Çağan Irmak ’Mustafa hakkında herşey’ filminden sonra, dikkatli sinema izleyicilerinin mercek altına aldığı önemli bir yönetmen olmuştu.Konuyu ele alış tarzıyla, sanatını diğer yönetmenlerden farklı bir çizgide idame etmeye çalışıyordu sanki.Kimileri konuyu ele alış tarzını abartılı bulsa da, Çağan Irmak ısrarla bir takım şeyleri izleyicinin dikkatine sunmaya çalışıyordu.Bir ölçüde de bireysel bir sinemaydı onunkisi.Çizdiği karakterler yönetmenin alter-egosu gibiydi.’Çemberimde gül oya’gibi bir dönemin panoramasını yansıtmaya çalıştığı diziden sonra,kafasını kurcalayan ’12 eylül sorunsalına’babam ve oğlum filmiyle de son bir parantez açmak istedi anlaşılan.Öncelikle Çağan Irmak’ı kutluyoruz.Her ne kadar sicilinde kendi düşünce çizgisiyle çelişen, ’post feodal’ bir ağa dizisi bulunsa da, bu durum yönetmenin bu filmde ortaya koyduğu başarıyı gölgelemez. Filme gelince ;film, herşeyden önce saf bir türk filmi olduğunu bütün sıcaklığıyla izleyiciye hissettiriyor.Bir ayağıyla kırsala yaslanan filmi,Sadık’ın kent kültürlü üst kimliğiyle harmanladığımızda karşımıza etkileyici bir sentez çıkıyor.Babayla oğul arasında sonu gelmeyen çatışmalar,toplumsal bilinçaltımızdaki o derin yaraya neşteri hala vuramadığımızı gösteriyor.Film,baskılardan,gözaltılardan, işkencelerden geçen ,kimlikleri parçalanan,aile bağlarını yitiren 12 eylül mağduru insanların ,oluşan yeni toplumsal ortamda hayata yeniden tutunabilme kavgalarına ışık olurken,bunu, militanca bir tutum içerisinde değil, aksine hümanizma sınırları içerisinde gerçekleştiriyor.İzleyiciye ’bakın bu ülke böyle bir süreçten geçti,varın biz bir düşünelim hele’şeklinde özetleyebileceğimiz bir mesaj veriyor aslında.Bu mesajı karakter açılımlarının sağladığı ince bir güldürü unsuruyla da çerçevelediği için izleyiciyle arasındaki bağı kurması zor olmuyor.Filmi izleyenlerin hem gülüp hem ağlaması bunun bir işareti olsa gerek. Oyunculuklara gelecek olursak;Çetin Tekindor’un oyunculuğu görülmeye değer.Bu kadar usta bir oyuncunun kendisini üçüncü sınıf dizilerde harcaması(ya da buna zorunlu olması),gerçektende türk sineması adına acı verici bir durum.Bir Ömer kavur filmi olan ’Karşılaşma’da oyunculuğunun ne denli üst düzeyde olduğunu keşfettiğim Tekindor,bu filmi de tek başına sürüklemiş bana sorarsanız.Bütün kırılma sahnelerinde o var.Cenaze konvoyunun önünde ’kaskatı kesilmiş vaziyette kalabilmesi’ buna işaret eden önemli bir sekans olmuş. Fikret Kuşkan da başarılı bir oyunculuk sergilemiş.Ses tonu ve mimikleri rolü sindirebildiğini gösteriyor.Hümeyranın oyunculuğunu da genel olarak başarılı bulmama karşın, kimi sahnelerde yerel dili terketmiş olması ve yer yer abartının ölçüsünü kaçırması eksileri olarak gözüme çarptı.Diğer oyuncular kırsal bölge insanımızın okşayıcı sıcaklığını izleyiciye yansıtmakta çok başarılı olmuşlar.Ayrı ayrı hepsini kutlamak gerekiyor.Sadık’ın çocuğu ise bana ’Eylül fırtınası’ filmindeki çocuğu anımsattı. Filmin çok büyük bir gişe başarısına imza atacağı söyleniyor.Dileriz öyle olur,bu durum Çağan Irmak’ı yeni projeler için kamçılayacaktır.Bundan sonraki çalışmalarında ’babam ve oğlum’da olduğu gibi ’beşeri sinema anlayışını’ terk etmemesi en büyük dileğim...