En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Turgay Buğdacigil
Takipçi
2.455 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
9 Haziran 2022 tarihinde eklendi
Senaryosunu, Kelly Masterson'ın yazdığı ve yönetmen koltuğunda da büyük usta Sidney Lumet'in oturduğu “Before the Devil Knows You Are Dead”; gerilimin dozunun giderek yükseldiği, "ters köşe" sürprizleri de bünyesinde barındıran bir suç draması olarak geliyor karşımıza...
Gelin isterseniz, açılışının, Philip Seymour Hoffman ile Marisa Tomei arasındaki; oyuncular açısından gerçekten de cesaret isteyen, oldukça pornografik bir sevişme sahnesiyle yapıldığı bu filme biraz daha yakından bakalım...
***
New York'tan apar topar ayrılan Andrew "Andy" Hanson (Philip Seymour Hoffman) ve karısı Gina (Marisa Tomei), Brezilya'ya kaçmışlardır...
Niçin mi?
Geriye doğru "flashback"lerle ilerleyen filmi yorumlamaya devam edelim de anlayalım...
***
- Soygun Günü -
Ebeveynlerinin mücevherat dükkanını soyarak 120 bin dolar kaldırmaya karar veren Andy; boşandığı karısı Martha'ya (Amy Ryan) ödediği nafaka ve kızı Danielle'in (Sarah Livingston) okul masraflarını karşılamak da, ciddi anlamda paraya sıkışmış olan kardeşi Hank'i (Ethan Hawke) devreye sokmuştur...
Zaten işyerinde, sadece yaşlı Doris'in bulunması sebebiyle bu iş; oyuncak bir tabanca ile bile kolaylıkla halledilebilecektir...
Ancak risk almak istemeyen Hank, becerikli bir hırsız olan Bobby Lasorda'yı (Brían F. O'Byrne) istihdam ederek; onu, bu soygunu gerçekleştirmekle görevlendirir...
Aynı esnada kendisi de, dışarıdaki motoru çalışır ve kapısı açık vaziyetteki otomobilinin içinde Bobby'i bekleyecektir...
Fakat soygun, hiç de planlandığı şekilde yürümez...
Her şeyden önce o gün, Doris'in yerine; Andy ile Hank'in, "çetin ceviz" çıkan anneleri Nanette işyerinde görev yapmaktadır...
Şu "çetin ceviz" tanımlamasını, kullanmamızın nedenini merak edecek olursanız da:
Zira elindeki silahla sürekli tehditler savuran Bobby'den daha dikkatli ve atik davranan Nanette; çekmeceden kapacağı silahla Bobby'i, iki kez vurarak ağır yaralarken kendisi de vurulmuştur...
Ve...
Böylece de işin soygun faslı, burada son bulmuştur...
***
- Hank: Soygundan 3 Gün Önce -
Buluştukları bir barda Andy, karısına üç aylık nafaka borcu bulunan kardeşi Hank'e; kafasında tasarladığı, kimsenin canının yanmayacağı gibi çalınan mücevheratın bedelinin, sigorta şirketince karşılanacağı soygundan söz eder...
Yani iki kardeş altmışar bin doları ceplerine indirirlerken; ebeveynlerinin de, herhangi bir kayıpları olmayacaktır...
Bu arada Hank'in; ağabeyi Andy'nin karısı Gina ile gizli bir gönül ilişkisinin yanı sıra arkadaşları ile katılacağı bir sinema etkinliği için kızına, 130 dolar veremeyecek kadar züğürt durumda olduğunu da öğreniyoruz...
Özellikle de, sırf söz konusu bu 130 dolar gerekçesiyle dahi olsa Hank; kendisine 2 bin dolar avans da ödeyen Andy'nin soygun teklifini, kabul etmek zorunda kalır...
Ardından da, bir restoranda bulaşıkçılık yapan Bobby ile soygun işini konuşur...
***
Ertesi sabah, bir otomobil kiralayan Hank; Chris (Aleksa Palladino) ile evli olan Bobby'i evinden alarak, soygun mahalline doğru yönelirler...
Elbette giderken, yolda bir umumi tuvalete uğrayarak tedbili kıyafet yapmayı da ihmal etmez Hank...
