En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
neslihanmavii
2 değerlendirmeler
Takip Et!
5,0
23 Şubat 2009 tarihinde eklendi
Bir iç hasaplaşmanın ürüno olan bu film acımasız dünyadaki hakiki hesaplaşmaların toplum üzerindeki kaybolmayan ,sonsuz ve derin etkisini çok naif işlemiştir. Bu sebeplerdendir ki bu film hayatımın filmidir.
Bu yılın en iyi animesi..artık ülke içi iç meselelerin derin yada yüzeysel eleştirildiği farklı animelerin çıkması sinema için yeni bir kan..goyanın hayaletleri gibi yönetmende küçük bir kız üzerinden irananın mahremiyetine göz gezdirmiş..cannes'dan da ödülle dönen bu başyapıtın ülkemizde gösterilmesi büyük bir nimet..değerlendirin..
Bir devrimin hikayesi ve yaşamlara yansımaları ancak bu kadar gerçek anlatılabilirdi.İnsanı yüreğinden yakalayacak vurucu sahne ve cümlelerin yanı sıra kullanılan ironik dil de çok etkileyiciydi.Çok şey düşündürecek,gerçeklere daha da yaklaştıracak bu film kesinlikle görülmeli diyorum!Yaşlıların ağrı çekmelerini yasaklayan bu küçük kızın gözünden olaylara bakma şansı kaçırılmamalı!
İranın, Amerikanın Orta Doğudaki en büyük karokolu(işbirlikçisi) olmasını engelleyen İran İslam Devrimine karşı yapılmış bir anti-propaganda filmi. Ateist bir bakış açısıyla işlenmiş olan filmde başta islam dini olmak üzere, tek ilah inancını benimsemiş bütün dinlere karşı inceden inceye göndermeler yapılmış.
Filmi ilk gördüğümde Pers tarihinden ve medeniyetinden esintileri de içereceğini ummaktaydım. Filmi izledikten sonra bu noktada büyük bir hayal kırıklığına uğradım.
Zaman zaman Modernite karşıtı gibi görünmesine rağmen, yönetmen, filmde işlediği "Dinin orta çağdan kalma bir kurum" olduğu havasının modern düşüncenin özünü oluşturduğunu unutmuş sanırım.
Komünist bir bakış açısı benimsemesine rağmen komünizmi çoğunlukla "içki içmek ve çılgınca eğlenmek" olarak tasvir ediyor olması ise mevcut komünizm algısının oldukça kapitalist bir formda olduğunun bir göstergesidir.
Genelde İslam dinini, özelde ise İran İslam Devrimini aşağılayan bu filmin, aslında bugün batıda sıkça ortaya çıkan, islama ve onun değerlerine hakaret eden karikatürler ve diğer filmlerden hiç bir farkı yok. Bu da filmin özgün bir tarafı olmadığını ortaya koymakta.
Bence tam bir başyapıt. Kesinlikle izlemeden ölmeyin. İran'ın nasıl bu hale geldiği, gelebileceği, korkuları, tehlikeleri daha güzel, yalın ve direk anlatılamazdı.. Ve elbette Türkiye'nin de önümüzdeki 10 yılını gözler önüne sermiş. Tabii anlamak isteyene..
kesinlikle önyargı olayına katılıyorum. Cannes juri özel ödülü almış bir film ne kadar kötü olursa olsun bu puanı alamaz. bizde zaten yaşamın kıyısında gibi filmler bir salonda zor oynatılırken testere aynı anda diğer 3 salonda oynatılıyor, o yüzden gayet normal bu puan aslında
Mutlaka izlenmeli. Bir biyografi ve Iran'in yakın tarihi aynı anda anlatılıyor. Bu konu ancak animasyonla böyle mizahi bir dille anlatılabilirdi. Atatürk gibi Cumhuriyet kurmak isteyen şaha, İngilizlerin "Tek başına imparator olmak varken neden Cumhuriyet kurasın ki?, petrolü bize ver, biz de senin için gerekeni yapalım." demesi, ne kadar ibret verici. Şah rejiminde özgürlüklerinin kısıtlandığını düşünen halk ve şahı deviren mollalardan sonra nasıl bir hayatın onları beklediğini önceden görememeleri, savaş bittikten sonra yaşadıklarının ardından, "Savaştan öyle bıkmıştık ki, özgür olmadığımızın farkında değildik" denmesi, "Avrupa'da ölsen, kimse farkında olmaz" ve İran-Irak savaşında "İki tarafa da silah satıyorlardı, biz de aptal gibi savaşıyorduk" diye Avrupa'nın da eleştirilmesi çok çarpıcıydı. Avrupa'da da İran'da da yabancılık çeken, küçükken Tanrı ile konuşup, peygamberi olduğunu iddia eden, yaşlıların ağrılarını yasaklayan küçük ve asi tatlı bir kızın, hayatını görüyoruz bu animasyon filmde. İlk aşık olduğunda çizgilere yansıyan o neşe görülmeye değer doğrusu, arabanın yollardan uçarak ilerlemesi vb... Aşk bittiğinde aslında nasıl da kör olduğunun anlatılması çok sevimliydi... Sonuç olarak yaşadığımız şu günlerde izlenmesi gereken, mizahi unsurlarla süslenmiş önemli bir yapıt.
Dikkatli bakıldığında bu filmin bir amerikan yapımı değil fransız yapımı olduğunu görebilirsiniz.Ayrıca Persopolis Fransa'da çıkan bir çizgiromandan sinemaya uyarlanmıştır.Çizgiromanın ve filmin yaratıcısı ise çocukluğunu İran'da yaşamış bir İran'lı bayandır.Amerika'yla bir alakası yoktur.İyidir, hoştur...
Film harika, ibret alınacak İran yakın tarihini bir kadının büyüme hikayesiyle paralel mükemmel anlatıyor. Animasyon olarak da çok başarılı, çizgiler böyle hüzünlü bir hikayede bile yer yer çok esprili olacak çok ustaca kullanılmış. Mutlaka görülmeli, DVD'si çıkar çıkmaz alınmalı.
İran devrimi ve sonraki süreci bir kız çocuğunun gözünden anlatıyor film. Batı kültürüne adapte olmaya çalışan kızın yaşadığı zorluklar, Batılıların gözünden İranlılara bakış açısındaki önyargılar (İranlılar barbardır, şiddet yanlısıdır). İrana geri dönüş ve savaşın yol açtığı yıkama şahit olma. Hem batıda hem doğuda kendine yabancılaşan bir birey. Devrim ve savaş sonrası depolitize olmuş bir gençlik, Devrimin yol açtığı trajik ve komik durumlar. Korkular bilicimizi yitirmemize yol açar. Baskıcı rejim bireylerin özgürlüğünü yok eder. Devrim sonrası İran özgür bir kadına göre değil. Özgürlüğün hep bir bedeli olmuştur.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.