yapılabilcek en rahatsız edici, en psikopat filmlerden birisi böyle bir filmide haneke’den başkası yapamazdı herhalde. film resmen izleyiciyle dalga geçiyor. oyunculuk performansları müthiş. özellikle psikopatlardan birinin kumandayı alarak zamanı geriye sardığı sahnede haneke seyirciyle kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor. izlenmesi gereken ama insanın asabını bozan bir film 8/10
Ağaçlar, çiçekler, kuşlar;Mozart, Vivaldi...Hayat o kadar güzeldi ki Georg, Anna ve biricik oğulları için.Tek dertleri ertesi gün düzenleyecekleri partinin hazırlıkları.Göl kenarındaki yazlıklarına gelen bu çekirdek aile cennette yaşamaktadırlar.Komşuları Eva ve Fred’in yanında gördükleri iki gencin hayatlarına girmesiyle cennet, cehenneme dönüşür.Yeşilliğin ortasında, kuş ve cırcır böceği seslerini arka fona alıp gerilim filmi yapmak pek de akıl karı değil doğrusu;lakin Haneke işin basitine kaçmayıp zor olanı başarmak istiyor ve bunun altından harikulade bir biçimde kalkıyor.Önce oturaklı bir senaryo için hazırlıklar yapılıyor.Peter eve gelip Eva adına yumurta istediği andan itibaren Haneke tuşa basıyor ve önceden hazırladığı menü, bir ziyafete dönüşüyor.(baba ve oğulun yelkenlerini tamir etmeye çalışırken düşürdüğü bıçak, dönüp dolaşıp finale doğru karşımıza çıkıyor.Bu da senaryonun nasıl ince detayına kadar tasarlandığının apaçık bir kan.tı.)Her filminde yaptığı gibi cevaplarla ilgilenmiyor Haneke.Film, sorular üzerine kurulu.(Georg, hemen ölmek istediğinde;Paul’un cevabı oldukça ba.ittir:Seyirci uzun metraj bir filmde mantıklı bir final bekler.Her ne kadar sorularımıza cevap bulamasak da, Paul’un seyirciyle sık sık diyaloğa girmesi gerilimin dozunu fazlasıyla arttırıyor.)Aslında Haneke, Paul aracılığıyla sık sık, bunun bir film olduğunu dile getirmekte.Lakin Paul’un seyirciyle diyaloğa girmesi, seyirciyi rahatlatmıyor;aksine daha fazla geriyor.Ve evet.’’Peki ya siz'Siz de iddaya var mısınız'Yoksa siz onlardan taraf mısınız?’’ diye sorduğunda biz de bu çekirdek ailenin korkularını paylaşıyoruz.Evet, bu cevaplar üzerine kurulu bir film değil;sorular üzerine kurulu...Filmin akışı sırasında sürekli, Paul ve Peter’ın yapmalarını istedikleri şeyi yapsalar hayatta kalırlar mı, sorusu yankılanıyor kafamızda.Bununla beraber Paul ve Peter’ın bazen kötü olmadıklarını da düşünmüyor değiliz.Ne de olsa ilk tokadı atan Georg’tu.Paul ve Peter’ın yaptığı tek şey bu bakımlı (sıfır kalori, hiç yağ yok) burjuva sınıfının şiddet dürtüsünü harekete geçirmek.Filmi izlemek için çok geç olabilir, ’’bahisler kapanmak üzere!...’’
funny games izlediğim en aykırı film diyebilirim. hollywood klişeleriyle bu kadar başarılı bir şekilde dalga geçebilmek her yiğidin harcı değildir. bu filmi izledikten sonra emin olun bu türdeki diğer filmler size artık hep sıkıcı gelecektir. izlemeden önce bir kez daha düşünün çünkü rüyalarınızda sizi yalnız bırakmayacak türden bir film.
Film bana Nocturnal Animals'ın giriş sahnesini hatırlattı,aslında Nocturnal Animals bu filmden esinlenmiş demek daha doğru gibi.Aynı şekilde gerim gerim gerildim.Filmin bir noktasına kadar güzel geçiyorken bu hikayeyi bir döngüye sokmak için yaşanan travmadan sonra aynı 2 psikopat karakterin yeniden kullanılması filmin duygusal bütünlüğünü bozmuştu bence.Ailenin kalanı için çok daha travmatik bir son bekliyordum bu filmden.Ama bir yandan da filmin sonlarında yaşanan "Gerçeküstü"olaylar tam da istendiği gibi filmin ayrı bir evreni olmasını sağlamış.Bir göl çevresi ayrı bir dünya,bambaşka bir evren ve baştan beri bu hikayenin ana karakterleri olan ikili bu hikayenin olmazsa olmazı.Aslında film son sahnesiyle bize bunun tek final olmadığını gayet açık söylüyor.Paul'un da değindiği gibi neyin gerçek neyin gerçekdışı olduğunu ne belirler? Bu gerçekten tek finalimiz miydi? Şiddettin anlamsız doğası ve şiddeti gerçek yapan nedir? İyi seyirler...
