En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
tmnt92
Takipçi
138 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
5 Ocak 2008 tarihinde eklendi
Hayatımda seyrettiğim en büyüleyici,en güzel animasyon filmi desem yanılmış sayılmam.İran devriminde ve o zor koşullarda 12 yaşında bir kız ve ailesinin epey ilginç hikayesi--içinde barındırdığı küfürler de bunun bir çocuk filmi olmadığını kanıtlıyor.Seyredin,mutlaka,kaçırmayın.Bu arada,Persepolis 2 adlı devam-çizgi romanından uyarlanan bir devam filmi kapıda dedikoduları dolaşıyor.Neyse,yazıyı filmden bir diyalogla bitiriyorum:Kadın:(şehit olmuş kocasının cenazesinde tabuta sarılan kalabalığa)Yeter!Durun,durun artık!Kalabalıktan bir adam: Ne var ne oldu?Kadın: Durun diyorum!Adam: Siz de kimsiniz?Kadın: Ölenin karısıyım.Adam: Yoksa kral yanlısı mısınız?Kadın:Hayır yahu,benim kocam kanserden öldü:)
bır dolamıssınız dılınıze amerıkan sınemasını yok amerıkan sıneması soyledır yok amerıkan sıneması boyledır...bu fılmı yapanlar fransızlar ama oyle bı alısmıs kı mıllet hemen amerıkanlar yıne ıranı kotulemıs dıyor mıllet anlayıp dınlemeden...ıranlıların hıc mı sucu yok ne zaman bı fılm yapılsa tek bıldıklerı sey o fılmı yasaklamak ve fılmde olanların ıranı yansıtmadıgını savunmak.bence cok ozgun bı fılm yapmıslar.bunu anımasyon olarak yapmaları da ayrı bır hava katmıs fılme..satır aralarında yapılan gondermeler,verılen mesajlar cok guzel bence.ıranda dogmadıgım ıcın kendımı sanslı hıssettım fılm sayesınde
Dikkatli bakıldığında bu filmin bir amerikan yapımı değil fransız yapımı olduğunu görebilirsiniz.Ayrıca Persopolis Fransa'da çıkan bir çizgiromandan sinemaya uyarlanmıştır.Çizgiromanın ve filmin yaratıcısı ise çocukluğunu İran'da yaşamış bir İran'lı bayandır.Amerika'yla bir alakası yoktur.İyidir, hoştur...
Mutlaka izlenmeli. Bir biyografi ve Iran'in yakın tarihi aynı anda anlatılıyor. Bu konu ancak animasyonla böyle mizahi bir dille anlatılabilirdi. Atatürk gibi Cumhuriyet kurmak isteyen şaha, İngilizlerin "Tek başına imparator olmak varken neden Cumhuriyet kurasın ki?, petrolü bize ver, biz de senin için gerekeni yapalım." demesi, ne kadar ibret verici. Şah rejiminde özgürlüklerinin kısıtlandığını düşünen halk ve şahı deviren mollalardan sonra nasıl bir hayatın onları beklediğini önceden görememeleri, savaş bittikten sonra yaşadıklarının ardından, "Savaştan öyle bıkmıştık ki, özgür olmadığımızın farkında değildik" denmesi, "Avrupa'da ölsen, kimse farkında olmaz" ve İran-Irak savaşında "İki tarafa da silah satıyorlardı, biz de aptal gibi savaşıyorduk" diye Avrupa'nın da eleştirilmesi çok çarpıcıydı. Avrupa'da da İran'da da yabancılık çeken, küçükken Tanrı ile konuşup, peygamberi olduğunu iddia eden, yaşlıların ağrılarını yasaklayan küçük ve asi tatlı bir kızın, hayatını görüyoruz bu animasyon filmde. İlk aşık olduğunda çizgilere yansıyan o neşe görülmeye değer doğrusu, arabanın yollardan uçarak ilerlemesi vb... Aşk bittiğinde aslında nasıl da kör olduğunun anlatılması çok sevimliydi... Sonuç olarak yaşadığımız şu günlerde izlenmesi gereken, mizahi unsurlarla süslenmiş önemli bir yapıt.
1)Filme sadece politik animasyon demek haksızlık olur, politik animenin çok ötesinde biyografik bir film. 2) Satrapi'nin özyaşam öyküsünü anlattığı filmde bir çocuğun hayallari, Tanrı'ya bakış açısı, hayatı algılayışı, tek başına varolma çabası, erkeklerle olan ilişkileri, aşkları, arkadaşlıkları, uyum sağlaması, eğlence anlayışı, özgürleşme çabası, ödediği bedeller, kendisi tanıması... daha bir sürü şey var. 3) Filmde çizimler çok güzel, olayların geçişi, birbirine bağlanması çok estetik. 4) Anlattığı olaylar acı da olsa mizahi bakış açısını hiç elden bırakmamış, müthiş espriler var. 5) Ülkenin içinde bulunduğu durum, savaş, devrim... doğal olarak orada yaşayan insanları direk etkiliyor. Satrapi'nin ailesinden ve yakın tanıdıklarından idam edilenler oluyor. Ama film sadece bu politik olayları anlatmıyor. Mesele aşkı anlatışı öyle güzel ve farklı ki bayıldım... 6) Filme 10 üzerinden 9 verdim ama düşündükçe keşke 10 verseydim diyorum.
Bir devrimin hikayesi ve yaşamlara yansımaları ancak bu kadar gerçek anlatılabilirdi.İnsanı yüreğinden yakalayacak vurucu sahne ve cümlelerin yanı sıra kullanılan ironik dil de çok etkileyiciydi.Çok şey düşündürecek,gerçeklere daha da yaklaştıracak bu film kesinlikle görülmeli diyorum!Yaşlıların ağrı çekmelerini yasaklayan bu küçük kızın gözünden olaylara bakma şansı kaçırılmamalı!