Varır varmaz da ikili, işyerinin açılmasını beklemeye başlarlar...
Ama Hank, büyükçe bir kapalı kasa kamyonun görüntüyü engellemesi sebebiyle, işyerine girenin Doris değil de annesi olduğunu fark edemez...
Soygun, başarısızlıkla sonuçlanınca da Hank telefonla, "Ne yapacağım ben" diyerek Andy'i arar...
***
- Andy: Soygundan 4 Gün Önce -
Çalıştığı emlak şirketinde, vergi denetimlerine başlanacak olan Andy; tedaviye ihtiyacı bulunan bir uyuşturucu bağımlısıdır ve fena halde de paraya sıkışmış olup soygundan hemen sonra Rio'ya yerleşmenin hayallerini kurmaktadır...
Kurguladığı soygunun her ayrıntısının sorunsuz ilerleyeceğinden o kadar emindir ki Andy, çalacakları mücevheratı satacakları aracıyı bile ayarlamıştır...
Tabii yine de bildiğimiz gibi soygun kocaman bir fiyasko ile neticelenirken; Bobby hayatını kaybedecek, kocası Charles Hanson'ın (Albert Finney) endişeli bir bekleyişte olduğu Nanette'de, şuursuz bir biçimde yatacağı yoğun bakıma kaldırılacaktır...
Dakika 48...
Vizyona girdiği yıl sinema salonunda izlediğimiz ve kadrosundaki oyuncularının performanslarının, sağladığı başarılı geri dönüşlere damgasını vurduğu filmin, geride kalanında sizleri; 69 dakikalık şahane bir bölüm daha bekliyor olacak...
Güzel kurgusu ile kendini izleten bir film. "Acaba ne olacak", "Acaba nereye bağlanacak" diye kendi kendinize soruyorsunuz. Film kendini son ana kadar izletiyor. Ancak daha çarpıcı bir final, filme ekstra bir puan daha kazandırabilirdi.
Senaryosu cok ılgınc olmamakla bırlıkte işleyiş tarzı farklı.bazı sahnelerın gereksız ya da fazla uzun tutulmus olması sızı bıraz sıkabılır.Sanırım yönetmenın burdaki amacı filme doğallık katmaktı.Bence oyunculuğu asıl ii olan Ethan Hawke dı.Yorumlara baktığımızda coğu ınsan beğenmıs fakat puanı dusuk...Nerden baksanız bence de 7-8 puanı hakedıyor.
son zmaanlarda izlediğim en farklı en güzel filmlerden biriydi...eğer has bir sinema severseniz izleyin büyük zevk alırsınız ama eğer daha çok klasik amerikan gişe filmlerini seviyoranız zevk alamazsınız...84 yaşındaki sidney lumet i ayakta alkışlamak gerek oyuncuların performansları 4 4 lük senaryo kurgu herşey mükemmel haftlardır ilk kez 10/10 veriyorum bir filme
Bir film dibe vurmuş bir aileyi ancak bu kadar güzel ve çarpıcı anlatabilirdi sanırım.Gerçekten birçok sahnesiyle beynimde fazlasıyla yer edip etkilemeyi başardı.Her daim favorim olan Philip Seymour Hoffman oyunculuğu kusursuzdu.Ethan Hawke da kendini aşmış bir oyunculukla karşımızda.Albert Finney ve Marisa Tomei de aynı şekilde.Beklemediğim kadar güzel buldum filmi, izleyin.8/10
Bu film nasıl bu puanda olur anlamıyorum!Bence çok kaliteli bir film.Hikaye sizi baştan sona kadar bağlıyor,bir an bile filmden kopamıyorsunuz.Ayrıca Philip S. Hoffman ın oyunculuğuda herzamanki gibi etkileyici!
Bir çok filmde olduğu gibi bu filmdede puan saçmalığı ön planda filmin imdb puanı 7,5 anlaşılmayacak bir film de değil çok basit bir konusu var bu konu etrafında dönen trajik olaylar oyuncular her rolün hakkını vermiş Özellikle P. Seymuor Hoffman ayakta alkışlanacak bir oyun çıkartıyor.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.