Oyunculuk kurgu fena değildi. Ben daha çok dördüncü duvarı yıktığını düşündüğüm için izledim ama alakası yoktu, kendimi filmin içinde bulamadım.. Şişkonun oyunculuğu güzeldi psikopatlığını bana hissettirdi. Şortlu eleman sinirlerinizi zıplatabilir. Çocuğun oyunculuğu vasatın altındaydı daha iyi oynasa film biraz daha farklı olabilirmiş.
Filmi az önce izledim ve hemen buraya koştum:)Bi çok kişinin tavsiyesi üzerine izlemiştim bunu ben daha farklı bir film bekliyordum açıkcası ama bu filmide çok beğendiğimi söylemeden geçemem..sinir bozucu bir filmdi..Piskopatımızın kameraya dönüp onları tutuyorsunuz dediği anda koptum zaten:) yönetmeni çok beğendim kubricks havası vardı kamerasında bence izlenilmesi gereken bir yapım..10/8.5
Yönetmenimiz "Michael Haneke" tüm zamanların en tapındığım 5 yönetmen listemin demirbaşlarındandır. Haneke sinemasıyla, sinema birikimine ve zekasına güvendiğim bir üstad aracılığıyla tanıştım. Yaa bana bir yönetmen öner ki : "Leş gibi Hollywood kokan filmler yapmasın, filmleri klişelerden klişelere koşmasın, filmlerinde ters köşeler olsun, filmleri "Otomatik Portakal" tadı versin; film bittikten sonra birkaç gün kendime gelemeyeyim ve son olarak da alternatif ve orjinal bir film izlemek isteyen herkese de şiddet ötesiyle tavsiye edebileyim" dedim. "Havada karada Michael Haneke" dedi... İlk Haneke deneyimim "La Pianiste"dir, sonrasında "Funny Games" ile müptelası oldum, "The Seventh Continent" ile de Haneke sinemasına tapındım resmen:) Lakin 3 Haneke filmi izleyip ruh sağlığınızı korumak çok zor, bünye kaldırmayabilir:)
Michael Haneke insanı germeyi çok iyi başaran bir yönetmen, felsefeci, büyük bir düşünür... Haneke'nin filmleri psikolojik işkencenin en sarsıcı örnekleri olarak adlandırılabilir ve orta sınıf ahlakını da son derece sert bir üslupla eleştirir, tüketim alışkanlıklarını yerden yere vurur, kimseye yaranmak gibi bir derdi yoktur:)
Hollywood ile kendi araçları ile dalga geçen bir yönetmen olan Haneke "Funny Games"te yine giydirmiştir Hollywood'a, 24 ayar bir ayar verip izleyiciyi tokatlayıp kendine getirmiştir...
Bi de o müzikler beni benden ayrıca aldı, hele o "Scream vokalli kuzeyli metali" da neydi yaaa öyle...
Özetle "Funny Games"i alternatif ve orjinal bir film izlemek isteyen herkese şiddet ötesiyle tavsiye ederim lakin hazmı zordur Haneke sinemasının, asabınızı bozar, sinirlerinize ve beyin kıvrımlarınıza güveniyorsanız buyrun izleyin ama çerez film ekolunden geliyorsanız uzak durmanızda fayda var:)
Haneke’den izleyici rahatsız eden,zorlayan enteresan bir film.Şiddet üzerinden masumiyeti sorgulayan film moderniteyi belirleyen unsurların şiddetin ana kaynağı oldugunu savunuyor.Medyaya karşı uyarıcı bir tavır olarak da okunabilir film.Haneke, filminin keskin duruşuyla seyirciyi olaylara tanık etmekten ziyade kendini sorgulamasını istiyor.Görülmesi gereken bir film...
Seyirciliyi cidden sinirlendirip muhteşem derecede geren bir film,Hele karakterin 4.duvarı ortadan kaldırıp seyirciyle konuşmasını mı,yaşananları geri almasını mı .... yönetmen resmen kafa bulmuş seyirciyle diyebilirim, izlenmesi gereken bir baş yapıttttttttt,9
Michael Haneke'nin sinemasını tanımamı sağlayan film olan 'Ölümcül Oyunlar', sanırım ilk izlediğim filmi olduğu için beni en çok etkileyen çalışması. Son derece sert, kimi planlarında zor izlenen, buna rağmen etkisinden kolay kolay kurtulamayacağınız bir film... (8/10)
hanekei ayakta alkışlıyorum bi kez daha.2007 yapımıyla diyologlar neredeyse aynı.ama bu filmde psikopatların kameraya dönüp seyirciyle konuşması çok etkileyiciydi,sinirden yerinizde oturamıyorsunuz.aldığı puanı fazlasıyla hak eden bi film.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.