En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Turgay Buğdacigil
Takipçi
2.455 değerlendirmeler
Takip Et!
2,5
29 Eylül 2025 tarihinde eklendi
Senaryosunu da kaleme alan Ömer Uğur'un, yönetmen koltuğunda da oturmak da olduğu "Eve Dönüş"; 100 yıllık Cumhuriyet mücadelesi tarihindeki, "en önemli" kırılma anlarından birisine tanıklık edilen...
İç acıtan görüntülerle dolu bir dönem draması olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde...
Son derece haklı bir biçimde...
Sibel Kekilli'ye "En İyi Kadın Oyuncu", işkenceci polis komiserini canlandıran Civan Canova'ya da "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu" ödüllerini kazandıran bu filme biraz daha yakından bakalım...
***
- Eylül başları 1980, İstanbul -
Gecenin, ağırlaşarak ilerleyen saatlerinde...
Güncel olarak sokaklar da...
Duvarlara yapılan, alışıldık nitelikteki bir yazılama ve afişleme çalışması esnasında...
Ellerindeki malzemelerle...
Ani bir polis baskınına maruz kalan sol görüşlü gençler...
Kaçarlarken, öncesinde el koydukları gece bekçisinin silahıyla...
Polisle çatışmaya girdiklerinde...
***
Dışarıdan gelen sesler üzerine...
TV izlerken uyuya kalan Mustafa'da (Memet Ali Alabora) birden uyanarak...
Oda da yanmak da olan ışıkları ve açık kalan TV'yi de kapattığı gibi...
Pencereden de olan bitene...
Göz ucuyla, şöyle bir bakar...
***
Ardından da...
Yürüyerek durağa gidip servis otobüsüne binerek...
Çalışmak da olduğu tekstil fabrikasının...
Gece vardiyasında işbaşı yaparken...
***
Yeni satın aldıkları ve kendilerince...
Paha biçilemez değerdeki CRT nitelikteki televizyonun borçları nedeniyle...
Sürekli fazla mesai yapan, kendisiyle farklı vardiyadaki karısı Esma (Sibel Kekilli) ile hiç görüşemiyor olmalarının yanı sıra...
Küçük kızları Elif'in de (Gizem Taştan)...
Anneannesi (Perihan Savaş) ve Kore gazisi dedesi Sacit (Savaş Dinçel) ile beraber yaşamak mecburiyetinde kaldığını...
***
Fabrikadaki, yoğun sendikal ve siyasal örgütlenme girişimlerine rağmen Mustafa'nın...
Arkadaşı Cahit'le (Cengiz Küçükayvaz) beraber...
Sendika baş temsilcisi Nuri'yi de (Necmettin Çobanoğlu) kızdırmak pahasına...
Sendikadaki toplantılara katılmak yerine kahvehanede okey oynayıp...
Ziyadesiyle apolitik takıldıklarını...
***
Ama...
İşin daha da kötüsü...
Mustafa'nın başının...
Bir yıldır kendilerini tahliye etmek isteyen ev sahibi Mahmut (Can Kolukısa) ile dert de olduğunu da öğreniriz...
***
Derken...
Yaklaşık bir aydır...
Para biriktirmek gayesiyle...
Vardiya, vardiya...
Ve...
Mesai, mesai koşuşturmaları sebebiyle...
Bir türlü bir araya gelemeyen Esma ile Mustafa geceyi birlik de geçirip...
Güzelce bir hasret giderirlerken...
***
Aynı gece...
Yani 12 Eylül 1980 gecesi, sabaha karşı...
Ülkede askeri bir darbe yapılarak yönetime el konulur...
***
El konulur konulmaz da...
Ertesi işbaşı günü sendikacı Nuri ve Güler (Seçil İssi) ile...
Bu tür işlerle yakından ilgilen öteki işçiler...
Fabrikanın kapısındaki kimlik kontrolünde, birer birer göz altına alınarak...
Askeri araçlara doldurulurlarken...
***
Çok geçmez...
Asılsız bir ihbar sonrasında...
Gece yarısı yapılan bir polis baskınıyla da...
Karısı ve korkarak ağlayan kızının gözleri önünde...
Örgüt üyesi, solcu teröristlerden "Şehmus" olduğu suçlamasıyla...
Yaka paça tutuklanan Mustafa'da...
İşkence edilerek sorgulanmak amacıyla emniyete götürülür...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 31...
***
Elbette Ömer Uğur'un...