Bu film puan olarak kesinlikle daha fazlasını hak ediyor,özellikle türkiye de aynı yola yavaş yavaş saparken filmi doğru anlayan daha fazla kişi olmasını beklemek hata olurdu."İran'ı kötü yargılamış".Farklı dini/siyasi görüşleri kabul etmeyen kişilerin bu fikridir bence.İran'da bastırılan,sindirilen muhalifleri görmezden gelenler olduğu sürece böyle filmler ses getirecektir. Filmin batıyı da iyi gösterdiği söylenemez,eleştirenler biraz da bu kısımdan bahsetsinler.Amerika silah satarken Irak-iran savaşı sırasındaki kısır döngüyü anlatışı,Avrupalıların genel olarak yabancılara önyargılı yaklaşımı,ingiltere'nin kirli çıkarları,bunlar da belki çoğumuzun bildiği ama filmlerde görmeye alışık olmadığımız konulardır.Animasyon sinemasal açısından nefes kesiciydi diyebilirim.
mükemmel bi film olmuş..gerek animasyon tekniği gerekse belgesel tadındaki konusu çizgi olmasına rağmen insanı derinden etkiliyor..Atatürk'ün filmin bir sahnesinde ki önemli bir sahnesinde vurgusunun yapılması ise insanı hem düşündürüyor hem de gururlandırıyor..
Filme önyargı gözüyle bakanlar da gitsin shrek'i izlesinler hem "önyargısız" hem de beyinlerini zorlamalarına gerek yok..
Arkadaşlar lütfen yorum yapmadan önce hele harcanan zamana yazık vb gbi yorumlardan önce kendinizi bi tartın kaç tane dünya sinemasından film izledinizi sayın veya bu tarzda hangi örneklerin yapıldığını bi öğrenin ve kendinizi bu filmi izleyecek seviyede iken beğenmemişseniz lütfen da saygılı bi şekilde eleştirin..bu tarz kaliteli filmlerin sayısı çok az ltfn biraz saylılı olun!!
Persepolis'in filmekimi galasındaki gösteriminden çıkarken bundan 10 yıl önce İstanbul Film Festivalinde ilk izlediğim İran filmi Ayneh 'Ayna' (1997) aynı duyguları taşıyordum. Yine bir kız çoğuyla özdeşleşip dünyayı, yaşamı sorguladım. La öptürtmeyin 'Lö Fransız İhtilalinizi', dünya tarihinin gördüğü en büyük devrim aslında 'İran Devrimidir' gibi bişii demiş Cengiz Çandar. Halbuki dünyadaki tüm sol aydınlar; kasım ayında kutladıkları! Lenin'in "Ekim Devriminin" hastasıdır.. Ankara'da Ekim Devrimini kutlayan Türk sol aydınlarına sormak lazım 'Gerçek bi ekim devrimi var mı?' diye. Ve cevabını vermek lazım, 'evet!.. 29 Ekim tarihli Atatürk'ün Cumhuriyeti ilan ettiği bi devrim var'...
Persepolis, İran Devrimi ve sonrasını anlatıyor, hemi de Atatürk devrimine küçük bir övgüyle Filmi izlerken gurur duyduğum bir andır. Gölge Oyunu tarzında Şah "Atatürk gibi bir cumhuriyet kurmak istiyorum" der. İngiliz Subay Hacivat gibi kafasını çeler: "N'apacaksın Cumhuriyeti, gel sen Şah ol. Ülke sonsuza kadar senin olsun. Petrolünü de bize sat. Biz sana yardımcı olucaz."
Filmde batı eleştirisi güzel, Batının doğuya bakış eleştirisi fena diil.
Bunun dışında kızın hayal dünyası, bazı kavramları getirdiği tanımlamalar ve yaşadıkları animasyonu gayet neşeli izlememizi sağlıyor. Bruce Lee hayranlığına büyükannenin "ya bu Japonlar ya Godzillayla dövüşüyorlar ya da kendileriyle sıkılmadın mı" demesi komik.
Zaten Büyükanne başlıbaşına şirin ötesi ve güzel nasihatleri var: "Kendine dürüst ol"
Filmde en çok güldüğüm anlarsa: Güzel sanatlar akademisine giden Marji'nin yaşadıkları: Floransa'da orjinalinin karşısında uzun bi süre güldüğüm Botticelli'nin Venüs Doğuşu tablosu bir kere daha beni bu filmde koparttı. Derste gösterilen tablonun yarısından çoğu karalanarak sansürlenmiş. İnsan anatomisi çalıştıkları atölyede çıplak bir kadın yerine kara çarşaflı bi hatun koymaları ve Marji'nin: "Ne bu yaa sadece burnuna odaklanabiliyoruz" gibin bi eleştiri getirmesi.
Marjinin hayali arkadaşı Allah ve Mark arasındaki diyaloglar da insanı güldürüyor. Allah göz süzerek "Püh .. Hıh hı tabi ki devrim" falan diyor. Kılavuzkarga yani dtcihangir
Bence tam bir başyapıt. Kesinlikle izlemeden ölmeyin. İran'ın nasıl bu hale geldiği, gelebileceği, korkuları, tehlikeleri daha güzel, yalın ve direk anlatılamazdı.. Ve elbette Türkiye'nin de önümüzdeki 10 yılını gözler önüne sermiş. Tabii anlamak isteyene..
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.