İzlerken senaryo gediklerine çok takıldım açıkçası.Derek Cianfrance'in on yıldan fazla bu senaryoyla uğraştığını ve sonucunda da tam olarak tamamlayamadığını,bazı bölümleri sette doğaçlama bitirdiğini biliyoruz ki zaten bu yüzden sırtını daha çok görselliğe dayıyor.Üst düzey başrol oyuncularıyla iyi bir film neticede ama yine de fazla abartmamak gerek.
İyi günde,kötü günde diye bana söz verdim.İşte bu benim kötü günü bir şans ver.. Ryan Gosling ve özellikle Michelle Williams'ın saf ve gerçekçi oyunculukları ile öne çıktığı film bir ilişkinin iyi ve kötü günlerini arada geri dönüşlerle harmanlayarak anlatı açısından değerlendirildiğinde en gerçekçi aşk filmlerinden biri olduğu kesin.
Michelle Williams ve Ryan Gosling’in başrolünde olduğu 2010 yapımı bu romantik-dram filmi, birbirleriyle sorunlar yaşayan evli bir çift hakkında. Bu çift bu sorunların üstesinden gelmeye çalışırken başka sorunlar ortaya çıkıyordur ve bir yandan da bebeklerine göz kulak olmaya çalışıyorlardır (konuyu ancak böyle özetleyebildim).
Öncelikle filmdeki performansları çok beğendim. Michelle Williams zaten bu filmle Oscar adayı olmuştur. Her ne kadar Oscar’lık bir performans olmasa da, oldukça gerçekçi bir performans sergilediği kesin. Ama Ryan Gosling bu filmde harikaydı. Karakterini çok iyi yansıtmış ve ortaya da çok etkileyici bir performans çıkmış. Özellikle de bu ikilinin birbirleriyle olan kimyaları epey başarılıydı.
Ayrıca filmin bazı farklı temaları işlemesi de oldukça ilginçti. Son zamanda çıkan romantik filmlere karşı daha gerçekçi ve cesur bir iş çıkmış.
Ama bu filmi herkes kadar sevmediğimi belirtmeliyim. Bunun ana nedeni de, filmin çoğu kısmının pek ilgi çekici olmaması. Evet, filmin muhteşem performansları ve güzel sahneleri var ama hikayenin bir yerden sonra nereye gideceğini biliyorsunuz doğrusu. Yani filmi izlerken sıkılmıyorsunuz ama bir süreden sonra çiftin yaşadığı sorunlar sizi biraz bayıyor.
Ve bu filmin de birkaç tane kafa karıştıran sahnesi vardı. Bunlardan en büyüğü de yapılan flashbackler. Filmi anca 45 dakika izledikten sonra araya flashbacklerin girdiğini fark ettim. Bu çifte yapılan flashbackler ile günümüzdeki hallerinin birleşmesi ortaya güzel bir sonuç çıkarsa da, en başlarda bu ritme ayak uyduramıyorsunuz.
Genel anlamda Blue Valentine kötü bir film değil. Sadece izlenebilirliği olan, güçlü performanslar ve başarılı sahneler içeren, dönüp de bir daha izlemeyeceğim bir film. Eğer sadece bu tarz filmleri seviyorsanız izlemenizi tavsiye edebilirim.
oyunun aktörlerinin daha önce böyle bir iliski yasadiklarina yemin edebilecegim kadar gerçekçiydi .Iliskilerinin bitisi ciddi agirlikta bir mesaj tasiyor
Blue Valentine, konusu ve senaryonun gidişatı ile kendini diğer aşk filmlerinden ayırmıştır. Bilindik aşk filmlerindeki gibi vıcık vıcık aşk kokmasa da güzel bir filmdir.
filmde oyuncular sanki kameraya çekildiklerinin farkında deil gibi oynamışlar.O kadar doğal ve hayatın içinden bir film.Yetişkinler için söylüyorum;izleyebileceğiniz herhangi bir sahneyi mutlaka yaşamışsınızdır.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.