Benzer nitelikteki bir faşizan vahşeti...
Pinochet Şili'sindeki, "Tony Manero" (2008), "Post Mortem" (2010) ve "No"dan (2012) oluşan muhteşem bir üçlemeyle...
Tüm dünyanın gözlerine sokabilen, Pablo Larraín kıvamındaki bir sinemacı olmadığını biliyoruz...
***
Fakat yine de...
12 Eylül günlerinin psikolojisinin, sadece sınırlı bir kesimiyle de olsa yeterince hissettirildiğini düşündüğümüz filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; sıkılmadan izleyeceklerinden kesinlikle emin olduğumuz...
70 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Filmin siyasi dertlerine katılıyorum. Yönetmenle senaristle aynı düşünüyorum. Ama film maalesef kötü, oyunculuk kötü, diyaloglar kötü, karakterler gerçekçi değil. Skeç gibi.
Daha iyi anlatılabilirdi bu etkili konu.. konusunun altında ezilen bir film eve dönüş.. hatta zaman zaman sıkıldığımı bile söyleyebilirim... sonuç olarak vasat bir film
Güzel bir film olmuş. Kekili acemi olsa da, zaman zaman Alabora rolden kopsa da filmin geneli iyi. Özellikle konu, ilerleyiş, bağlantılar güzel, Komiserin performansı harika. Tek başına filmi seyrettiriyor. Özellikle tam bugünlerde filmi seyretmek çok anlamlı. Darbecilerin yargılanmadığı bir Anayasa ayıbından kurtulmak çok güzel. Seyredilesi bir film kısaca.
Yakın dönem tarihimizin karanlık bir sayfasını gözler önüne seren muhteşem bir çalışma. Özellikle Civan Canova (Komiser) oscarlık bir performans ortaya koymuş. Çiçek Taksi dizisinde oynarkende izlemiştim. Fakat oyunculuğunu ve karakterini çok beğendiğim M.Ali Alaboranın filmin bazı sahnelerinde çuvalladığını üzülerek söylemem gerek. Yalnız filmin yönetmenininde bu olayları birebir yaşadığı gözönüne alındığında bence filmde ki Mustafa karakteri gibi özdeşleşerek senaryoyu pasifize etmiş görünüyor. Yinede Ömer Uğuru bu cesaret ve azminden dolayı takdir ediyorum. Her Türk vatandaşının mutlaka izlemesi gereken filmlerin başında geliyor.
izlediğim ve gerçekten etkilendiğim en iyi türk filmlerinden biriydi.yürek burkan bir hikaye.gerçeklen gözler önüne seriliyor.alaborayla birlikte kekilli de oldukça başarılı.
film oyunculuk ve konu itibarı ile eksiklikler içersede izlemeye değer yinede Ama şunu anlamıyorum elimizde bu kadar fazla konu bu kadar yaşanmış olay ya herşeyden önemlisi tarihimiz varya bunlar varken neden Türk Sineması bu kadar geride...
tek kelimeyle mükemmel.. sonunda ağlamayacak insan çok nadir bulunur bence. kesinlikle izlenmeli ve o dönemi yaşamalı. eve dönüş 80 dönemini müthiş yansıtmış. film izlerken hem sinirden hem de üzüntüden ağlatacak kadar harika.
Film konusuyla izlenmeyi hak ediyor ama maalesef oyunculuklar çok vasat. Mehmet Ali Alabora yer yer kendisini kurtarsada, Sibel Kekilli tam bir felaket bence. Çok merak ediyorum memlekette başka bayan oyuncu yokmuyduyda Sibel Kekilliyi oynatmışlar. Bu seçimin amacının sadece ses getirmek olduğu o kadar aşikarki. Bir çok arkadaşında belirttiği gibi Türkçe oynamak konusunda o kadar yetersizki. Ana dili Türkçe olan birini oynatmak akıllarına gelmemişmi diye sorasım geliyor ama az öncede dediğim gibi amaç farklı işte. Hiç değilse oynadığı karakterin bir Almanya geçmişi falan olsaymış bari. Almanyadan gelen bir kızı oynayabilriid. Bir yerde buna değinilseydi en azından bir mazeret olabilridi. Neyse... Altan Erekkli dışında oyunculklar maalesef iyi değil. Civan Canovayı öven bazı arkadaşlar var ama ben oyununu çok abartılı buldum. Film genel olarak izlenmeyi hak ediyor. En azından anlatmak istedikleri uğruna izlenebilir.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.