler varken öyle de olmalıydı…
Belki, yine klasik bir laf olacak ama diğer yorumlarımızda olduğu gibi yaptığımız açıklamalar sonrasında meraka kapılarak filmi izlemeye karar vereceklerin ağzının tadını kaçırmış olmamak adına “spoiler vermeden” yazılmayanları yazmaya, anlatılmayanları anlatmaya, söylenilmeyenleri söylemeye çalıştığımız bu satırlar filme ilişkin ilk tespitimiz olsun…
İlk önerimize gelince:
O hakkımızı da bu kez; nitelikli film izlemeyi alışkanlık haline getirmiş olan sinemasever dostlarımıza, “Hollywood stüdyolarının Marvel evrenine sıkışıp kaldığı günümüzde Amerikan sinemasının Martin Scorsese gibi yaşayan çınarlarının filmlerini de izleme listelerinizden eksik etmeyin” diye seslenerek kullanmak isteriz…
Sonuç olarak, kendi değerlendirme sistemimiz içinde “İyi” kategorisine dâhil ederek puan olarak 3,5 verdiğimiz bu film için önerimiz de eğer halen izlemediyseniz bu arşivlik Scorsese filmine “mutlaka bir şans da siz verin” şeklinde olacak…
Keyifli seyirler…
Son bir not: Tek kanallı siyah – beyaz TRT Televizyonu yıllarının efsane “Charlie's Angels / Çarli’nin Melekleri” (1976–1981) dizisinin, diziden ayrılan Sabrina Duncan (Kate Jackson) karakterinin yerine diziye dâhil olan yeni melek Tiffany Welles’ı canlandıran Shelley Hack’i bu filmde, Jerry Langford’un asistanı Cathy Long olarak “aynı tazelikte” yeniden görmenin hoş bir sürpriz olduğunu o günlerden bugünlere uzanabilenlere anımsatmak istedik…
Martin ve Robert dayıların buluşmasında çıkan muhteşem uyum ve filmlerden biri daha. Şiddetle tavsiye ediyorum. İnsan ünlü olunca g.t.nün kalkmasını iyi anlatıyor. İzleyin derim zaman kaybı olmayacağına garanti veriyorum.
Scorsese'nin kıyıda köşede kalmış başyapıtı.Bu sefer eleştiri oklarını eğlence dünyasına çevirmiş büyük usta.Hem traji-komik,hem de bir o kadar düşündürücü.Robert De Niro için bir söylemeye gerek duymuyorum,zira seçeceğim kelimelerle tarif edememekten korkuyorum.
Komedyen olmayı takıntı haline getirmiş bir adamın Traji-komik hikayesi . Show dünyası üzerine göndermeleri bol olan harika bir yapım . Robert De Niro da bana kalırsa kariyerinin en iyi 3 performansından birini sergilemiş :) . mimikleri , konuşması , hareketleri , karakteriyle bütünleşmesi vs. usta işi bi performans . Sağlam bir Scorsese filmi . İzlenmesini şiddetle öneririm . 10/9 .
'Bütün eski iyi filmlerin günümüzde sorgusuz takdir görmesine karşıyım.'Demiş ve filmin kötü olduğunu iddia etmiş arkadaşın biri.Ki bu alıntıladığım bölüme katılıyorum ,oysa Beyazperde filmi anlatırken'Kimilerine göre 'kayıp' bir başyapıt olan The King of Comedy de, gerçekten bu filmlerden birisi.' diye tanımlamış. Bu bence filmi yeterince özetliyor. Ben de 10 üzerinden 10 verdim. Hem de elim bu puanı vermeye giderken aklım 'acaba fazla mı verdim ' diye şüpheye düşmeden.Bence başyapıt...
sadece De Niroyu farklı bir tipte görmek için bile izlenir dedim ama totalde pişman oldum.De Niro iyi bir oyunculuk sergilemiş tamam.ama film hem komik değil hem de filmin dram tarafı okadar hafif kalmış ki totalde o duygu yükünü verecek milyon tane film vardır. filmin eski olduğunun farkındayım ama gerçekten çok hafif bir film.bütün eski iyi filmlerin günümüzde sorgusuz takdir görmesine karşıyım. ne olursa olsun izlenebilirliliğini yetirmiş bir film.komedi+De Niro gibi birşey arıyorsanız Midnight Run adlı filmi tavsiye ederim.
Mükemmel bir film olmuş. Robert De Niro nun tüm oyunculuk yeteneklerini sergilediği muazzam bir eser. Martin Scorsese-Robert De Niro işbirliğinin en güzel meyvelerinden biri...
Sorsese usta ne karakteri sunarsa sunsun De Niro altından hakkıyla kalkmasını becerebilmiştir. Günümüzde onun yerini Caprio aldı. Neden peki? Elbette Caprioda De Niro kadar başarılı. Özellikle Leonun gençlik filmlerini izlemiş olanlar ne dediğimi iyi anlayacaktır. Yine Scorsese-Robert De Niro işbirliği ve yine tadından yenilmeyen :) bir başyapıt.
robert deniroyu bu kadar değişik bir rolde hiç izlememiştim her rolun altından kalkabiliyor.izlerken hıc sıkılmıyorsunuz kesinlikle izlenmeli özellikle de niro ve scoresese hayranları izlememişse büyük kayıp
tek kelime ile harika.Rupert Pupkin karakteri insanı büyülüyor.filmde de öyle tek gecelik bi showla insanların beynine kazınıyor.İzlenmesi gereken bir başyapıt.Merhaba,Benim adım Pupkin,Rupert Pumkin.P-U-M-K-I-N
tanrının sinemaya hediyesi robert de niro, ustalığını komedi alanında da konuşturuyor...sınır tanımayan bir yeteneğe sahip...scorsese ilk dönem başyapıtlarından birini ortaya çıkarmış...usta yönetmen, amerikan show dünyasını daha yakından görme fırsatı veriyor...
Film bir DE Niro klasiği...Mükemmelll demekten başka bir şey söyleyemeyeceğim benim favori filmlerim arasında çoktan yerini bulmuş bir film... izlemeyen herkese şiddetle önerilir...!!!!
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.