Filmin konusu ilginçti, fakat filmin çoğu sahnesi klişelerle dolu geldi bana. Filmi izlerken hep bu numaraları daha önce görmüştüm havasına kapıldım. Oyunculuklar da klişeydi ayrıca. Böylesine güzel bir konu daha derin işlenebilirdi diye düşünüyorum. Filmin son 10 dakikasına kadar gece 12.00den sonra yayınlanan saçma bir tv filmi havasındaydı. Beğenmedim ve yönetmenine yakıştıramadım bu filmi.
Öldüren Sis genel anlamda insanı germeyi başaran ve felaket durumlarında insanların nasıl da vahşileşebileceğini çok güzel şekilde yansıtan bir film.Ancak filmin sonu insanı gerçekten çok sinir ediyor.Bu tarz korku filmlerini sevenler izleyebilir.Puanım 10/7
King uyarlamalarını pek sevmem.Fakat daha önce Esaretin Bedeli ve Yeşil Yol uyarlamalarına imza atan Frank Darabont işin içinde olursa izlememek olmaz.Çok başarılı bir psikolojik gerilim filmi.Dehşet dolu sahnelerle dolu olsa da korku fiminden ziyade kapana kısılmış insanların çaresizliğini,çıkışsızlığını ve bölünmüşlüğünü yansıtan yapımda bol bol yaratığa yer verse de insanların öldüğü bildik yaratıklı yapımlardan ziyade toplumsal eleştiri içeren bir anlatıma ağırlık vermiş.Filmin en etkiliyeci sahnelerinde korku ortamında medeni insanlar akıl ve sağduyuyu bırakıp yobaz düşüncenin esiri olup insanlıktan çıkıyorlar.Bu ortamda cemaatleşen topluluğun lideri dindar kadın rolünde Marcia Gay Harden son dönemin en itici ve rahatsız edici karakterinde çok başarılı.Oscarlı aktris rolünde öyle başarılı ki filmin asıl kötü adamı yaratıklar değilde kendisi oluyor bir süre sonra.Baştan sona izleyiciyi diken üstünde tutan ve bu sis dolayısıyla film ne zaman biecek dedirten yapım çok acıklı ve yürek burkan bir sahneyle bitiyor.Tavsiye edilir.
spoilerBeklentilerimden farkli bir konusu vardi. Aklimda düsündügüm kimyasal bir madde olabilecegiydi. Soluyan insanlar ölür Solumayan yasar. Dedigim gibi sasirtti beni The Mist. Sonu daha güzel bitebilirdi, alisilagelmisin disinda bir son tercih etmis yazar.spoilerStephan Kingin Romanlarindan uyarlanan filmler harkulade oluyor nedendir bilinmez...
Korku filmlerinden tatmin olmayanlara güzel bir seçenek olrak karşımıza çıkıyor. Son dönem ses efectleri ve bolca kanlı sahnelerle "korku filmi girişimleri"nden canı sıkılanlar izlemeli. Stephan King romanından uyarlarak hazırlanmış senaryonun sonu büyük bir hüsran.
Yönetmenimiz siyasete, dine, insanlığın gelişimi ve güvenlik ihtiyaçları açığa çıktığında nasıl gerilediğini yüzümüze vurmak ister gibi..
Stephen King geniş bir hayal gücünün olduğunu kitabında bir kez daha ispatlamış,açıkçası fil güzel fakat kitabı daha bir mükemmel bazı yerlerinde filmin sapmalar var fakat genel olarak iyi toparlanmış.İzleyin mutlaka özellikle Stephen King fabları için eşsiz olanlardan.
The Mist-Öldüren Sis, tipik bir Stephen King hikayesinden uyarlanmış sinemaya. Kitabını okumadığım için filmle ne derece örtüştüğü hakkında bir fikrim yok açıkçası, ancak epeyce bir metinde yönetmen -aynı zamanda filmin senaristi de oluyor kendisi- Frank Darabount’un hikayeye sıkı sıkıya bağlı kaldığını okuduğum; final hariç...The Mist, korku unsuru olarak korkunç ve ürkünç yaratıkları bolca kullandığı gibi kapana kısılmışlık, telefon ve internet gibi iletişim araçları olmadan yaşama gibi modern unsurlardan da fazlasıyla yararlanıyor. Aslında yaratıklar mı daha korkunç yoksa medeniyet araçlarının kullanım dışı olması mı kişiden kişiye değişir şüphesiz ama bana ikincisi daha korkunç geliyor...Filme yorum yazan birçok arkadaş final sahnesinin çarpıcılığından ve etkileyiciliğinden söz etmiş. Elbette buna katılmamak mümkün değil, finali bir hayli etkileyici ve çarpıcıydı doğrusu. Ancak ne yazık ki bu 'iyiydi' anlamına gelmiyor. Filmden sonra Serdar Kökçeoğlu’nun filmle ilgili yorumunu okdum ki kendisi de aynı şeyden söz etmiş yazısının sonunda. Yani açıkçası katılmamak mümkün değil, gerçekten de finaliyle kendi kalesine gol atıyor film. Özellikle, kapana kısılmışlığı reddedip kaçanların trajik sonu -ne şehittir ne gazi misali- buna karşılık kaçmayı reddedip bir meczubun etrafında kümelenip teslimiyetçi davrananların kurtulduğunu düşünmek benim açımdan çok sinir bozucuydu. Boşa izlemiş gibi hissettim filmi :)))
Film s. king filmi olduğu için onn filmlerini sevmeyenler bu filmi sevmeyebilir fakat orta dereceli bir TV filmi diyebilirim. Filmin en etkilendiğim sahnesi son kısmı oldu başka yerinde şaşırmadım en zevk aldığım kısmı orasıydı. Filmi sevmenşz için kendi yaratıcılığınızıda ortaya koyarak seyretmelisiniz aksi takdirde filmden bişi anlayamazsınız.Oyuncular ise okadarda iyi değildi dahada senginleştirilebilir kitbın dışına çıkılabilirdi ve daha sürükleyici olabilirdi. sonuç olarak 10/7 lik bir film.
kingin en iyi romanlarından biri olduğu için daha güzel bir film bekliyodum thomas jane güzel oynamış saşırtıcı bir final sahnesi ile sıradan bir fil olmaktan kurtulmuş yinede bir çok king romanının çok kötü sinmaya uyarlandığını düşünürsek güzel bir film diyebilirz
çok basit bir senaryo, 80-90lı yılların hikayeleri. zaten filmin kaliteli bir ürün ortaya ökoymak gibi bir derdi yok. filmin ana teması bir fanatik üzerinden yapılan din eleştirisi. filmi sadece görsel efektlerle izlenebilir bir hale getirmeye çalışmışlar. bilinçaltından, dinin insanları felakete sürükleyeceği mesajı veriliyor, her ne kadar bilinç üstünde biz dini kötülemiyoruz, sıkıntı uygulamanın yanlış olması denilse de. filmin sonunda da zaten bilimsel bir sonuçla bağlantı yapılarak her durumun bilimsel bir açıklaması vardır mesajıyla pekiştirme yapılmış. ne iyi kötü mücadelesi, ne uzaylı dünyalı. din ile aklın-bilginin karşı karşıya gelişi. komik tarafı ise bilgiyi savunanlar ise inançsızlıkları nedeniyle kendilerini ölüme terkediyorlar. adam oğlunu bile öldürüyor. sonuçta kazanan yok, herkes ölüyor.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.